Tanrıça Gaia (Tanrıdoğum mitlerinin ilk tanrıçası), Yunan mitolojisinde yeryüzünü simgeleyen “Toprak Ana” ve yaşamın kaynağı olan kadim tanrıçadır. Gaia hipotezi (teorisi) ise incelendiğinde dünyayı canlı ve cansız unsurların (hava, deniz, kaya) denge içinde yaşadığı tek bir organizma gibi görür.” Bu teori, ekolojik dengeyi ve sürdürülebilirliği, doğa ile uyum içinde yaşamayı vurgular. Özetle Gaia, bütün varlıkları kendi çocukları gibi besleyip bakan bir tanrıçadır. Bütün her şey ondan türemiştir ve ölünce yine ona dönecektir.
Sürdürülebilirlik düşüncesinin 19. yüzyıl başlarında literatürde somut olarak kendini göstermeye başladığını görürüz.
İngiliz tarım uzmanı Arthur Young (11 Eylül 1741- 12 Nisan 1820), Britanya Adaları’ndaki seyahati sırasında, tarımsal toprakların komünal sistemle işlenmesinden bireysel sisteme geçilmesi ile birlikte, tarımsal ürün miktarında ve verimlilikte sürekli artış sağlandığını görür. Bu durumdan hareketle, sürdürülebilirlik düşüncesi ile ilintilenebilecek görüşlerini 1804 yılında yayımladığı General View of Agriculture of Hertfordshire/ Hertfordshire Tarımına Genel Bakış adlı kitapta açıklar. Özetle “Yarın da varlığını devam ettirmek” olarak tanımlanabilecek, sürdürülebilirlik düşüncesiyle ilgili ilk yazılı kaynaktır.
Alman İdari Bilimler Enstitüsü’nden Hermann Hill 1993’deki, “Die Neue Verwaltung Nachhaltige Entwickeln/ Yeni yönetimi/idareyi sürdürülebilir şekilde geliştirmek isimli çalışmasında Almanya’da Baden bölgesinde 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında Karaormanlar’ın yok edilmesini önlemek amacıyla çıkartılan yasalardan söz eder. Bu yasalar bu alandaki ilk yasalar gibi algılanabilir. Bir yandan odun ihtiyacını karşılamakta sürekliliği sağlamak, diğer yandan da ormanların rüzgarı önleme, su ihtiyacını karşılama ve dinlenme alanları olma özelliklerini korumak için ortaya konulur. Buradaki temel mantık bugünün ihtiyaçlarını gözetmemek, tersine ormanların daha sonraki kuşaklara da hizmet etmesini sağlamak üzere hep yeniden üretilmeleri gereği üzerine kurgulanır.

1950’li yıllarda H. S. Gordon, A. D. Scott ve M. D. Schaefer, “azami sürdürülebilir ürün’’ kavramı ile balıkçılık sektörünün azami faaliyet düzeyini daima koruyacak biçimde planlı ve düzenli bir biçimde faaliyette bulunması gerektiğini dile getirir.
1962 yılında Amerikalı deniz biyoloğu, yazar ve çevreci Rachel Louise Carson (1907-1964) vefatından kısa bir süre önce kaleme aldığı ve çevresel kirlenmeyi konu alan Silent Spring (Sessiz Bahar) adlı çalışması, batı dünyasında büyük yankılar uyandırır. Dikkatleri mevcut sanayileşme süreçlerinin çevreye verdiği zararlar üzerinde yoğunlaştırır
Global boyutta ilk toplantıda 5-16 Haziran 1972 tarihleri arasında, Stockholm‘de gerçekleştirilen BM İnsan Çevresi Konferansında (Stockholm Konferansı), sosyo-ekonomik yapıları ve gelişme düzeyleri farklı olan birçok ülke, “çevre” konusunda ilk defa bir araya gelir. Konferans sonunda, BM İnsan Çevresi Bildirisi kabul edilir.

