Cumartesi günü Almira Otel’de Bursa ve Havacılık üzerine bir toplantı vardı. Bursa eski milletvekili Op.Dr. Mustafa Esgin’in girişimleri ile ‘Bursa’nın Yeni Vizyonu: Bursa Havaalanı/Havayolları’ başlığıyla güzel bir toplantıya tanık olduk.
Bundan iki yıl önce Mustafa Esgin’in girişimleri ile kurulan Bursa Havayolları Çalışma İstişare ve Girişim Grubu; tamamen gönüllü insanlardan oluşuyor. Bünyesinde havacılık sektöründen deneyimli insanlar, yine sektörde deneyimli emekli bürokratlar, sektöre ilgi ve yatırım yapan iş insanları, turizm profesyonelleri bulunuyor.
Toplantıya Oman Air Yönetim Kurulu Üyesi ve THY eski Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, Bursa eski milletvekili ve Doruk Hastaneleri sahiplerinden Op. Dr. Mustafa Esgin, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Bursa İl Turizm ve Kültür Müdürü Dr. Kamil Özer ile birlikte Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Müdürü Hüseyin Buran, Bursa Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtma Şube Müdürü Ercüment Yılmaz, GÜMTOB Başkanı Buğra Artıç ve diğer ilgililer katıldı.
Toplantıda konuşulanlardan söz etmeden önce sizlere kısaca Bursa ve Havacılık sektörünün tarihinden söz etmek istiyorum.
BURSA VE HAVACILIK TARİHİ
İznikli Hipparkhos veya Nikaialı Hipparkhos (MÖ 190 – MÖ 120) bir Yunanlı astronom, coğrafyacı ve matematikçiydi. Anadolu’daki Nikea (bugünkü İznik) kentinde doğdu. Yaşamının büyük bölümünü Rodos’ta geçiren ve orada ölen Hipparkhos, daha çok yıldızlara ilişkin gözlemleriyle tanındı. Ayrıca trigonometrinin kurucularından biri olarak kabul edilir, ancak en çok ekinoksların devinimini tesadüfen keşfetmesiyle ünlüdür. Ekinoksların devinimi dünyanın dönüş ekseninin, tıpkı dönen bir topacın yavaşlarken yaptığı gibi, yavaş ve konik bir şekilde sallanmasıdır.

BURSA VE EMRULLAH ALİ YILDIZ DİYE BİRİ
Genelde tarih sayfaları içinde kalmış birçok alanda gerek ilklere imza atmış gerekse bazı icatlarda bulunmuş saklı kahramanlarımız vardır.
Bursa’nın havacılık tarihine baktığımızda gözümüze çarpan önemli isimlerden biri de aynı zamanda bir mucit olan Emrullah Ali Yıldız’dır.
Emrullah Ali Yıldız Vidinli bir baba ve Kafkasyalı bir annenin oğlu olarak 1909 yılında Bursa’da dünyaya gelir. 1926’da 17 yaşında iken Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.) tarafından İstanbul Yeşilköy’de açılan Tayyare Makinist Mektebine girer. 1927 yılında okulu birincilikle bitirir. Okul Hava Kuvvetlerine makinist yetiştirmek üzere açılmış Küçük Zabit (Astsubay)
okuludur. 1928 -1931 yılları arasında Eskişehir’de Askeri Hava Okulu Hazırlama Bölüğünde Tayyare Makinisti olarak Hava Kuvvetleri emrinde mecburi hizmetini yapar. Sonra istifa eder ve Bursa’ya gelir.
Bursa’ya dönen E. Ali Yıldız kardeşlerinin yanında fotoğrafçılığa başlar. Ancak havacılık aşkı içinde yaşamaya devam eder. 1934 yılında Bursa Halkevi tarafından kurulan havacılık kulübünün kaptanı E. Âli Yıldız’dır. Zaten o tarihte üzerinde çalıştığı “Bursa Yelkenlisi” adını verdiği planörü yapması bu kulübün kurulmasını sağlar.
