Dünya Ticaret Örgütü‘nün (World Trade Organization – WTO) bünyesinde kurulan Ticaret ve Çevre Komitesi (Committee on Trade and Environment – CTE) Cenevre’de Dünya Ticaret Merkezi binasında bir toplantı düzenledi. Bu forum yani Ticaret ve Çevre Komitesi (CTE), ticaret politikaları ile çevre politikalarının birbirini nasıl etkilediğini inceleyen daimi bir forumdur. Bilindiği gibi Dünya Ticaret Örgütü 1 Ocak 1995 tarihinde Marakeş Anlaşması ile kurulur.
CTE Tematik Oturumu, “Ticaretle ilgili iklim önlemleri, birlikte çalışabilirlik ve kalkınma yönleri dahil (CTE Thematic Session on Trade-related Climate Measures, including Interoperability and Development Aspects)” başlıklı bir oturumdu.
Burada açılış konuşmalarının ardından sabah iki oturum düzenlendi. İlk oturum TrCM‘lerin (iklim mekanizmalarının) birlikte çalışabilirliğine dair anlayışımızı genişletmek (karbonla ilgili önlemlere odaklanarak) başlığını taşıyordu.
Sabah ikinci oturumda ise “Düzenleyici tasarım seçimleri, uygulama ve izleme, raporlama ve doğrulama (MRV) sistemleri için çıkarımlar” konusu konuşuldu.
Öğleden sonra da “Uyumlulukta karşılaşılan zorlukların üstesinden gelebilecek ve iş birliğini artırabilecek araçlar, mekanizmalar veya çerçeveler içeren geliştirme yönleri” tartışıldı.
Sabah ikinci oturumda “Düzenleyici tasarım seçimleri, uygulama ve izleme, raporlama ve doğrulama (MRV) sistemleri için çıkarımlar” konusundaki konuşmacılardan birisi de Bursa’dandı.
Bursa KalDer Şubesi Başkanı ve Borçelik Yönetim Sistemleri Direktörü Serkan Ürkmez’di. Serkan Ürkmez o toplantıda “Ticaret bağlantılı iklim önlemlerinde birlikte çalışabilirlik (Interoperability in Trade Related Climate Measures)” başlıklı bir sunum yaptı. Ürkmez sunumunu şu vizyon cümlesi ile bitirdi:
“Karbon sistemlerinin tam bir uyum içine getirilmesinin zor olduğu bir dünyada, ortak vizyon; küresel iş birliği (birlikte çalışılabilirlik) ve ticaretle ilgili iklim önlemlerinin daha fazla hizalanması (birbiriyle uyumlu hale getirilmesi) olmalıdır.”
Toplantı sonrası Serkan Ürkmez şunları söyledi:
“28 Eylül de İsviçre/Cenevre’de, Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Ticaret ve Çevre Komitesi’nin (Committee on Trade and Environment) düzenlediği ticaret ile ilgili iklim mekanizmaları (TrCM) hakkında tematik toplantıya katıldım. Toplantının gündemi ‘Trade-related Climate Measures, including Interoperability and Development Aspects/ Ticaret bağlantılı iklim önlemlerinde birlikte çalışabilirlik’ idi. Toplantı da Türkiye demir-çelik sektörü ve Borçelik adına görüşlerimi paylaşma fırsatı buldum.
Toplantının ana gündemlerinden biri, dünyada hızla gelişen Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS), karbon vergileri ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmaları gibi ticaretle ilişkili iklim uygulamaları arasında veri, metodoloji, izleme, raporlama ve doğrulama sistemlerinin nasıl daha uyumlu hale getirilebileceğiydi. WTO’nun da oturumda özellikle çelik sektörü üzerinden, farklı sistemler arasındaki uyum ve şirketlerin karşılaştığı uygulama zorluklarını ele alması önemliydi.
Bugün dünyada henüz tek bir küresel karbon fiyatlandırma sistemi bulunmuyor. Aksine farklı ülkeler kendi sistemlerini geliştirmeye devam ediyor. Dünya Bankası’nın 2026 verilerine göre dünyada 87 doğrudan karbon fiyatlandırma politikası uygulanıyor ve bu sayı artmaya devam ediyor. Bu sistemler bugün küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %30’unu kapsıyor. (Dünya Bankası).
Bizim açımızdan bu dönüşüm içinde özellikle iki düzenleme öne çıkıyor: 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemine geçen AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve bu yıl yönetmeliği yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi.
Farklı sistemlerin varlığı bir gerçek. Bu nedenle sistemler arasındaki geçişkenliğin (interoperability) artırılmasını çok önemli görüyorum. Bir sistem için hazırlanmış ve doğrulanmış verinin, kullanılan metodolojilerin ve doğrulama sonuçlarının diğer sistemlerde de mümkün olduğunca kullanılabilmesi; şirketlerin tekrarlayan iş yükünü ve maliyetlerini azaltacağı gibi daha şeffaf ve adil bir uluslararası ticaret ortamının oluşmasına da katkı sağlayacaktır.
Ben de konuşmamda Türkiye’deki mevcut uygulamalardan, özellikle demir-çelik üreticilerinin karşılaştığı zorluklardan ve bunlara ilişkin politika önerilerimizden bahsettim. Özellikle AB CBAM kapsamında Türkiye için kullanıldığı varsayılan değerlerin Türk çelik sektörünün gerçek üretim yapısını daha doğru yansıtması, ürün karbon ayak izlerinin farklı üretim rotaları ve kullanılan hammaddeler bazında ayrıştırılabilmesine imkan verilmesi ve doğrulama kapasitesinin yalnızca AB merkezli kuruluşlarla sınırlı kalmaması gerektiğine ilişkin görüşlerimi paylaştım.
İklim politikalarının ticaret üzerindeki etkisi giderek büyüyor. Önümüzdeki dönemde yalnızca yeni sistemlerin kurulmasını değil, bu sistemlerin birbirleriyle ne kadar uyumlu ve geçişken çalışabildiğini de en önemli gündem maddelerinden biri olarak göreceğimizi düşünüyorum.”
SON SÖZ
Alanı ne olursa olsun, Bursa‘dan insanların ulusal ve özellikle uluslararası bazdaki etkinliklerde yer alması kentimizin ve ülkemizin tanıtımına katkı sağlar.
Borçelik Yönetim Sistemleri Direktörü ve KalDer Bursa Şubesi Başkanı Serkan Ürkmez’i böyle bir etkinlikte ülkemizi, kentimizi ve firmasını temsil ettiği için kutluyorum.


