İçinde yaşadığımız dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Bursa’yı da bu ülke gibi seveni çok yoktur. Bakın size gerilerden günümüze kısa bir anımsatma yapmak istiyorum.

Bursa bir sanayi kenti… Bursa bir turizm kenti… Bursa bir termal turizm ve inanç turizmi kenti… Bursa bir kış turizm merkezi…Ve bunlara Bursa ile ilgili farklı sıfatlar da ekleyebilirsiniz…

Bursa ülkemizin en çok ihracat yapan ikinci(bazen üçüncü) kenti. Bursa dış ticareti açığı olmayan, ihracatı, ithalatından fazla olan bir kent. Bursa kilogram başına ihracatta ülke ortalamasının üzerinde ihracat yapan bir kent.

Bu pozitif özellikleri ile ülke ekonomisine yük olmayan, ülke ekonomisine ciddi katma değer sağlayan bir kent.

Ama bu kentin büyük bir sorunu var. O sorun kentin sahipsizliği. Kentin unutulmuşluğu, kentin unutturulmuşluğu.

Yaklaşık yarım yüzyıldır bu kentte bilgim, birikimim noktasında yazı yazmaya çalışıyorum. Onlarca hükümet,  onlarca milletvekili, onlarca bakan, onlarca vali, onlarca belediye başkanı, onlarca il başkanları gördüm.

Ortak tespitim şudur:

“Bu kentin sahibi yoktur. Bu kenti ulusal bazda temsil eden milletvekillerinin(özellikle iktidar/bunu bu dönem değil genel olarak söylüyorum), bu kentten çıkan bakanların ne yazık ki bu kent için yaptırım güçleri yoktur. Bu kent ülke genelinde kimsenin umurunda değildir. İktidar partileri için bir oy deposudur. Başka bir şey değildir.

Bu kent tarih boyunca hak ettiği hiçbir şeyi alamamıştır. 60 yıldır süren tren macerasından, yok olmaya giden altı şampiyondan biri olan Bursaspor için gözler kapatılmıştır. Buna daha çok örnek eklenebilir.”

(Burada kuşkusuz bu benim hakim olduğumu düşündüğüm yarım asırlık zaman sürecinde elbette Bursa’ya katma değer yaratmaya çalışan birkaç milletvekilimiz ve bir iki bakanımız olmuştur. Ama bunlar bir elin beş parmağını geçmez. Onlara bu satırlardan Bursa için yaptıklarına teşekkür ediyorum.


BÜYÜKLÜK BİR İÇERİKTİR

Büyük Bursa demekle, Bursa büyük olmaz. Büyük Bursaspor demekle, Bursaspor büyük olmaz. Büyük insan demekle de bir insan büyük olmaz. Büyüklük bir dizin fiziksel ebat/boyut değil bir niteliksel içeriktir.

Bu kent genelde içinden çıkıp, başarılı olanı sevmez. Onunla gurur duymaz. Hep onun eski halini veya kendi gözlemlediği bildiği şekli ile anımsar, onu dile getirir. Başarı veya kişiyi aşağılar, küçümser. Yukarıya tırmanmaya çalışanları ayağından çeker.

Genelde önce paraya tapar. Sonra İstanbul hayranlığını dile getirir.  Maddi güç kazandıkça önce arabasını, sonra evini, sonra yazlığını, genelde sonra da özel hayatını değiştirir.

Bilim, sanat, kültür, evrensellik, etik gibi şeylere çok takılmaz.

Bu yolda ilerleyerek bürokrasi, siyaset ve iktidarın yanında boy gösterip, fotoğraf vererek, yediğini içtiğini sosyal medyada paylaşarak veya ne kadar müslüman olduğunu sosyal medyada paylaşarak doğru bir yolda ilerlediğini düşünür.

(Öncelikle herkesin yolu açık olsun.)

Bu yazıyı neden yazıyorum biliyor musunuz? İçime bir şey dokundu. Hem de çok ağır bir biçimde içime oturdu.

Geçenlerde bir haber vardı. Şu anda Artvin milletvekili olan eski bakan ve eski Bursa milletvekili Faruk Çelik, Bursa’da ve çevre illerdeki Artvin kökenli dernek ve federasyonların temsilcileri ile bir araya gelmiş. Artvin’e destek istemiş. Haber aynen şöyleydi:

“AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Bursa, Kocaeli ve İstanbul’da yaşayan Artvinli vatandaşların oluşturduğu vakıf, konfederasyon, federasyon ve dernek yöneticileri ile Bursa’da bir araya geldi. Artvin’in genel sorunları ve ekonomik meselelerinin masaya yatırıldığı Artvin-Ahıska-Batum Dernekleri Konfederasyonu toplantısı Bursa Yusufelililer Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirildi.”

Kuşkusuz Faruk Çelik işini yapıyor. Üzüldüğüm nokta bu kadar Bursa milletvekili varken, iktidarı ve muhalefeti Bursa’nın bir sorununda bile bir araya gelmiyor/gelemiyor. Çünkü ortak payda Bursa değil, herkesin kendi paydası oy. Hiç mi gönüllerinden biz burada ne işe yararız düşüncesi geçmiyor?


SON SÖZ

Kentlilik bilinci birkaç şey ile oluşur. Orada doğmakla, orada okumakla veya orada çalışmakla. Kuşkusuz bu sadece doğarak, okuyarak, çalışarak olmaz. Nice insanlar vardır, bilmem kaç kuşak Bursalıdır. Ama Bursa’ya çivi çakmamıştır. Bursa için bir katma değer yaratmamıştır. Nice insanlar da vardır bu kentte dışardan gelmiştir. Ama bu kentte iz bırakmışlardır.

Bu kent sayısız değer yetiştirmiştir. Ama hepsi unutulup gitmiştir.

Bir kentte yaşayan çoğu insan kenti ile gurur duymak ister. Bu bilinç sahip olunanları korumakla; geleceği inşa ederken onları anmakla; bilim alanında bilimsel bilgi üretmekle; sanatsal alanında eser üretmekle; kentin markalarını yaratıp, onları destekleyip, kenti markalaştırmakla oluşur.

Siyasilerimiz! Bu kent için iz bırakacak bir şeye imza atın ki, adınız yıllar sonra minnetle anılsın.

Bu arada bu kentte doğan, okuyan ve çalışan; Bursa için katma değer yaratıp iz bırakan herkesi saygı ve minnetle anıyorum.