Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, 1986-1987 eğitim öğretim yılında 177 öğrenci ve 8 programla ilk eğitimine başlar. Okulun başında Yüksekokul Müdürü olarak Prof. Dr. Abdürrahim Korukçu hoca vardır.
O dönemin hemen ardından ülkemizdeki üniversite-sanayi iş birliğinin ilk protokolü Uludağ Üniversitesi ile Koç Holding arasında (TOFAŞ ve Ford) imzalanır. O işin başında da okul müdürü olarak Abdürrahim Hoca vardır. Korukçu Hoca uzun yıllar Ziraat Fakültesi dekanlığı da yapar.
2004-2008 yılları arasında Gemlik Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu Kurucu Müdürlüğü ve Rektör Danışmanlığı görevlerinde bulunur. Gemlik-Sunğipek Asım Kocabıyık Yerleşkesini planlayarak bütünüyle geliştirir, Uludağ Üniversitesi Gemlik Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu, Hukuk Fakültesi, Denizcilik Yüksekokulu ile Sosyal Tesisler, Öğrenci Yurtları ve Öğrenci Merkezi’nin hayata geçmesine katkı sağlar.

Bundan yaklaşık 18 yıl önce 2008 yılında Abdürrahim Hoca üniversiteden ayrılırken kendisini Borusan Holding kurucusu rahmetli Asım Kocabıyık eşi Nurhan Kocabıyık ile birlikte ziyaret eder. Üniversite sonrası ne yapmak istediğini sorar. Abdürrahim Hoca da bir şey planlamadığını söyleyince Asım Bey, ‘bizim vakfımız bünyesindeki kurumların eğitim konusundaki kalite çalışmalarını yürütmenizi istiyorum’ der. O gün başlayan bu yolculuk bugün Borusan Kocabıyık Vakfının Eğitim Koordinatörü olarak devam eder.
1992 yılında kurulan Borusan Kocabıyık Vakfı ülkemizde üç üniversite ile iş birliği içindedir. Bunlar Bursa Uludağ Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’dir. Ayrıca bünyesinde çeşitli kreşler, eğitim kurumları da bulunan vakıf, tarım kökenli bölgesel kalkınma noktasında Asım Beyin doğduğu köyün çevresindeki beş köyde kalkınmaya yönelik projeler de yürütmektedir.

ABDÜRRAHİM KORUKÇU HOCA NE DEDİ?
Geçtiğimiz günlerde Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Borusan Kocabıyık Vakfının katkılarıyla tamamlanan Hukuk Fakültesi Kütüphane ve Sosyal Yaşam Merkezi, düzenlenen törenle hizmete girdi. Bu törene Borusan Kocabıyık Vakfı Temsilcisi olarak Prof. Dr. Abdurrahim Korukçu da katıldı. Hukuk Fakültesi Kütüphane ve Sosyal Yaşam Merkezi’nin açılış töreninde kütüphanelerin eğitim ve kültür hayatındaki önemini anlattı. Uzmanlık alanının su ve sulama mühendisliği olduğunu belirten Korukçu, Asım Kocabıyık’ın eğitim alanındaki katkılarını “saklı su” benzetmesiyle ifade etti ve şöyle dedi:
“Bizim için dünyada ‘saklı su’ dediğimiz, erişilmesi güç olan sular vardır. Asım Bey de bizim için Bursa Uludağ Üniversitesinde bir ‘saklı su’dur. Arjantinli yazar Jorge Luis Borges kütüphaneleri ‘cennet’ olarak nitelendirir. Yazar kütüphane memurluğundan dünyanın en büyük edebiyatçılarından biri konumuna gelir. Anımsatmak isterim ‘Okumanın Tarihi’ adlı eserini de okumanızı tavsiye ederim.

Kütüphanelerin tarih boyunca bilgiye erişim ve eğitimin gelişmesindeki yerine değinen Korukçu, İran’da 1000’li yıllarda kurulan gezici kütüphaneyi örnek gösterdi. Dönemin baş vezirlerinden birinin 400 deve ile taşınan yürüyen bir kütüphane kurduğunu belirten Korukçu, “Her bir deve bir kütüphane gibi çalışıyordu. O zamanın şartlarında alfabetik sıraya göre dakikalar içerisinde aranan kitap hemen getirilip ilgiliye verilebiliyordu. O dönem 400 deve üzerinde 117 bin cilt kitap taşınıyor ve gittiği yerlere beraber götürülüyordu.” ifadelerini kullandı.

(İran/Pers 10’uncu yüzyılda veziriazamı olan Abdul Kasım İsmail)

SON SÖZ
Törende Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, Hukuk Fakültesi Kütüphanesi ve Yaşam Merkezinin üniversiteye kazandırılmasına katkıları bulunan Borusan Kocabıyık Vakfı adına Prof. Dr. Abdürrahim Korukçu ve Serdar Özkaleli’ye plaket takdim etti.
Kütüphane, kitapların ve diğer bilgi kaynaklarının düzenli bir şekilde saklandığı, okunduğu ve ödünç verildiği yer (kitaplık) anlamına gelir. Kelime kökeni olarak Farsça ve Arapça kökenli “kütüb” (kitaplar) ile Farsça “hane” (ev) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur, yani “kitapların evi” demektir.
Dünyanın resmi olarak en büyük kütüphanesi, Amerika Birleşik Devletleri‘nin başkenti Washington D.C.‘de bulunan Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) olarak kabul edilmektedir. 178 milyondan fazla esere ev sahipliği yapar. Yaklaşık 470 farklı dilde kaynağı bünyesinde barındırır.
Dünyanın bilinen ilk ve sistemli kütüphanesi, bugün Irak sınırları içerisinde yer alan antik Ninova (Musul) kentinde kurulmuştur. MÖ 7. yüzyılda (yaklaşık MÖ 668–627 yılları arasında), Asur İmparatorluğu‘nun ünlü kralı Asurbanipal tarafından kurulduğu için Asurbanipal Kütüphanesi olarak anılır. Kütüphanede kağıt yerine çivi yazısıyla yazılmış 30.000‘e yakın kil tablet bulunuyor. Bu tabletler arasında tıp, astronomi, din ve hukuk metinlerinin yanı sıra ünlü Gılgamış Destanı’nın en eksiksiz nüshaları da yer alır.
Türkiye‘nin en büyük kütüphanesi, Ankara‘da bulunan Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi‘dir. 125.000 metrekarelik kapalı alana sahip olan kütüphanede 5 milyondan fazla basılı kaynak ve yüz milyonlarca dijital materyal yer almaktadır. Aynı zamanda tek seferde 5.000 ziyaretçiye hizmet verebilecek kapasitededir.
Evet, kitapsız ve kütüphanesiz kalmayın. Bu arada Borusan Kocabıyık Vakfı’nı da kutluyorum.