2. Çiftçi Zirvesi 26 Eylül tarihinde düzenlendi. Turkuvaz Medya Merkezi’nde düzenlenen zirveye Hazine ve Maliye Bakanı Dr.Nureddin Nebati’de katıldı.

Bu zirvenin “Sürdürülebilir Tarım” başlıklı son oturumunda Hülya Güler moderatörlüğünde SKD YKÜ(İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi) ve SÜTAŞ YKÜ Duygu Yılmaz da bir konuşma yaptı. Aynı oturumda Toros Tarım’dan Hakan Göral, Hektaş’tan Hakkı Zafer Terzioğlu, Kerevitaş’tan Mert Altınkılınç, Denge Tarım’dan Atakan Atalay’da görüşlerini paylaştılar.

GELECEK SENARYOLARI VE MEVCUT DURUM
“Sürdürülebilir Tarım” başlıklı son oturumda Duygu Yılmaz, gelecek senaryoları ve mevcut durumu şöyle özetledi:
“Tarım ve gıda sektörünün değişmeyen tek önceliği, gelecek nüfusun yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim sağlaması. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO); 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 20 artacağına ve küresel gıda güvenliğini sağlayabilmek için yine 2050 yılına kadar tahminen yüzde 60 daha fazla gıda gerektiğini belirtiyor. Oysa 2050 yılının tarımı; kısıtlı ve bozulmuş arazi, azalmış ve kirlenmiş su ve iklim değişikliğinin yaratacağı daha şiddetli etkilerin tam ortasında yer alacak.
Toprak ve su en temel girdiler. Türkiye’de son 20 yılda 3.2 milyon hektar ekilebilir tarım alanımız azaldı ve de toprağın sağlıklı yapısını giderek bozuyoruz. Tarım Bakanlığı geçen yıl, son 10 yılda Türkiye’nin toprak verimliliğinin yüzde 23 azaldığını açıkladı.
Suya baktığımızda ise dünyada olduğu gibi Türkiye de önemli bir su krizinin eşiğinde. Tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 75’inde de hala vahşi sulama yapılıyor. Basınçlı sulama sistemlerine yapılacak yatırımların artması ile burada önemli bir yol alma fırsatımız var.
İklim değişikliği ya da son dönemde yaygın olarak kullanılan ifade ile iklim krizine gelirsek sıcaklık artıyor, buna bağlı kuraklık sayısı da artıyor. Dünya ortalama sıcaklığı henüz sadece 1.1 derece artmış durumda. Bu oran ülkemizde 1,3 derece.
Bilimsel raporlar, böyle gidersek sıcaklık artışlarının 2050 yılında 2,5-3°C civarında olacağını, yüzyıl sonunda ise 6°C’yi bulacağını öngören çalışmalar var. Bunun yaratacağı ekonomik, sosyal ve çevresel riskleri hayal etmek bile çok zor.”
TAAHHÜTLER VE YEŞİL MUTABAKAT
Mevcut durum ve gelecek senaryolarına karşı ortaya konulan taahhüt ve Yeşil Mutabakat konusunda ise Yılmaz şunlara değindi:
“Bu veriler ışığında tüm dünya rotasını yeşil dönüşüm odağında sürdürülebilir kalkınmaya çevirmiş durumda. Dünya, küresel ısınmayı 1,5 derecede sınırlandırmaya çalışıyor. Türkiye de bu taahhüdün bir parçası.
Tarımda yeşil dönüşümü sağlamak için de sürdürülebilir modellere geçilmesi hayati önem taşıyor. Tam da bu noktada, Avrupa Birliği’nin 2019 yılında açıkladığı, yeni büyüme stratejisi olan ‘Yeşil Mutabakat’ ve onun altında kabul edilen Avrupa Birliği Çiftlikten Çatala stratejisi bizler için çok önemli. Strateji, Avrupa Birliği’ndeki gıda sistemlerini sürdürülebilir yapıya dönüştürmeyi ve sektörden kaynaklı sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefliyor.