Tamamen kendi düşüncesi ve parasıyla yaptığı Bursa Yelkenlisi ile Ziraat Mektebi yakınlarında uçuş tecrübeleri yapmaya başlar. Bursa’da kendi tasarımı ve kendi imalatı olan kendi olanakları ile bu planörü 1932 yılında yapar.
Emrullah Ali Yıldız Bursa’da Halkevleri bünyesinde kurulan Motorsuz Tayyare Kulübü’nün kaptanlığını yapar. Emrullah Ali Yıldız, Bursa’da planörünü gece gündüz iki yıl süren bir çalışmayla tamamlar. Bu planör dünyada yelken kanat olarak tabir edilen hava aracının ilklerindendir.

Basın tarafından Bursa yelkenlisi adı verilen bu hava aracının gövdesi 6 metre, bir kanattan diğer kanata uzunluğu ise 12 metredir. Bu olay yerel basının dışında ulusal basında da haber olur. 24 Şubat 1935 tarihli Akşam Gazetesi’nin 6. sayfasında şunlar yazar:
“Emrullah Ali Yıldız’ın dört yıldan beri kafasında tasarlanan tayyare, iki yıl süren geceli gündüzlü çalışma neticesinde meydana gelmiştir. Parasıyla ve tek başına çalışarak yapmıştır. Planları, tipi, her şeyi kendisine aittir. Bu planörün diğerlerinden farkı vardır. Yerden kalkıp, havalanması için bir başka motorlu hava aracıyla çekilmesi gerekmez. Hareket etmek için yerden kendi kuvveti ile kalkar.”
29 Ağustos 1936’da tek kişilik planörle 18 saat 35 dakika havada kalma rekorunu kırar. Bu Türkiye’deki ilk havada kalma rekorudur. 12 Haziran 1938’de iki kişilik planörle yanında muallim adayı Sezai Göksu ile 14 saat 20 dakika havada kalarak, 13 saat 59 dakikalık dünya rekorunu kırar.
Ayrıca Emrullah Ali Yıldız bugünün paraşütçüleri tarafından kullanılan modern otomatik paraşüt açma aletinin örneğini 1940’lı yıllarda yapar. Bu cihaz paraşütlere takılmak vasıtasıyla paraşütçü emniyet mesafesine geldiğinde onun müdahalesini gerektirmeden otomatik olarak paraşütü açan bir alettir. Test sonuçları başarılı olur ve kendisine Türk Hava Kurumu tarafından İhtida beratı (dönemin patenti) verilir. Ama üretim için destek sağlanmaz.
Sonuçta bu buluşun 31 Temmuz 1952’de imzalanan bir protokol ile tüm hakları, Amerika Birleşik Devletleri’ne devredilir. Variable Propeller Mechaanism for Winged Aircraft için yaptığı icadı, ABD patent ofisine 302.046 seri numaralı başvuru ile yapar. Böylece buluş çok komik bir bedele (1 USD) Amerika’nın olur.
Planör test ederken bu başarısı basına yansır ve konu Türk Hava Kurumu’nun ilgisini çeker. Kurum tarafından Ankara’ya davet edilir ve kurumda çalışmaya başlar. Emrullah Ali Yıldız 22 Mayıs 1935’de kendisini daha 19 gün önce kurulmuş olan Türkkuşu’nda bulur.
10 Temmuz 1935’te Sabiha Gökçen ve yedi arkadaşının da bulunduğu grupla Rusya’ya havacılık eğitimine gönderilir.
Yurda dönüşlerinde artık öğretmen olmuşlardır. 1936-1941 yılları arasında THK
Türkkuşunda uçak ve planör pilotluğu ile paraşütçülük / model uçak eğitimleri verir. Havacılık kariyerinin yükselişi ise Öğretmenlik, Başöğretmenlik, İnönü Yüksek Planör Kampı Müdürlüğü, Etimesgut Uçak Fabrikası Tecrübe Pilotluğu (1941- 1949) olarak devam eder. Burada THK-1’den, THK-15’e kadar uzanan üretilmiş uçakların ilk uçuş testini yapar.
