Tarih 22 Şubat 2012. Yer Uludağ Üniversitesi. Genç Eğitimciler Topluluğu’nun organize ettiği bir panelde Uğur Mumcu’ya Saygı başlığı altında “Gazeteci gözüyle eğitim sorunları” masaya yatırılmıştı. Yüksel Baysal’ın yönettiği panelde konuşmacı olarak rahmetli Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhan Mumcu, Hacı Tonak, Can Ertan ve bendeniz vardı.

Paneli izleyenler arasında Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Müfit Parlak, Tabip Odası Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, üniversite öğretim üyeleri, öğrenciler ve de çok sayıda eğitimci vardı.

O panelde hiç unutmuyorum. İlk konuşmayı yapan Ceyhan Mumcu şöyle demişti:

“Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet’ten ayrıldığı dönemde Aydın Doğan’ın onu ikna etmek için işten çıkarılmış 69 gazeteciyi birden işe aldı. Eğer Uğur Mumcu yaşasaydı, Kemal Derviş asla parlamentoda olmazdı. Doğu Perinçek Lozan’da yargılanırken, Uğur da orada olurdu. Mustafa Balbay da tutuklu olmazdı, onun yerine Uğur Mumcu olurdu”

Evet, bu anılar beynimden geçerek Mudanya Montania Otel’de Mudanya Belediyesi tarafından düzenlenen Uğur Mumcu’nun İzinden “Demokrasi, Etik ve Özgür Basın” konulu panele doğru yol alıyordum.

Otele girdiğimde Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve eşi Müge Hanımla karşılaştım. Onlarla kahve içerken panelistlerden aynı zamanda Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici ve eşi Semra Topçu Bildirici bize katıldı. Daha sonrasında da diğer panelistler GS Üniversitesi İletişim Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu ile İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi gazeteci/yazar Prof. Dr. Barış Doster dahil oldu.

Diğer panelist Özlem Gürses ise panele uzaktan bağlandı. Bildiğiniz gibi Özlem Gürses ev hapsinde.

Önce Faruk Bildirici ve Semra Hanım ile sohbet ettik. Bilindiği gibi Erkurt Holding’in kurucusu ve eski Maliye ve Gümrük Bakanı ve de Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin’in kaleme aldığı Özallı Yıllar / Bir Rüyanın Ardından ve de Ve Özal’dan Sonra Kaybolan Yıllar isimli kitapların editörlüğünü Semra Topçu yapmıştı.

Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu meğerse rahmetli babamın Kabataş Erkek Lisesi’nden okul arkadaşı ve benim TMOK’da görev yaptığım Olimpik Akademi Komisyonu’nda rahmetli Prof. Dr. Ekrem Akurgal hoca ile birlikte olduğumuz rahmetli Prof. Dr. İsmet Giritli hocamızın kızıymış.

(Kısa süreli tanışmamızdan mutlu oldum. Kendisi ile aynı kuşaktayız ama yaşımız ne olursa olsun, yaptıklarımız da ne olursa olsun zaman zaman bazıları için birinin kızı, birinin oğlu olarak anılıyoruz. Bu beni laf aramızda mutlu ediyor. Babalarımız ışıklarda uyusun.)

Barış Doster’i ise daha yakından tanıyoruz. Çoğunlukla ekranda da olsa bizim oturma odasına konuk oluyor.

Evet, bu panel öncesi böyle iki sürpriz ile karşılaştım. Çok da mutlu oldum. Hepsini tanımak güzeldi. Sonrasında ÇGD Bursa Şube Başkanı Yüksel Baysal ile de panel öncesi sohbet ettik.

PANELDEN NOTLAR

Türk basınının korkusuz kalemi Uğur Mumcu, katledilişinin 32’nci yılında Mudanya’da anıldı. Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele gazeteciler Prof. Dr. Barış Doster, Faruk Bildirici ve Yüksel Baysal ile Özlem Gürses ev hapsi nedeniyle canlı bağlantı ile katıldı.
Mudanya Belediyesi Tiyatro Topluluğu’nun Mehmet Tamer Uyar yönetiminde sahnelediği “İsterler ki Susalım” adlı gösteri ise duygusal anlara sahne oldu. Uğur Mumcu’nun hayatının ve mücadelesinin anlatıldığı gösteri izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

Panelin açılışında moderatörlük yapan Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu gazetecilik, basın özgürlüğü gibi kavramlardan söz etti ve dünyadaki bu alandaki konjöktüre değindi. Ardından ilk sözü canlı bağlantı ile katılan Özlem Gürses’e verdi. Onun ardından Prof. Dr. Barış Doster, Faruk Bildirici ve Yüksel Baysal konuştular.

ÇGD Bursa Şube Başkanı Yüksel Baysal konuşmasında öncelikle Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü iklime ve koşullara dikkat çekerek özetle şöyle dedi:

“Faili meçhullerin, Eşref Bitlis Paşa’nın öldürülüşünün, Bingöl’de silahsız 33 askerin şehit edilmesinin, Sivas Katliamı’nın, aydınlara yönelik suikastların olduğu kötü bir dönemdi. Araştırmacı gazeteciliğin, düşünce ve basın özgürlüğünün peşinden koşan bir isimdi. Özellikle son yazılarından birinde çeşitli dış istihbarat örgütleri ile bağlantılı olduğunu düşündüğü İslami terör örgütleri üzerine çalışmalarını yoğunlaştırmıştı.

O bugün de yaşamış olsaydı bir otel sahibinin Turizm Bakanı olmasına, bir hastane sahibinin Sağlık Bakanı olmasına, bugün düşünce özgürlüğüne yönelik bazı uygulamalara karşı çıkardı.”

DENİZ DALGIÇ NE DEDİ?

Panel sonrasında Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ise gazetecilerin özgürce konuşabilmesinin önemine vurgu yaparak, şöyle dedi:

“Gazetecilerin özgürce düşüncelerini ifade edebilmeye ve korkmadan gerçekleri dile getirmeye ihtiyacı var. Uğur Mumcu, her yanlışa ‘yanlış’, her doğruya ise ‘doğru’ diyebilen bir gazeteciydi. Biz de doğruları konuştukça daha iyi bir geleceğe ulaşacağımıza inanıyorum. Karamsar olmamalıyız. Doğru ile gerçek aynı çizgide buluştuğunda toplum olarak çok daha iyi yerlere geleceğiz.”

GÜLDAL MUMCU’NUN MESAJI

Uğur Mumcu’nun eşi ve Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Güldal Mumcu panel nedeniyle gönderdiği mesajında, Uğur Mumcu’nun kaleminin toplumun ortak vicdanı olduğunu vurgulayarak, onun bıraktığı mirasın önemine dikkat çekti.
SON SÖZ

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki (Uğur Mumcu Caddesi/Sokağı) evinin önünde arabasına konulan bombanın patlaması nedeniyle suikast sonucu öldü.

Kendisi 43 kitap yazdı. Kendisi için 9 kitap yazıldı. Onun için 2 şarkı bestelendi ve 2 belgesel yapıldı. O binlerce makale yazdı. Yüzlerce söyleşiye ve televizyon programına konuk oldu.

Kendisi bir ekol/okul oluşturdu. Ondan sonra Uğur Mumcu Gazeteciliği kavramı doğdu. Tartışmasız ülkemizde araştırmacı gazeteciliğin sembolüydü.

O neden öldürüldü? sorusuna uzman olmayan bendeniz şöyle diyorum.

“O yazdıkları kadar yazacakları için de öldürüldü.”

Ne yazık ki onlar neydi bilmiyoruz.

Işıklarda uyusun.