“Son Yaprak”, kısa öykü türünün büyük ustalarından O. Henry‘nin 1907 tarihli The Trimmed Lamp and Other Stories koleksiyonunda yayınlanan kısa öyküsüdür. İlk kez 15 Ekim 1905‘te New York World‘de yayınlanır.
Yazar William Sydney Porter (11 Eylül 1862 – 5 Haziran 1910) öykü ve şiirlerinde O.Henry takma adını kullanır.
Hikâye, zatürre salgını sırasında Greenwich Village’de geçer. Zatürreden ölmekte olan komşu genç bir sanatçının hayatını, ona yaşama isteği vererek kurtaran yaşlı bir sanatçının hikâyesini anlatır. Penceresinden, sonbahar kışa dönerken, yakındaki bir duvarda büyüyen yaşlı bir sarmaşık görür ve son yaprak düştüğünde öleceği düşüncesini kafasına yerleştirir. Yapraklar gün be gün düşer, ancak son yalnız yaprak birkaç gün boyunca orada kalır ve bu da ona iyileşmek ve hayatını yaşamak için motivasyon verir. Hasta kadının sağlığı hızla düzelir. Hikâyenin sonunda, her zaman başyapıt bir resim yapmak isteyen ancak hiçbir zaman başarılı olamayan yaşlı sanatçının, gece duvardaki bir yaprağı büyük bir gerçekçilikle resmetmek için hatırı sayılır bir zaman harcadığını öğreniriz. Dahası, yaşlı sanatçının kendisi de ıslak ve soğukta dışarıdayken kaptığı zatürreden ölür.
“Son Yaprak” öyküsünün geçtiği yer, New York’taki Greenwich sanatçı kolonisidir. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca, yoksul bir aydın yerleşiminden dünyaca ünlü bir sanat merkezi ve turistik cazibe merkezine dönüşür.

Evet, bu öyküden niye söz ettim?
Güzin Abraş, Bursa’nın yakından tanıdığı bir isim. Kimisi televizyon ekranından kimisi iş dünyasındaki çeşitli etkinliklerin sunumundan kimisi yaptığı kurumsal filmlerden tanıyor. Ben yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir bir meslektaşım, bir dönemler çalışma arkadaşım olarak tanıyorum.
Sevgili Güzin, bu yıl 28.ci yaşında olan ONKODAY için bir belgesel hazırladı. Belgesel ONKODAY’ın 28 yıllık öyküsünü anlatıyor. Bir saat 10 dakika sürüyor. Belgeselin adı Son Yaprağın Resmini Yapmak. Kendisi bu belgeseli kurgularken O.Henry’nin Son Yaprak isimli öyküsünü uyarlayarak adeta tema olarak kullanmış.
Bilindiği gibi ONKODAY/ Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği kurulduğundan bu yana bedensel açıdan sağlıklı gönüllülerimizin de katılmasıyla daha kalabalık ve daha güçlü bir kadroyla yoluna devam ediyor. Amaçları; kanser tanısı aldıktan sonraki zorlayıcı yolda bulunan hasta ve yakınlarıyla sosyal ve ruhsal dayanışmayı sağlamak, bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak, kanser hakkında toplumsal bilinç düzeyini arttırmaktır.

GÜZİN ABRAŞ VE SON YAPRAĞIN RESMİNİ YAPMAK BELGESELİ
Güzin Abraş belgeseli şöyle anlatıyor:
“Son yaprağın resmini yapmak, adlı belgeselimizde ONKODAY ‘in 1997 yılından bu yana yaptığı çalışmalar anlatılıyor. Senaryosu ve yönetmenliği bana ait. Kamera Hakan Serpen ve Orhan Balaban’a, post prodüksiyon Mustafa Aptioğlu’na ait.
Belgeselde 40 ‘dan fazla kişinin yıllar içinde ONKODAY ile olan ilişkisi ve katkılarıyla ilgili görüşleri yer alıyor. Süresi 1 saat 10 dakika. Belgesel adını aldığı bir hikaye ile başlıyor. Hikayemiz şöyle; hasta bir adam hastane penceresinden görünen bir ağacın yapraklarının düşüşünü izlemektedir. Kendini ağacın son yaprağı düştüğünde öleceğine inandırmıştır. Bu duygusunu ressam bir arkadaşıyla paylaşır. O gece arkadaşı ağacın arkasındaki duvara bir dal ve yaprak resmi yapar. Ve elbette o yaprak hiç düşmez. Hasta adam ise yaprağın düşmemesinin verdiği moral ile iyileşir. Biz de diyoruz ki ONKODAY de son yaprak hikayesinde olduğu gibi güç verir kanserli hastalara.
Bu arada belgeselde ONKODAY ‘ın 28 yıllık arşivi taranarak eklenen nostaljik görüntüler de yer alıyor.”

Son Yaprağın Resmini Yapmak, belgeseli 21 Ekim Salı günü Konak Kültür Merkezi’nde saat 19.00’da yapılacak kokteyl ardından izleyici ile buluşacak.
SON SÖZ
Evet, ben Güzin Abraş’ı ONKODAY’in 28 yıllık öyküsünü kayıt altına alıp, belgeselleştirdiği için kutluyorum. Kendisi uzun yıllardır ONKODAY’e gönüllü destek vererek, geliştirdiği projelerle derneğe katkılar koyuyor.
Başta ONKODAY Kurucu Başkanı Prof.Dr. Kayıhan Engin hocayı anarken, ondan görevi devralan ve yıllardır  bunu başarı ile sürdüren Füsun Önen olmak üzere, Güzin Abraş’a ve onun gibi yıllarını ONKODAY’e veren hocalarımız, hemşirelerimiz ve diğer gönüllülere teşekkür ediyorum.