İLK SİVİL HAVAYOLLARI
Ülkemizde özel sektör tarafından ilk sivil hava yolu İstanbul’da 29 Kasım 1954’te
Türk havacılığının önemli ismi Vecihi Hürkuş tarafından kurulur. Bu ülkemizin
ilk özel hava yolu şirketi Bursa ve çevresine seferler düzenlerken, zaman zaman da reklam amaçlı broşürlerin havadan dağıtımını yapar, zaman zaman da zirai ilaçlama konusunda hizmet verir.
Hürkuş havayolları 10 uçaktan kuruludur. Bursa – İstanbul, Aydın – İzmir ve İzmir – Milas seferleri yapar. Daha sonra bu sefer sayısı arttırılır. İlk olarak THY’nin uçuşlardan kaldırdığı 8 uçağı Ziraat Bankası kredisi ile satın alır ve THY’nin sefer yapmadığı yerlere seferler yapmaya başlar. Hürkuş hava yolları üst üstte yaşanan talihsiz bazı kazaların üzeri-
ne zor duruma düşer.
Uçakların ödemeleri ve sigorta masraflarını karşılayamayacak hale gelir. 1959 yılında bu zorluk had safhaya çıkar ve 1959 yılında uçuş izinleri iptal edilince firma kapanmak zorunda kalır.

BURSA VE TÜRK HAVA YOLLARI
70’li yılların başlarında Türk Hava Yolları F-27 tipi uçaklar ile günde 4 kez düzenlediği İstanbul – Bursa seferlerini 1974 yılında bu uçakların hizmet dışı kalması ile F-28 tipi uçaklarla yapmaya başlar.
Ancak Bursa Hava alanı jet motorlu F-28 tipi uçakların iniş ve kalkışlarına elverişli değildir. Bu uçakların bu hava alanına uygun olmaması yıllar geçtikçe seferlerinin azaltılmasına sebep olur. 1974 yılında günde 3 sefer yapılıyorken 1975 yılında günde 1 sefere, 1976 yılında haftada 3 (hafta sonları) sefere, 1977 yılının başlarında ise haftada 2 sefere iner. Ve nihayetinde 1977 yılı yaz sezonu programında Bursa sefer programında yer alamaz.
BURSA HAVA YOLLARI DOĞUYOR
1970’lerin ikinci yarısında iş adamı Ali Osman Sönmez bir proje başlatır. Türkiye’nin ikinci özel hava yolu girişimi Bursa Hava Yolları (BHY) adını taşır. Projenin geliştirilmesi için THY’nin Yönetim Kurulu eski Başkanlarından Ağasi Şen ile modacı Zeynep Tunusluoğlu’ nun babası Mustafa Kemal Tunusluoğlu çalışmalara başlar. BHY resmi olarak 6 Nisan 1977’de 50 milyon liralık sermaye ile kurulur. Şirketin ortakları Bursa Ticaret Odası, Aksoylar, Şükrü Şankaya ve Şener Makine’dir.
Nisan ayı geldiğinde Ulaştırma Bakanlığı’ndan ticari uçak işletme ve Türkiye’deki hava limanlarına konma, konaklama izinleri alınır.
İlk etapta kısa uçuşlar için İngiltere’de Alidair’den wet lease yani ekibiyle birlikte Viscount 708 tipi uçak kiralanır. BHY renklerine boyanan uçak, 22 Mayıs 1977’de Bursa’ya gelir. Ancak kısa pist performansı yeterli görülmeyince G-ARGR tescilli uçak, 5 Haziran 1977’de
geri gönderilir.
Uçak arayışlarını sürdüren şirket, sonunda daha küçük, çift motorlu İspanyol CASA şirketinin tasarladığı C212-100 Aviocar uçağında karar kılar. Ağustos 1977’de filoya katılan iki uçağa TC-AOC ve TC-AOS tescilleri verilir. Bursa’dan İstanbul, Ankara, İzmir uçuşlarının yanı sıra BHY, Kıbrıs’a da charter yani tarifesiz uçuşlar yapılır.
