“Beni kategorize etme, benle oynama
Yaftayı yapıştırıp, bana isim koyma
Karikatürleştirme beni, ilahlaştırma
Tabulaştırma sakın, tapulaştırma”
diye başlayan bir şarkı…
Bülent Ortaçgil’in sözleri, bizler şarkıyı Sezen Aksu ile yakından tanıdık. “Beni kategorize etme” şarkısı.
Rahmetli bir gazeteci büyüğümün unutmadığım sözü vardır. “Şuuyu vukuundan beterdir!”.
Özetle bir şeyin dedikodusu, onun gerçekleşmesinden daha beterdir.

***
Her ne kadar ekonomik bir terminoloji de olsa artık siyasetin içinde de dışardan baktığımızda karteller, yani tekelci birlikler söylemlerde oluşmuş durumda.
Siyasetteki liderlerin sözlerinden hareket edersek şunları görüyoruz:
“Milliyetçilik ve dindarlık bir ittifakının tekelinde. Diğer ittifaktaki herkes dinsiz, terörist, vatan haini, işbirlikçi.”
“Atatürkçülük, çağdaşlık, aydınlanma ve bilim bir başka ittifakın tekelinde. Diğer ittifaktaki herkes Atatürk düşmanı, çağdışı, dogmatik.”
Özetle siyasetçileri dinlendiğinizde ülkenin yarısı öyle, yarısı böyle.
İşte böyle bir ortamda insan kendine soruyor:
“Ben neyim?” diye.
Ve sorularına devam ediyor.
“Ben hem inanan hem Atatürk’e yurdumuzu kurtarıp, Cumhuriyetimizi kurduğu için minnettar olan, milliyetçi/vatansever duygular besleyen, bilime inanmış, çağı takip eden bir insan olamaz mıyım?”
Sen bu soruyu soruyorsun ama liderler yanıtını baştan vermiş:
“Yok olamazsın. Ya öylesin ya da böyle…”
Bunu görünce beni affedin insan ister istemez şu -biraz saygısızlık olacak ama- cümleleri kuruyor:
“Sen kimsin benim Allah ile kul arasında olan dindarlığımı tartıyorsun/sorguluyorsun?”
“Sen kimsin benim milliyetçiliğimi/vatanseverliği mi sorguluyorsun?”
“Sen kimsin benim Atatürk düşmanı olduğumu nereden biliyorsun?”
“Sen kimsin benim çağdışı olduğuma karar veriyorsun?”

SON DURUM
Son durumda yapılanlara baktığımızda her şey bir oy için. Yani hesap kitap meselesi. “Etik, ahlak, değer, duruş” gibi kavramlara yer yok.
Her şey mübah yapılabilir mantığı içinde.
Diğer tarafa oy vermiş bir kişiyi nasıl ve hangi söylemle kendime döndürebilirim? diye bir yaklaşım da yok. Bunun nedenini analiz etme yok.
Kategorileştirmeye devam. Hesaba kitaba devam
Şarkıya geldiğimizde şarkı, nakaratından sonra şöyle devam ediyor:
“Matematikleştirme beni, çarpma, bölme
Toplama, çıkartma sakın beni hesaplaştırma
Mekanikleştirme beni otomatikleştirme
Yarıştırma sakın onla bunla karşılaştırma.”
SON SÖZ
“Divide et impera/böl yönet” deyimi Latince kökenli. Rakiplerini bölerek ya da onları bölünmüş vaziyette tutarak zayıf durumda bırakmak isteyen devletlerin izledikleri bir yol.
“Argumentum ad hominem/kişi karalama safsatası” kalıplaşmış bir Latince deyimdir. Bir reaksiyonun, belirli bir kişinin herhangi bir konudaki duruşu yerine şahsına yöneltilmesidir.
Astroturfing veya astroturf, bir kişi, ürün veya politika için aslen tabanda geniş çaplı bir destek bulunmamasına rağmen, böyle bir desteğin var olduğu izlenimi yaratmayı amaçlayan eylemler bütünüdür.
“Red Harring/Kırmızı ringa balığı” siyasette dikkatleri önemli bir sorundan uzaklaştırmaya sebep olan bir sahte argüman türüdür.
Bu ülkenin iktidarı ve muhalefeti bizleri kategorize etmeyin.
Biz kendimizin ne olduğunu biliyoruz.
Konfeksiyondaki seri üretim gibi olmak istemiyoruz.
Biz butik terziden giyinmek istiyoruz.
Bizleri seri üretimden çıkarmak yerine kendi halimize bıraktığınızda ekonomi de, hukuk da, sanayi de, bürokrasi de, bilim de, her şey kendi akışı içinde yatağını bulur. Yatakları değiştirmeye çalışmayın.