BRUNDTLAND RAPORU
Bunun ardından Brundtland Raporu olarak da bilinen Ortak Geleceğimiz/Our Common Future, Ekim 1987′de Birleşmiş Milletler tarafından Oxford University Press aracılığıyla yayınlanır. Bu yayın, eski Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland‘ın Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu (WCED) Başkanı rolünün tanınması adına düzenlenir.
Brundtland Komisyonu‘nun misyonu şudur:
“Kritik çevre ve kalkınma sorunlarını yeniden gözden geçirmek ve bunlarla başa çıkmak için yenilikçi, somut ve gerçekçi eylem önerileri formüle etmek;
Çevre ve kalkınma konusunda uluslararası iş birliğini güçlendirmek ve mevcut kalıplardan kopabilecek politika ve olayları gerekli değişim yönünde etkileyebilecek yeni iş birliği biçimlerini değerlendirmek ve önermek;
Bireyler, gönüllü kuruluşlar, işletmeler, enstitüler ve hükümetler tarafında eylemle ilgili anlayış ve bağlılık düzeyini artırmak.”
Süreç adım adım gelişir. Uluslararası İklim Zirveleri ile global ısınma, ozon deliği, kutupların erimesi, hava kirliliği, temiz su sorunu gibi çeşitli sorunlar arka arkaya gündeme geldiğinde, sürdürülebilirlik kavramı günümüzde bir Sine qua non/Olmazsa olmaza dönüşür.
Konuyu fazla uzattık. Gelelim günümüze.

BUİKAD SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU
Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) ilk ‘Sürdürülebilirlik Raporu’nu, kamuoyuyla paylaştı.
BUİKAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve basın mensuplarının katılımıyla düzenlenen lansmanın açılışında konuşan BUİKAD Başkanı Şeyda Şençayır, ilk ‘Sürdürülebilirlik Raporu’ kamuoyuyla paylaşıyor olmanın sevincini yaşadıklarını vurguladı.
Sürdürülebilirliği bir kavram olarak değil, kurumsal yapının, kültürün ve liderlik anlayışının ayrılmaz parçası olarak gördüklerini belirten Şençayır, özetle şunları söyledi:
“BUİKAD’ın sürdürülebilirliğinin en güçlü dayanaklarından biri takım çalışması ve güçlü aidiyet duygusudur. Bu da yönetim kurulları, komisyonları ve üyeleri arasında kurulan güçlü iletişimi, ortak akılla karar alma kültürü ve kapsayıcı liderlik anlayışıyla desteklemelerinden kaynaklanır.
Raporumuz, Birleşmiş Milletler’in ortaya koyduğu 17 sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda şekillenmiş olup, BUİKAD’ın yürüttüğü projeler, farklı alanlarda yarattığı sosyal etkiyle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan toplam 11’ine katkı sağlıyor. Derneğin çalışmaları özellikle Nitelikli Eğitim (SKA 4), Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (SKA 5), İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme (SKA 8) ile Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı (SKA 9) hedeflerinde yoğunlaşıyor.

SKA 1 “Yoksulluğa Son”, SKA 3 “Sağlık ve Kaliteli Yaşam”, SKA 4 “Nitelikli Eğitim”, SKA 5 “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”, SKA 8 “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme”, SKA 9 “Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı”, SKA 10 “Eşitsizliklerin Azaltılması”, SKA 11 “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar”, SKA 12 “Sorumlu Üretim ve Tüketim”, SKA 1 “İklim Eylemi” ve SKA 17 “Amaçlar için Ortaklıklar” anlamına geliyor.
Sürdürülebilirliği kadınların karar alma mekanizmalarında daha güçlü yer aldığı, topluma değer katan ve ekolojik sınırları gözeten bütüncül bir yaklaşım olarak görüyoruz.
Hazırlanan rapor kadın girişimciliğini güçlendiren programları, gerçekleştirilen iş birliklerini, kapasite geliştirme çalışmalarını ve sürdürülebilirlik odağını paydaş kapitalizmi yaklaşımı doğrultusunda tüm paydaşlar için uzun vadeli değer yaratma perspektifiyle ortaya koyuyor. Rapor aynı zamanda BUİKAD’ın etki alanını daha görünür kılmayı ve geleceğe yönelik ışık tutmayı amaçlayan stratejik bir rehber niteliği taşıyor.”
Başkan Şençayır sözlerinin devamında, raporun hazırlanmasında emeği geçen her biri kendi alanında uzman başta Yeşil Gelecek ve Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkanı Makbule Çetin olmak üzere Komisyon Üyesi ve Sürdürülebilirlik Uzmanı Senem Tanju’ya, Komisyondan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Tülin Tezer’e ve emeği geçen tüm komisyon üyelerine, raporlarına katkı koyan geçmiş dönem başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine, tüm komisyon başkanlarına, komisyonlarında gönüllü olarak görev alan tüm üyelerine ve katkı sunan paydaşlarına teşekkür etti.