1980 yılına gelinirken THY’de ciddi bir grev ortaya çıkar. BHY, hemen harekete geçer. Kiralanacak uçaklar Türkiye – Almanya arasında yolcu taşıyabilecektir. Douglas DC-8 tipi uçaklardan üç adet kiralanır. Bu uçaklar TC-JBV (DC-8-21), TC-JBY (DC-8-52) ve TC-JBZ (DC-8-52) tipindedir. Ancak grev beklenenden kısa sürer. THY’nin Almanya hattına geri dönmesiyle yükselen bilet fiyatları rekabet nedeniyle düşer. Bu durum BHY için kötü günlerin başlangıcıdır. Mayıs 1981’de seferler durur. Bir ay sonra da banka uçaklara haciz koyar. DC-8 jet yolcu uçakları kiralanan şirketine dönerken, C212’lere ise el konulur. Alıcı bekleyen uçaklara yeni müşteri çıkmayınca, Ali Osman Sönmez, C212’leri yeniden satın alır. Bu sefer
Sönmez Havayolları’nı kurar. Uçaklar bir süre daha kullanıldıktan sonra yerini Shorts tipi 33 koltuklu turboprop yolcu uçaklarına bırakır. Ancak Sönmez Havayolları, operasyonlarını 2000’li yılların başında durdurur.
DENİZ UÇAĞI DENEMESİ
Bursa ile İstanbul arasındaki hava ulaşımı tarihsel süreç içerisinde hep aksayarak
devam eder. Bursa Hava Yolları’ndan sonra 2013 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleriyle Bursa – İstanbul arasında deniz uçağı ve Helitaksi seferleri başlar. Bu seferlerin süreç içerisinde getirmiş olduğu mali yükler Büyükşehir Belediyesi bütçesinde büyük zararlara yol açınca 2018 yılı başı itibariyle Deniz Uçağı ve Helitaksi’nin çalışmaları durdurulur.

NASA’DAKİ İLK TÜRK: BURSALI İSMAİL AKBAY
Amerikan Ulusal Uzay ve Havacılık Ajansı kısa adıyla NASA’da çalışan ilk Türk, Bursa Mudanya’da 1930 yılında doğan İsmail Akbay’dır. Çiftçi bir ailenin çocuğu olan İsmail Akbay, Bursa Erkek Lisesi ve Haydarpaşa Lisesinde geçirdiği orta öğretimin ardından yüksek öğrenim için etrafındakilerin topladığı parayla Amerika’ya gider.
Tennessee Üniversitesinde eğitim görmek üzere ABD’nin Cookeville şehrine yerleşir. Burada aldığı fizik eğitiminde de fark yaratır ve gözleri üstüne çekmeyi başarır. Ondaki ışığı fark edenlerden biri de ünlü roket bilimci Dr. Wernher Von Braun olur. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’ye giden Braun, İsmail Akbay’daki ışığı fark eder ve onu Marshall Uzay Merkezi’nde yürütülen Apollo Saturn V-S1C roketinin F1 motoru entegrasyon çalışmalarını gerçekleştirecek mühendis ekibine seçer. Akbay aynı zamanda Apollo – Soyuz Test Projesi’nde Saturn 1B/H-1 motor entegrasyon çalışmalarına da öncülük eder.
İnsanlık 1969’da Ay’ın yüzeyine iner. Bu tarihi çalışmanın gerçekleşmesini sağlayan isimlerden biri de katkılarıyla saygı duyulan, NASA’nın unutulmayacaklar listesinde bulunan Bursa Mudanyalı İsmail Akbay’dır. Akbay, NASA’daki ilk Türk olmakla övündüğü gibi mütevazı kişiliğiyle de hayranlık uyandıran bir kişidir.
İsmail Akbay’ın bir hayali ülkesi için, ülkesinin fırsat verilmeyen gençleri için bir şey yapmaktır. Prof. Dr. İsmail Akbay, Apollo 11’in başarılı geçen operasyonu sonrası ideallerini gerçekleştirme yolunda ümitlenir ve hemen bir sene sonra, 1970’te Türkiye’ye gelir. Akbay, Mudanya’ya ulaşmak için tam 4 saat vapur yolculuğu yapar. Bu vakit kaybı onun bir siteminin tarihe not olarak düşmesine neden olur:
“Mudanya’ya ulaşmak için 4 saat vapur yolculuğu yapmak yerine Apollo 11 ile Dünya’yı 4-5 kez dolaşırdık…”
Ülkesi ve gençler için neler yapabileceğini düşünen Akbay’ın aklına iş insanı arkadaşı Kaya Tuncer gelir. Kendisine bir uzay kampı kurması teklifini yapar. Böylece 1996 yılında İzmir’de ESBAŞ Uzay Kampı’nın temelleri atılır.
