Şubat ayında ülkemiz bir doğal afet yaşadı. Bu doğal afeti biz felaket formatında yaşadık. Bile bile lades dedik. Bunun detaylarına girip, bilimi inkar eden zihniyetin söylemlerine takılmak istemiyorum.

Bu felakette tüm ülke elinde geleni, bildiği, bilebildiği; kaynakları ölçüsünde yapmaya çalıştı.

Özel sektörde bu felaketin acılarını azaltmak için elinden geleni. Bu noktada ülkemizin en büyü holdingi Koç Holding de tüm şirketleri ile yaralarımıza derman olmaya çalıştı. Koç Holding bu kapsamda Umutkent Projesi adı altında bütünleşik bir projeyi hayata geçirmeye çalıştı ve çalışıyor. Bölgedeki Hatay, Adıyaman, İskenderun, Malatya ve Kahramanmaraş’ta kurduğu Umutkent’lerle 5 bin ailede toplam 20 bin kişiye ulaştı.

Koç Holding’in amiral gemisi TÜPRAŞ ise bölgede TÜPRAŞ Tasarım ve Teknoloji Atölyeleri kuruyor.  TÜPRAŞ 2018 yılından beri bazı sosyal sorumluluk projelerinde işbirliği yaptığı Ermetal Şirketler Grubu sahibi Fahrettin Gülener’in yarattığı Benmaker ile bu felakette de çalışmalarını sürdürüyor. TÜPRAŞ, önce Kahramanmaraş’ta şimdi ise Hatay’da birer TÜPRAŞ Tasarım ve Teknoloji Atölyesi oluşturdu. Burada 2 TIR’ın birleştirilmesiyle oluşturulan atölyelere Benmaker setleri kuruldu. Orada Benmaker’in hocaları tarafından depremzede çocuklara eğitim veriliyor. Önümüzdeki dönemde bu atölyelerdeki çalışmalar TÜPRAŞ’ın Milli Eğitim ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde Milli Eğitim’e devredilecek. Yeni gelecek hocaların eğitimi verilecek.

Bu arada geçtiğimiz hafta içinde KOÇ Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da deprem bölgesini ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çakıroğlu’nun ziyareti sırasındaki bir depremzedenin sözleri can alıcıydı. Depremzede Çakıroğlu ile konuşurken şöyle dedi:

“Burada herşey yıkıldı, yıkılmayan tek şey umut oldu.”

Daha sonra Çakıroğlu, TÜPRAŞ Tasarım ve Teknoloji Atölyeleri’ni de gezdi.

Yine aynı hafta içinde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç da deprem bölgesindeydi. Ali Koç, ziyaretleri sırasında Kahramanmaraş’taki Fenerbahçe Sokağı’nı da gezdi. Ayrıcı TÜPRAŞ’ın Tasarım ve Teknoloji Atölyeleri ile yakından ilgilenen Ali Koç, oradaki çalışmalar sırasında eğitmenler ve öğrencilerden bilgi aldı.


7. Çalı Film Festivali

Ülkemizin ilk kamplı film festivali olan Çalı Köy Filmleri Festivali, Nilüfer Belediyesi ile Çalı Çevre ve Kültür Derneği (ÇEKÜDER) iş birliği ile Nilüfer Oda Orkestrası’nın ‘Film Müzikleri’ konseri eşliğinde başladı.

Konser sonrası Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, ekonomik krizin ve aşırı sıcakların bunalttığı bu günlerde doğanın içinde sanatla buluşturan bu etkinliğin herkese iyi geleceğini söyledi. Bilindiği gibi Türkiye’nin ilk köy filmi ‘Aysel: Bataklı Damın Kızı’ filmi Muhsin Ertuğrul tarafından 89 yıl önce Çalı Mahallesi’nde çekildi.

Çalı Çevre ve Kültür Derneği iş birliğiyle bu yıl 7’ncisini organize edilen 3 günlük festival süresince; 6 köy filmi gösterime sunuldu. Çeşitli konserler, söyleşiler, atölye çalışmaları yapıldı. Ayrıca kısa film yarışması seçkisi de gösterime sunuldu. Ayrıca, Türkiye‘nin ilk kamplı film festivalinde, yoga ve doğa yürüyüşü gibi organizasyonlar hayata geçirildi.

Açılış konuşmaların ardından Yönetmenliğini Erden Kıral’ın yaptığı ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ isimli film izlenime sunuldu. İlgiyle takip edilen filmin ardından İrem Afşin’in moderatörlüğünde sinema, dizi ve tiyatro sanatçısı Nur Sürer; ‘Yarım Yüzyıla Yaklaşan Sinema Tanıklığı’ başlıklı söyleşi gerçekleştirdi.

Kendisinin Bursalı olduğunu hatırlatan Sürer, Çalı’yı bilmediğini ancak çok beğendiğini söyledi. Söyleşinin ardından Nilüfer Belediye Başkan yardımcısı Dr. Sibel Özer, Sürer ve Afşin’e günün anısına hediye verdi. Daha sonra gecenin ikinci filmi ‘The Banshees of Inisherin’ izlenime sunuldu. Yönetmenliğini Martin McDonagh’un yaptığı film, serin havaya rağmen sinema tutkunları tarafından keyifle izlendi.