Yaşam seçimlerden ibarettir. Bu seçimlerle başarılı, başarısız; doğru, yanlış adımlar atarız. Dolayısıyla bu süreçteki birikim bizi bir yerlere taşır/taşımaz. Doğru ve başarılı adımlar attıysak öğünmemiz gereken, bizi diğer insanlardan farklı bir yerde olmamızı sağlayan durum ve pozisyon sadece seçimlerimizdendir.
Bu arada seçimini yapamayacağımız şeyler de vardır. Ne zaman doğacağımızı belirleyemeyiz. Ne zaman öleceğimizi de bilmeyiz. Ebeveynlerimizi seçemeyiz. Irkımızı, vatanımızı, dinimizi seçemeyiz. Seçemediklerimiz ise bize bir üstünlük sağlamaz.
Bu dünyada çok sayıdaki kişi bu seçemedikleri özelliklerden ötürü üstün olduklarını düşünür. Hele bu insan erk sahibi ise egosu tavan yapar. Halbuki herkes gelir geçer. Her ürünün olduğu gibi insanın da miadı vardır. Bu dolduğunda artık yoksundur ve bunu bilmezsin. Dolayısıyla bir misyonla geldiğimiz bu dünyada misyonumuzu sağlıklı biçimde yerine getirip, önemli olan şair Baki’nin dediği gibi “Bu kubbede hoş bir seda bırakmaktır.”

***
Bunları niye yazdım?
ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güven mektubunu (26 Ocak) sunarak resmen görevine başladı. Kendisi göreve başladığında Büyükelçiliğin resmi sitesinden bir mektup yayınladı. Bu mektubu bir sanayici büyüğüm benimle paylaştı. Akıl dolu ifadeler içeriyordu, mektup.
Mektupta Büyükelçi eşinin nişanlı iken Brigham Young Üniversitesi bünyesindeki “Genç Büyükelçiler” adlı müzik, dans ve performans grubunun bir üyesi olduğunu, evliliğinden sadece birkaç hafta önce Güney Avrupa ve Orta Doğu’yu kapsayan bir geziye çıktığını ve bu geziyi Türkiye’de tamamladığını belirterek şöyle devam eder:
“Cheryl’in fotoğraf albümünde, grubunun Efes Antik Kenti Tiyatrosu’nda şarkı söylediği sahneler, yerel sanatçılarla katıldığı çalışmalar, yerel kültürü, Türkiye’nin gelenek ve göreneklerini öğrendiği enstantaneler yer alıyor. Arka fonda büyüleyici İstanbul Boğazı’nın yer aldığı bir resmin yanına ise, ‘En Sevdiğim Yer: İstanbul!’ yazmış.
ABD Temsilciler Meclisi’nde ve Senatosu’nda görev yaptığım son yirmi yıl süresince, dünyayı kapsamlı şekilde gezme imkânımız oldu ve güzel, egzotik kentleri ziyaret ettik. Hala her gittiğimiz yerde Cheryl’den bekleneceği üzere şu yorumu duyarım:
‘Güzel, ama bir Türkiye değil.’
Cheryl’in yıllar önce “Genç Büyükelçi” olarak başladığı yolculuğu, bugün ABD’nin Ankara Büyükelçisi görevini üstlenerek sürdürdüğüm için kendimi şanslı sayıyorum.”

Bu arada kendisinin adaylığının oylandığı Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde Türkiye için şunları söyler:
“Türkiye, NATO’ya sıkı sıkıya bağlı, vazgeçilmez bir müttefiktir ve sürekli değişimlerin yaşandığı bir bölgede önemli bir ortaktır. Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’nin, küresel barış ve güvenliğe yönelik çok ciddi tehditlere karşı koymak için birlikte çalışması, ulusal çıkarlarımıza hizmet etmektedir.”
Ayrıca “Bir politikacı olarak kariyer diplomatlarına her zaman büyük hayranlık duydum ve Kongre’de bulunduğum süre zarfında ise ustalık gerektiren diplomasiyi ve Henry Kissenger’ın ‘kısmi başarıların sabırla biriktirilmesi’ şeklinde ifade ettiği o perde arkasında gerçekleşen ve çoğunlukla dikkatlerden uzak çabaları daha da takdir ettim.” sözü de “Nicel birikimlerin, nitel çıkışlara yol açtığı” yaklaşımına bir atıf.
Bir de şu mesajı var:
“Yıllar içinde öğrendiğim bir şey var; dış politikadaki kalıcı başarılar, farklı gruplar ortak bir yol haritası üzerinde uzlaştıklarında gerçekleşiyor. Washington’da hep söylediğimiz gibi; “Parti siyaseti, suyun kıyısında biter.”
TARİHSEL BAKIŞ
Biraz gerilere gidelim. Türk- Amerikan ilişkilerinin elçilik bazındaki tarihsel süreci şöyle:
“Amerikan hükûmeti 1799 yılında Portekiz elçisi olan William Smith`i İstanbul elçisi olarak görevlendirir. Ancak bazı pürüzler nedeniyle elçi İstanbul`a gelemez. Ardından İzmir`e William Stewart isimli bir görevli konsolos olarak tayin edilir. 1802`de İzmir`e gelen konsolos Bâbıâli tarafından tanınmadığından 1803`te geri dönmek zorunda kalır.
1823`te, Birleşik Devletler İzmir ticarî temsilcisi olan David Offley Bâbıâli tarafından resmen tanınır.”
SON SÖZ
Mektubu bitiren “Hoş bulduk ve bizleri sıcak bir şekilde karşıladığınız için teşekkürler.” `sözlerine atfen Sayın Büyükelçi ve değerli eşleri ülkemize hoşgeldiniz diyorum.
Dileğim Baki’nin dediği gibi “Bu kubbede hoş bir seda bırakarak” ayrılmanız.