İsmail Akbay, Alabama’nın Huntsville kentinde bulunan evinde çıkan yangında önce eşini alevlerin arasından alarak dışarı çıkarır. Köpeğinin de evin içinde olduğunu anlayan 73 yaşındaki Akbay, içeri tekrar girer ancak bu kez çıkamaz. Dumandan zehirlenerek hayatını kaybeder. İçeri giren görevliler onu bulduğunda köpeği kucağındadır.

TÜRK KARTALI AQUILA
Bu arada Gökçen Holding bünyesindeki B Plas şirketi, Alman Uçak firması AQUILA’yı 2016 yılında satın alır. Firma imalatına Almanya’da devam eder.
Bu konu ile ilgili ilk çalışmalar Orhan İğrek’in başkanlığını yaptığı Bursa Sanayi ve Ticaret Odası, Savunma ve Havacılık Kümesi ile başlar. Bu küme dört yıl konuyu araştırır.
Savunma fuarlarından Boeing fabrikasına, Airbus’a kadar, birçok ortamda inceleme yapılır. Sonunda 2015’de Berlin’de 260 uçak üretmiş, her türlü sertifikaları olan AQUILA şirketi bulunur.
Yılda 26 uçak yapma kapasitesi olan ve yüzde 100 kompozit gövdeli 105 KW motorlu, çağdaş bir eğitim uçağıdır, bu uçak. Sonuçta bu firma Gökçen Ailesi tarafından satın alınır. AQUILA 2 kişilik bir uçak ama 4 ve 6 kişilik için de çalışmaları devam ediyor.
Uçağın uçuş mesafesi 1150 km. Ayrıca 750 kilo ağırlıkla uçabiliyor ve 250 metreden havalanabiliyor. 1 saate 19 litre benzinle uçabiliyor. Benzer uçaklara göre ciddi anlamda tasarruflu bir uçak. Tamamen kompozit bir ürün olarak ortaya konur.
Süreç içerisinde bu uçağın üretiminin Bursa’da da yapılacağı Gökçen Ailesi tarafından açıklanır. Halen Almanya’da üretimine devam eder.

MUSTAFA ESGİN’İN GİRİŞİMLERİ İLE TOPLANTI
Bursa Havayolları Çalışma İstişare ve Girişim Grubu ev sahipliğinde, kenti hem lojistik hem de yolcu uçuşlarında merkez haline getirmek üzere ‘Bursa’nın Yeni Vizyonu: Bursa Havaalanı/Havayolları’ başlığıyla toplantı gerçekleştirildi.
MUSTAFA ESGİN NE DEDİ?
AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, 27’nci Dönem AK Parti Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin, toplantının açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bursa çok önemli bir şehir. Türkiye’nin dördüncü, ihracatın ikinci büyük şehri. Özellikle yapılan otoyolla birlikte İstanbul ile entegrasyon sürecinde. Daha ulaşılabilir bir şehir olma yolunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tabii burada otoban, Osmangazi Köprüsü önemli bir gelişme oldu. Önümüzdeki yıl hızlı tren ve hızlı trenle birlikte havalimanımıza Türkiye’de ilk defa istasyon verilmesi, 2028 yılında bitecek olan Bandırma Liman bağlantısı aslında Bursa’yı lojistik kent bağlantısı haline getiriyor. Bunun yanında Bursa Havalimanı’nı lojistik ulaşımında ön plana çıkartıyor. Ama tabii 3,5 milyon nüfusun yaşadığı bir şehirde ve İstanbul’daki hava trafiğinin de artmasıyla biz aslında bir mottoyu ortaya koruyoruz. Bir kere Yenişehir’de bulunan Bursa Havalimanı, Bursa’nın tek havalimanıdır.
