Homo Sapiens yani günümüzdeki tabiriyle insan özellikle bulunduğu her çevreye hem fiziksel hem de zihinsel olarak uyum sağlar. İnsanı tanımlamak için kullandığımız Homo sapiens ifadesindeki Latince sapere kökü bilge olmak anlamındadır. Aude Sapere, “Bilmeye cesaret et” olarak karşılanabilecek bir Latince ifadedir

Bu ifade İ.Ö. 20 yılında Romalı şair Horatius’a ait “Mektuplar”ın birinci kitabında kendini gösterir. Sapere Aude, söz konusu metindeki 2. mektubun 40. satırında Lolius kastedilerek kullanılır:
“Dimidium facti, qui coepit, habet; sapere aude, incipe.”
Anlamı ise “Başlamış olan, işi yarıladı; bilmeye cesaret et, başlamaya cesaret et!” demektir.
***
Evet Pazar günü yine seçim var. Bu seçim ile ilgili değerlendirmeleri en azından takip ettiğinizi düşünüyorum. Sonuçta eğer kendiniz bir vatandaş olarak tarif ediyorsanız gidip, vatandaşlık görevlerinden biri olan oyunuzu kullanacaksınız.
Son seçim ve bu seçimde herkes bir yeni nesil seçmenden söz ediyor. Kimileri Z kuşağı olarak tanımlıyor. Konvansiyonel/geleneksel seçmenin dışında kalan bir algı ve davranış biçimine sahipler.
Şöyle bir göz atalım…
***
Harrop ve Miller’in 1987’de yaptığı akademik çalışmalarda seçmen davranışlarını 3 ana etmenin belirlediğinden söz edilir:
“Sosyolojik yaklaşım, Sosyo-psikolojik yaklaşım ve ekonomik yaklaşım”
Yeni nesil veya yeni kuşak. Özellikle ağırlıklı olarak Z kuşağı üzerine çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmelerin biri de seçim ve seçmen davranışlarının nasıl olacağı ile ilgili.

Maggini’nin 2009 yılında genç kuşak seçmenler üzerinde yaptığı çalışmadaki bulgular:
“Gençlerin politik bir nesil olmadığı, seçmen davranışında sosyal değişkenlerin etkisinin azaldığı, diğer bir deyişle sosyolojik yaklaşıma güvenin azaldığı bunun yerine seçmenlerin kararlarında tutumlar, değerler, ilgi ve katılımın düzeyi gibi değişkenlerin öne çıktığıdır.”
Bu konuda ABD, Avrupa ve Kanada’da yapılan araştırmalarda gençlerin artan bir şekilde politikaya ilgilerinin azaldığı görülmektedir. Ülkemizde üniversite öğrencileri üzerinde yapılan çalışmalarda da %79,75’i siyasete olan ilgilerini “siyasetle ilgilenmiyorum, sadece oy veririm ve alt düzeyde siyasete katılırım” şeklinde belirtiyor.
Prof.Dr. Özlem Alikılıç bu yeni kuşak için şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Z kuşağı çevreyle ve dünyayla ilgili farkındalık seviyesi yüksek bir kuşak. Teknolojinin onlara verdiği teknik desteklerle tepkilerini farklı şekillerde dile getirebiliyorlar. Sosyal medyada bir araya gelip tartışıp konuşuyorlar ve bu konuları gerçek dünyaya taşıyorlar. Siyasilerin karşısında bugün daha endişeli ve aktivist bir nesil var. Siyasi liderlerin oluşturacakları iletişim kampanyalarında gençleri dinlemeleri ve onların tercihlerine saygı duymaları, beklentilerine uygun mesajlar üretmeleri çok önemli. Adaylar, hedef kitlesini iyi analiz etmeli. Örneğin Z kuşağı, etkileşimi çok seviyor. Görünür olmayı, dinlenilmeyi ve etkileşim halini sürdürmeyi önemsiyor.”
Akademisyen Yeşim Hafızoğlu’nun 2021 yılında Z kuşağı üzerine yaptığı bir araştırma Eğitim ve Yeni Yaklaşımlar Dergisi’nde yayınlamıştı. O çalışma içinde bir Z kuşağı seçmenin mevcut durumunu değerlendirmesi ve geleceğe yönelik düşünceleri şöyle:
“Z kuşağı olarak kendimi tanımlarsam, uzun süre oyun bağımlılığım vardı. Çevremdeki birçok arkadaşım da benim gibiydi. Ailemin zoruyla onlarla ilişkimi kestim. Bence Z kuşağının en önemli özelliği telefon bağımlısı olmamız. Politikaya karşı özel ilgim yok fakat internette karşımıza çıkan haberleri görüyoruz. İster istemez gündemi takip edebiliyoruz. Ailemin politik görüşlerine katılmıyorum. Zaten baskıcı oldukları için politik fikirlerimi onlara söylemem. Benim görüşlerim farklı ve babamın politik görüşlerini değiştirebileceğime inanıyorum. Ancak annem çok katı. Onun fikirlerini değiştiremem. Belli bir politik yapılanmada görev almıyorum. Politika sıkıcı bence. Ailemin değil ama arkadaşlarımın politik görüşlerinden etkileniyorum. Sanal ortamdan da etkileniyorum. Ben pek televizyon izlemediğim için en çok internetten etkileniyorum. Gazete okuma alışkanlığım yok zaten. Ben esnek politikacıları severim. Katı ve otoriter olmayan gençleri düşünen birine oy vereceğim. Politikacılara güvenmiyorum. Sürekli başka şeyler söylüyorlar. İnternette söyledikleri şeylerin videoları var. Bir süre önce söylediklerini inkâr edip bambaşka şeyler söylüyorlar. Tam desteklediğim bir siyasi parti yok ama aşağı yukarı fikirlerini beğendiğim bir parti var. Seçim zamanı herhalde o partiye oy veririm”.
SON SÖZ
Evet, Yeni Nesil Seçmen diye tanımladığımız Z kuşağı böyle bir kuşak. Burada Horatius’un sözünü anımsatıyorum. Yeni Nesil Seçmen ile o söz sanki bir bağlamda örtüşüyor.:
“Başlamış olan, işi yarıladı; bilmeye cesaret et, başlamaya cesaret et!”
Sandığa gidin ve oyunuzu kullanın. Yeni Nesil Seçmen öyle yapacak. Akıl vermeyi bir kenara bırakın onları takip edin!