Avrupa Birliği’nde bu temel stratejide öngörülen hedeflerin mevzuata dönüştürülmesi çalışmaları halen devam ediyor.”
SÜTAŞ NELER YAPIYOR?
Sürdürülebilirlik konusunda SÜTAŞ’ın yaptıklarını Duygu Yılmaz şöyle özetledi:
“Sütaş olarak gıda güvenilirliği ve sürdürülebilirlik bakış açılarıyla uzun yıllardır ineklerin beslendiği ottan, sofralara ulaşan süt ve süt ürünlerine kadar tüm süreci entegre bir anlayışla yönetmemizi sağlayan ve ‘Çiftlikten Sofralara’ iş modeli ile çalışıyoruz. Bu model, Avrupa Birliği Çiftlikten Çatala Stratejisinde tanımlanan uygulamaları mikro ölçekte karşılıyor. ‘Çiftlikten Sofralara’ entegre iş modelimiz kapsamında, üretici eğitim merkezleri, çiftlikler, yem bitkileri üretimi, karma yem üretimi ve süt fabrikalarımız bulunuyor.
İş modelimizin en önemli aşamalarından birini de biyogaz tesislerimiz oluşturuyor. Bu tesislerde, çiftliklerimizin gübrelerinden ve üretim sürecinde ortaya çıkan tüm organik atıklardan biyogaz, biyogazdan da elektrik, sıcak su ve buhar elde ediyoruz. Böylece çiftliklerden çıkan gübrenin doğrudan toprakla buluşmasını engelliyoruz. Daha fazla sera gazı emisyonuna izin vermeden, gübreleri değerlendirmiş ve bir taraftan da fosil yakıt tüketimini azaltmış oluyoruz.
Biyogaz tesislerimizde bugün itibarıyla ürettiğimiz elektrik enerjisi; fabrikalarımızın enerji ihtiyacının % 84’üne eşdeğer seviyeye ulaştı.
Biyogaz tesislerinde fermente edilen gübrelerin çıktılarını da, organik ve organomineral gübre olarak tekrar tarım arazilerinde kullanıyoruz. Böylece bir yandan ürün verimini, diğer yandan da toprağın karbon tutma kapasitesini artırıyoruz.
Biz gerek süt üretiminde, gerek bitkisel üretimde binlerce üretici ile çalışıyoruz. Üreticilerimizi, toprağın hazırlanmasından uygun tohum seçimine, verimli sulama sistemlerinin geliştirilmesinden, organik ve organomineral gübre teminine ve hasat faaliyetlerine kadar birçok konuda destekliyoruz. 1998 yılından itibaren Uludağ Üniversitesi ve Tarım Bakanlığı işbirliğiyle verimli süt hayvancılığının gelişmesi için eğitim veriyoruz. Bugüne dek 20 bine yakın süt üreticisine eğitim verdik.”
ÖNERİLER
Duygu Yılmaz, sürdürülebilir tarım için de şu önerileri sıraladı:
“Türkiye’de tarım nüfusunun yaş ortalaması 52. Bu nedenle tarımdaki dijital dönüşüme ayak uydurabilmek için gençleri tarıma yönlendirebilmemiz lazım.
Diğer bir husus; Türkiye’de gerek hayvancılıkta gerek bitkisel üretimde ölçeklerimiz çok küçük. Daha verimli üretim yapmak, yine bu teknolojileri yaygınlaştırmak için de ölçeklerimizi büyütmeye ihtiyacımız var.
Üniversitelerin akademik altyapı ve bilgisini, sanayiinin teknolojik bilgisi ve uygulama tecrübesini bir araya getirip üreticilerle paylaşabilirsek, bu gerçekten tarımda kalite ve verimlilik çalışmalarının lokomotifi olabilir. Bu amaçla tüm paydaşların iş birliği ve ortak hedefle ilerlemesi önem taşıyor.”
SON SÖZ
SÜTAŞ’a ve Duygu Yılmaz’a kolaylıklar diliyorum. İyi ki varlar.