Yenişehir Havalimanı’nı yeterince tanımıyoruz. Sosyal medyada ulu orta yorum yapan arkadaşların birçoğunun Bursa Havalimanı’na bir kez bile gitmişliği yok. Havalimanı aslında dünyanın birçok merkezindeki örneklerle kıyaslandığında makul uzaklıkta. Yıldırım’dan yaklaşık 40 kilometre, Osmangazi’den 30 kilometre, Nilüfer’den ise 55 kilometre mesafede. 2000 yılında uçuş trafiğine açılan Bursa Havalimanı’nın 2 pisti bulunuyor. Pist uzunluğu 3 kilometre, genişliği ise 30 metre. Orta ve büyük gövdeli uçakların inişine elverişli bir yapıya sahip. Dünyanın en büyük kargo uçaklarından biri de bu havalimanına inmiştir.
İstanbul’un artan bu trafik yoğunluğunda da en yakın ve doğru alternatifidir aslında. İstanbul’un üçüncü havalimanıdır diye biz bu vizyonu tanımlıyoruz. Bugüne kadar AJet başta olmak üzere tarife uçuşlarımız süregeldi. Aramızda da çok önemli misafirimiz var; İlker Aycı. Milletvekilliği dönemimde de yakın temaslarımız oldu. Bursa Havalimanı’nın açık tutulmasında, ayakta kalmasında ve yeni seferlerin eklenmesinde kendisinin desteklerini gördük. Ona çok teşekkür ediyoruz. Bugün de Bursa’da bu vizyonu tanımlamak ve Bursa kamuoyuna mâl etmek, bu süreci aktive etmek için çalışma yaptık.
Üsküp, Filibe, Sofya ve Saraybosna gibi şehirlerle mutlaka Bursa’dan uçuşların gerçekleştirilmesi gerekiyor. Ayrıca İtalya, Fransa, Almanya ve Rusya da uçuş planlamasında ilk sırada yer almalı. Turizmci arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalarla bu destinasyonları da belirlemiş olduk.”

DR.KAMİL ÖZER’İN SÖYLEMLERİ
Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Bursa Yenişehir Havalimanı’nın kent için önemine vurgu yaparak kentin bir adım ileriye gitmesi adına çaba sarf eden Bursa Havayolları Çalışma İstişare ve Girişim Grubu Üyelerine ve kent yönetiminde yer alan kurum ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti.
ERCAN ÖZEL NELER SÖYLEDİ?
Yenişehir Havalimanı’nın son dönemde yürütülen çalışmalarla yeniden canlandığını belirten Yenişehir Başkan Ercan Özel, şunlara değindi:
“Yenişehir Havalimanı 2001 yılında uluslararası statü kazandı ancak yıllarca hak ettiği düzeyde kullanılmadı. Bugün itibariyle 5 farklı ile ve Almanya’daki iki noktaya sefer düzenleniyor ama bu yeterli değil. Potansiyelimizi tam anlamıyla kullanmak zorundayız. Yenişehir, sadece Bursa’nın değil, Marmara Bölgesi’nin havayolu kapısı olmaya adaydır. Yenişehir’in coğrafi avantajları ortadadır. İlçenin kara, deniz, raylı sistem ve hava yolu bağlantılarıyla güçlü bir lojistik merkez olma potansiyeli vardır.
Lojistik merkezleri açısından gerekli olan dört temel faktörün tamamı Yenişehir’de mevcut. Serbest ticaret bölgesi ve kargo üssü kurulması yönünde planlamalar yapıyoruz. Çinli firmalar dahi Bursa Yenişehir Havalimanı’nı kullanarak günde 60 kargo uçağı indirmek istiyor. Bu da bölgenin uluslararası ölçekteki cazibesini gösteriyor.
Bugün attığımız adımların meyvelerini 10 yıl sonra değil, çok daha kısa sürede alabilmek için koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Her şey hazır; yeter ki doğru zamanda, doğru hamleleri yapalım.”

