6 Temmuz 1920’da Mudanya, Yunanlılar tarafından işgal edilir. (Bu süreç 25 Haziran’da İngilizler tarafından başlatılır ama sonra geri çekilinir.) İki gün sonrada 8 Temmuz 1920’de Bursa işgal edilir. O zaman Bursa’da Erkek Öğretmen Okulu’nda(Darü’l-Muallimin. 1884’de kuruldu. Setbaşı’nda Çelebi Mehmet Lisesi’nin olduğu yer.) okuyan Halil (Parmaksızoğlu) -daha önce Balkan Savaşı’nda arkadaşları ile birlikte asker olmak için gönüllü olur ve ama sağlık sorunları buna engel olur- Mudanya işgal edildiğinde oradadır ve bazı milislerle birlikte Bursa’ya çekilirler.

Ardından Halil (Parmaksızoğlu/1897-1988), işgal günlerinde yaşadıklarını ve gördüklerini kayıt altına almaya başlar. İşgali, kurtuluşu ve mütarekeyi yaşayan bu değerli büyüğümüzün acılarla dolu eski Türkçe kaleme aldığı anıları işgalden sonra 29 Aralık 1920’de Mudanya’da doğan Neriman (Ang) Coşkunkan’a (1920-2007) 1999’da intikal eder. (Süreçte Halil öğretmen anılarını eşi Rahime Hanıma, o kız kardeşi Melahat Hanıma, Melahat Hanımda, günlük tuttuğunu bildirdiği için yakın arkadaşı Neriman Hanıma verir.)Türkçeye çevrilir.

1939 yılından gözleri göremeyecek hale gelene kadar (2004) tam 65 yıl Neriman Coşkunkan günlük tutar. İşte bu notlar(Halil Öğretmenin)  Neriman Hanımın günlüklerinin olduğu sandıktan çıkar.  

Onun vefatının ardından oğlu Haluk ve torunu Murat Coşkunkan tarafından bana ulaşır ve Coşkunkan Ailesi adına yaptığım “Neriman Coşkunkan’ın Anı Defteri’nden: Mudanya’nın 26 ay ve 1 haftası.” kitabı 2008’de doğar.

Evet, bu girişten sonra sizleri yüz yıl geriye götürmek istiyorum. Yüzyıl  önce bugün Kurtuluş Savaşı‘nın zaferimizle noktalandığı, TBMM‘nin muhatap kabul edildiği ve zaferimizin resmi ilanı olan mütareke (anlaşma) , Mudanya Mütarekesi‘nin imzalandığı günün 100. yılı.

Önce anımsayalım…

Sağanak yağmurlu bir gün. Denizde fırtına (bora) var. Tarih 3 Ekim 1922. Saat 15:00.  Mudanya deniz kenarı Rus asıllı tüccar Alexander Ganyakov‘a ait (Şimdiki Mütareke Binası) bir konaktayız. Dört adam bir masa etrafında. Müzakere ediyorlar.

İngiliz General Harringtonİtalyan General MonbelliFransız General Charpy ve bir Türk İsmet (İnönü) Paşa.

(İsmet Paşa başkanlığındaki Türk Heyeti Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz, Yrb. Tevfik Bıyıklıoğlu, Bnb. Seyfi Düzgören ve Kızılay ikinci başkanı Hamit Bey’le iki yazmandan oluşuyordu. Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile Refet Bele’nin de Mudanya’da kalmaları uygun görülmüştü.)

Bunlar olurken Yunanistan adına görüşmelere katılacak olan General Mazarakis ve Albay Sariyanis ise konferans sonuna kadar kendilerini Mudanya‘ya getiren gemide bekliyor.

Biraz daha gerilere gidelim 5 Ekim 1922‘de görüşmeler çıkmaza giriyor ve ara veriliyor. 6 Ekim‘de yeniden başlıyor. 11 Ekim‘de Mudanya Mütarekesi dört nüsha halinde Fransızca olarak imzalanıyor. 

Bu arada Yunan hükümeti ise 14 Ekim‘de bir bildiri yayınlayarak anlaşmaya katıldığını belirtiyor.

14 Ekim‘i 15 Ekim‘e bağlayan gece yarısı yürürlüğe giriyor.

BİZE NE KAZANDIRDI?

Özetlersek Mudanya Mütarekesi bizlere şunları kazandırdı:

“TBMM siyasi bir zafer kazanmış oluyor. Milli mücadelenin savaş dönemi sona eriyor. Türkiye-Yunanistan arasındaki silahlı çatışma sona eriyor. Boğazlar Doğu Trakya savaşsız kurtarılıyor. Osmanlı devletinin başkenti İstanbul’un TBMM hükümetine bırakılmasıyla Osmanlı devleti hukuken sona eriyor. Türk vatanının paylaşılması tasarıları sona eriyor. Mondros Ateşkes Antlaşması geçerliliğini yitiriyor. Türk tarafına Lozan’da bir barış antlaşmasının yapılması için teklifte bulunuluyor.”

BİR ANEKDOT

Daha öncede bu köşede kaleme almıştım. Ama çok değerli bir devlet adamı davranışı olduğu için yeniden anımsatmak istedim.

Türk heyeti Mudanya’ya geldiği günden beri Bursa protokol heyeti sürekli ziyaret ediyor. Mütareke imzalandıktan sonra İsmet İnönü yaveri Avni Okar‘ı çağırıyor. Ona şu talimatı veriyor:

“Avni, Mudanya’da olduğumuz sürece Bursa’dan misafirlerimiz oldu. Zaman zaman yemek yendi, çay kahve içildi. Onların hesaplarını çıkar, talimat ver, benim maaşımdan kessinler. Ama söyle bir seferde kesilmesin, sıkışmayayım.”

(Gözleriniz yaşarıyorsa tutmayın, bırakın o kadar kanın, isimli ve isimiz o kadar kahraman şehit ve rahmetli gazinin anısına ve devlet adamlığı dersi anısına akıversin.)

SON SÖZ

İnsanoğlu sahip olduğu değerlerin farkında değildir. Ancak o değerleri kaybettiğinde bunu anlar. Toplumlar özgürlüklerine sahip oldukları sürece, onun ne kadar değerli bir şey olduğunun farkına varmazlar.

İnsan ancak özgürlüklerin yitimi gündeme geldiğinde veya yitirildiğinde özgürlüğün değerini anlar. Farkındalığı o zaman yaşar.

Mudanya Mütarekesi her yıl olduğu gibi Mudanya‘da Mudanya Belediyesi‘nce düzenlenen çeşitli etkinliklerce kutlandı.