ÇETİN VE TANJU’NUN SÖYLEMLERİ
Toplantıda BUİKAD Yeşil Gelecek ve Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkanı Makbule Çetin ise özetle şunları dile getirdi:
“Paylaştığımız rapor yalnızca geçmiş faaliyetlerin bir özeti olmayıp aynı zamanda geleceğe yönelik taahhütlerimizin de bir göstergesidir. Rapor çevresel farkındalık çalışmalarından toplumsal etki projelerine, eğitim faaliyetlerinden kurumsal yönetim yaklaşımlarına kadar birçok başlığın yer aldığı bir çalışmadır. Bu gözle bakılmalıdır.
Amaçlarımız yalnızca BUİKAD’da dönüşüm yaratmak değildir. Aynı zamanda iş dünyasında sürdürülebilirlik bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlamaktır.
BUİKAD olarak çevreye duyarlı, toplumsal faydayı gözeten ve kapsayıcı bir ekonomik yapı için çalışmaya devam edeceğiz. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen başta başkanımız Şeyda Şançayır’a ve yönetim kuruluna, raporun hazırlanmasına emek veren katkı koyan Yeşil Gelecek Sürdürülebilirlik Komisyonu’na, üyelerimize, katkı sağlayan tüm komisyon başkanlarına, paydaşlarımıza teşekkür ediyorum”

Raporun detaylarını açıklayan Sürdürülebilirlik Uzmanı Senem Tanju ise şunlara değindi:
“Rapor kadınların ekonomik ve toplumsal hayattaki gücünü artırmaya yönelik çalışmaları ortaya koyan ilk Sürdürülebilirlik Raporu olması özelliğiyle özgün bir çalışmadır. Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi ve gençlerin kariyer yolculuklarının desteklenmesi amacıyla sürdürülebilirlik yaklaşımı sosyal etki, eğitim ve kadın istihdamının güçlendirilmesi anlamında önem kazanıyor.
BUİKAD’ın uzun soluklu çalışmalarından biri olan Noktalama Projesi kapsamında bugüne kadar yaklaşık 700 üniversite öğrencisine ulaşıldı. Proje, genç kadınların iş hayatına hazırlanmasını destekleyen mentorluk, kariyer planlama ve kişisel gelişim programlarıyla önemli bir gelişim platformu sunuyor.
Kadınların sanayi sektöründe daha görünür olması amacıyla yürütülen sosyal sorumluluk çalışmaları sayesinde vinç operatörü ve kaynak operatörü olarak çalışan kadın sayısı 100’e yaklaştı. Bu çalışmalar, kadınların geleneksel olarak erkek egemen alanlarda daha fazla yer almasına katkı sağlıyor. Kadınların uluslararası ticarette daha aktif rol almasını hedefleyen She Globe Trade Projesi kapsamında ise yaklaşık 100 katılımcı online dış ticaret eğitimleri alıyor. Bunun yanı sıra BUİKAD Dijital Dönüşüm Komisyonu tarafından üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen eğitimlerle gençlerin dijital yetkinlikleri geliştirilerek iş dünyasına hazırlanmaları destekleniyor.
BUİKAD son üç yılda gerçekleştirdiği panel ve etkinlikler ve her bir proje kapsamında ortalama 300’den fazla kişiye ulaştı. Kadınların ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmeyi ve gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarmayı hedefleyen çalışmalarımız sürüyor.
BUİKAD’ın yürüttüğü projelerle; Nitelikli Eğitim (SKA 4), Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (SKA 5), İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme (SKA 8) ve Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı (SKA 9) başta olmak üzere Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına katkı sağlıyor. BUİKAD ayrıca ‘İş Kadını ile Güçlü Bir Türkiye’ye Ulaşmak’ vizyonuyla Türk kadınının iş yaşamındaki yerini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.”
Sunumların ve basın mensuplarının sorularının cevaplandırılmasının ardından BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, basın toplantısını kendisine ait “Geleceğe; güçlü yönetişim, sürdürülebilir etki ve kadın liderliğini merkeze alan bir vizyonla ilerlemeye kararlıyız” sözleriyle bitirdi.

SON SÖZ

BUİKAD kurulduğu günden beri kadınlara, kız çocuklarına girişimcilikten, meslek seçimine; eğitimden, kariyer planmasına; çevre duyarlılığından finansal planlamaya ve aklımıza gelecek bir çok alanda katma değer yaratmak için gönüllü çaba harcıyor.

Öncelikle bu başlıca başına saygı duyulacak bir durum. Kadının yok sayıldığı, adının olmadığı toplumumuzda onlar bıkmadan ve usanmadan biz burdayız diyorlar. Üye profilleriyle sanayicilikten iş  insanlığına uzanan bir yelpazede gelecek kuşaklara model olmaya çalışıyorlar. Beyz yakadan, mavi yakaya, girişimcilikten inovasyona uzanan bir açıklık içinden ogelecek kuşaklarımıza ışık tutmaya çalışıyorlar.

Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum.

İyi ki varsınız.