MEHMET YILDIZ’IN BAKIŞI
Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Bursa’ya herkesin borçlu olduğunu hatırlatarak, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bursa’nın dünyayla entegre olması ve doğrudan bağlantı kurabilmesi, hem turizm hem de ticaret açısından büyük önem taşıyor. Kentlerin birbirleriyle rekabet ettiği bir ortamda, Bursa stratejik bir konuma sahip.
Ben Gaziantep doğumluyum. 23 yaşında Bursa’ya geldim, şu an 59 yaşındayım. O dönem Bursa’ya baktığımda, Antep’ten Bursa’ya baktığımda Bursa adeta Şampiyonlar Ligi’ndeydi. Ama şimdi, birçok kent Antep’i Konya’sı, Kayseri’si hatta Diyarbakır ve Mardin’i turizm açısından söylüyorum Bursa’yı çok geride bırakıyor.
Marmara Bölgesi’nin yaklaşık 35 milyonluk nüfusunun tam merkezinde yer alan şehir, ticareti, kültürü, sanatı, kültürel mirası ve tarihiyle çok değerli bir lokasyon. Bu kentte yaşayan insanlar, karar vericiler, liderler, iş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticilerin Bursa’ya bir borcu bulunuyor ve bu borcun ödenmesi gerekiyor. Bu borç Bursa’da aşını, işini ve eşini bulan herkesin borcudur.
35 milyonluk bir nüfusun merkezinde bulunan Bursa dünyayla bağlantı kurabilmeli ve küresel düzeyde rekabet edebilmek için hava yolu ulaşımına sahip olmalıdır. Burada her açıdan havayolu taşımacılığı kritik bir rol oynar.”

İLKER AYCI’NIN KONUŞMASINDAN NOTLAR
Oman Air Yönetim Kurulu Üyesi olan İlker Aycı, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Bursa’da olmaktan mutluluk duyuyorum. Bursa’ya bu havalimanını kazandıran ve onun aktif hale gelmesinde emeği geçen, sayın vekilim gibi şehrin önde gelen isimlerinin katkıları tartışılmaz. Onların vizyonu sayesinde Bursa, havacılıkta da adından söz ettiren bir şehir haline geldi. O günlerde olduğu gibi bugün de istişarelerimiz sürüyor, çünkü ben hâlâ havacılık sektöründeyim. Şu anda Umman Sultanlığı’nın resmî hava yolu şirketi olan Oman Air’de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Ayrıca havalimanları yönetim kurulunda da yer alıyorum. Dünyanın farklı bölgelerinde havacılık, lojistik ve kargo üzerine çalışmalar yürütürken, yeniden Bursa’ya davet edilmek ve hatırlanmak benim için çok değerli oldu.
Bu konuşmaya ne başlık koysam diye düşündüğümde aklıma ilk gelen şey şu oldu: Bağlantı gücüyle yükselmek. Yani, Bursa’dan Türkiye’nin yeni ulaşım hikâyesi yazılacaksa, bu bağlantı gücüyle yükselen bir şehrin hikâyesinin vizyonunu yazmak demektir. Çünkü bir şehrin gücü, bağlantı kalitesi ve dünyayla entegrasyonu ile ölçülür. Şehrin diğer şehirlerle, ikincil merkezlerle olan bağlantı kalitesi, üretim gücünü dünyaya en hızlı, en konforlu, en çabuk, en ucuz ve en rekabetçi şekilde ulaştırma anlamına gelir.
Bursa, üretim gücü açısından çok güçlü bir şehirdir; tekstiliyle, otomotiviyle, yedek parça sanayisiyle, makine sanayisiyle, tarımıyla ve turizmiyle her şeyiyle farklıdır. Üretim gücü tartışılmaz, ihracat gücü tartışılmaz. Ama bugün tartışmamız gereken konu, sayın vekilimin ve arkadaşlarının işaret ettiği gibi çok doğru bir konu: Hava bağlantısını bu şehirde nasıl kuracağız ve şehrin lojistik gücünü nasıl güçlendireceğiz? Hem yolcu hem kargo olarak hizmetler açısından dünyaya en hızlı entegrasyonu nasıl sağlayacağız? Şehirleri sadece yollar birleştirmez; şehirleri birleştiren hikâyelerdir. Bu yolları bağlayan hikâyelerdir. O şehirlerin vizyonudur. Bursa’nın hikâyesi, şüphesiz şehri diğer üretim ve tüketim merkezlerine bağlayacak önemli potansiyeli taşımaktadır.
Biz, İstanbul’un yanında sadece İstanbul’u beslemekle görevli bir şehir olamayız. İstanbul’un yanında akıllı bir lojistik üs olarak konumlanmış bir Bursa olacağız. Rekabetçi bir Bursa. Örnek vereyim: Dünyada, büyük merkezlerin hemen dibinde konumlanmış ve bu merkezlerin yanında kimliğini, gücünü, varlığını, rekabet gücünü, sanayisini ve ticaretini ortaya koyabilmiş şehirler var. Mesela biri: Hong Kong. Bugün dünyada hava kargonun çıkış yaptığı en büyük noktadır. Ama onun hemen yanında Shenzhen vardır. O şehir son çeyrek yüzyılda adeta bir teknoloji merkezi oldu.
Bursa güçlü sanayi potansiyeline rağmen hava ulaşımında hak ettiği konuma ulaşamadı. Bursa şehri Marmara’nın akıllı bağlantı üssü haline gelebilir. Bursa’nın gücü sanayiden gelir ama geleceği bağlantı gücünden geçer. Entegrasyon yoksa verimlilik yoktur; verimlilik yoksa rekabet gücü yoktur.
Ayrıca Bursa Havalimanı’na entegre bir hızlı tren durağı vizyonu bile şehrin ulaşım altyapısında büyük fark yaratacaktır. Bursa’yı da yıllık 250 bin yolcu sayısından başka bir seviyeye taşıyabiliriz.
Eğer buradaki imkanları sağlarsak, Pegasus dahil diğer havayolu şirketleri de burayı daha yoğun kullanacaktır. ”

SON SÖZ
Yaşam hızla akıp gidiyor. Bu akış içinde kimileri her şeyi kendi için yaparken kimileri de asıl görevleri olmadığı halde içinde bulunduğu iklimi iyileştirme noktasında durumdan görev çıkartıyor.
İşte burada içinde bulunduğu iklimi iyileştirmeye yönelik durumdan görev çıkartanlardan biri 27. Dönem milletvekillerinden Op. Dr. Mustafa Esgin. Kendisi bir hekim ve cerrah. Bursa’da özel hastaneleri var. Buna rağmen içinde bulunduğu iklimde Bursa’nın yatak sayısının yetersizliğini göz önüne alarak Şehir Hastanesi’nin oluşumundan, Ali Osman Sönmez Hastanesi’nin oluşumuna kadar sağlık ile ilgili konulara koşturuyor.
Bu yetmiyormuş gibi milletvekili seçildiği günden beri, milletvekilliği dönemi bitmesine rağmen kentin ulaşım sorunları peşinde koşuyor. Bunlardan biri de yıllardır uğraştığı Yenişehir (ben artık ona Bursa Havaalanı diyeceğim) Bursa Havaalanı.

Mehmet İlker Aycı, THY’de en uzun süre Yönetim Kurulu Başkanlığı ve İcra Kurulu Başkanlığı yapan bir isim. THY’ye önemli katkıları oldu. Esgin’in davetiyle bizlerle buluştu. Onun konuşmasını dinlediğimde ise karşımda sanki Bursa’da doğmuş, burada okumuş, burada çalışan bir Bursa sevdalısı konuşuyormuş gibi geldi. Göz temasından, interaktif konuşmaya; tonlamasından, bilgi birikimine kadar çok iyi bir hatip. Zaten hatipliğinin dışında kariyeri de ortada. Bursa’ya gönül vermiş herkesimn konuşmaısnı dinlemesini isterdim.

Evet, cumartesi günü Esgin’in davetiyle bizlerle beraber olan Mehmet İlker Aycı’yı tanımak yeni bilgiler ve yeni bakışlar edinmek benim için güzel oldu. Bursa için koşturan, emek harcayan, proje üreten, bakış açısı sunan herkese bu köşeden teşekkür ediyorum.

İyi ki varlar.