Alanın uzmanları sanatı çeşitli dönemlere ayırır. Kuşkusuz değişik uzmanların farklı sınıflandırmaları da vardır. Şöyle bir göz attığımızda şunlar karşımıza çıkar:

Ortaçağ sanatı, Rönesans (1300–1600), Barok (1600–1730), Rokoko (1720-1780), Romantizm (1780–1880), İzlenimcilik/Empresyonizm(1860-1890), Post-empresyonizm (1886–1905), Ekspresyonizm (1905–1930), Kübizm (1907–1914), Fütürizm (1910–1930), Art Deco (1909–1939), Soyut Dışavurumculuk (1940’lar), Çağdaş sanat (1946 – günümüz).”

Burada Rönesans döneminde dinî ve laik sanatın öne çıkan özellikleri; gerçekçilik, ayrıntı, drama ve derin anlamdır. Barok döneminde ise düzenli sanata karşı bir tavır olarak dinamik, abartılı, süslemeli, canlı ve derin bir sanat karşımıza çıkar. Rokoko dönemi ayrıntılı detayları, sıcak pastel renkleri, eğlenceli sahneleri ve pastoral ortamlarıyla tanınır. Romantizm sanayi devrimi sonrası doğan aristokratik sosyal ve siyasi düzenine, doğanın bilimsel rasyonalizasyonuna ve klasisizme tepki olarak doğan, doğaya ve duygulara verdiği önemle bilinen bir akımdır. İzlenimcilik/Empresyonizm doğadaki unsurların kişinin kendisinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtmayı hedefler. Post-Empresyonizm, Fransa’da, izlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğan akım. Ekspresyonizm/Dışa vurumculuk, doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımıdır. Kübizm, 20. yüzyıl başındaki temsile dayalı sanat anlayışından saparak devrim yapan Fransız sanat akımıdır. Fütürizm, İtalya’da ortaya çıkmış, modern sanat ve toplumsal hareketlerin akımıdır. Art Deco‘nun dekoratif estetiği, çağdaş yaşamdaki mücevher ve cam eşyalardan gökdelenlere ve okyanus gemilerine kadar birçok nesne ve malzemenin görünümünü etkiler. Soyut dışavurumculuk veya resimsel soyutlama, 1940’ların ortalarında New York’ta ortaya çıkan, ressamların gerçek nesnelerin temsiline yer vermeden kendilerini sadece renk ve şekillerle ifade ettikleri bir tür soyut sanattır.

Çağdaş sanat kavramı 20. yüzyılın ikinci yarısında veya 21. yüzyılda üretilen sanattır. Üretim yöntemlerine ve akımlara göre incelenmesi güç; çevre ve toplum bilincinin ağır bastığı; ağırlıklı olarak feminizm, küreselleşme, çevre, biyomühendislik, teknoloji-insan ilişkisi, AIDS ve çok kültürlülük gibi konularla ilgilenir.

1960’lı veya 1970’li yıllardan (başka bir deyişle modern sanatın yaniizlenimcilikle başlayıp, soyut dışavurumculukla sona eren dönemlerin bittiği kabul edilen zamandan sonra) günümüze kadar süregelen ve bir akım veya üslup benzeri birleştirici özellikleri olmadığından genel bir deyişle ‘çağdaş’ olarak adlandırılan sanat biçimleridir.

Bazen modernizm sonrası sanat için postmodernsanat dense de postmodernizm tarihsel bir dönemle ve estetik bir yaklaşımla ilgili olduğundan çağdaş olarak nitelendirilen tüm eserleri kapsamaz.

Ülkemizde İngilizce‘deki “contemporary art” teriminin karşılığı olarak çağdaş sanat terimine alternatif olarak, özellikle 1990’larda akademik eğitimle kendi bakışını koparan bir çağdaş sanat akımının ortaya çıkmasıyla “güncel sanat” terimi de kullanılmaya başlandı.

BURSA VE ÇAĞDAŞ SANATLAR

Bursa’da çağdaş sanatlarla buluşma noktasında bir sanata gönül vermiş Bora Gürarda’nın kurduğu İmalat-hane önemli bir dönüm noktası oluşturur. Bora Gürarda, Koç Üniversitesi’nde İşletme ve Sanat Tarihi eğitimi alır. Daha sonra bir süre Fransa’da eğitim gördü. Orada eğitimi sırasında sanat galerilerini gezer. Küratör olup, Paris’te bir sergi açmayı hayal eder. O sırada hepimizi çarpan pandemi onun da hayallerini çarpınca, Türkiye’ye dönüp, ailesine ait OSB’deki bir mekanı hayallerini gerçekleştirebilmek için kullanabileceğini düşünür. Ailesi destekler. Aile şirketleri Konfida destekler.Sonuçta ortaya bundan tam 2 sene önce Bora BOSB Mahallesi Kırmızı Cadde’deki “İmalat-hane” adlı sanat mekanı çıkar. Böylece Bursa çağdaş sanatlar özelinde ilk galerisine kavuşmuş olur. Hem de özel bir girişimcinin gayretleriyle. Ben bunu çok değerli buluyorum. 

İmalat-hane, ilk sergisi olan Fikri Nuri Kuzucan‘ın küratörlüğünde “Açık Mekan 3” başlıklı sergiyle kapılarını açar. Aradan 2 yıl geçer ve geçtiğimiz Cuma günü İmalat-hane 7. Sergisi olan Tunca’nın Muhatabı Olmayan Mutfak/ Kitchen with No Reception ile sanatseverlerle buluşur.

Sergi cumartesi günü gezilmeye başlanır. Cuma günü ise özel bir gösterim hayata geçirilir. Bu serginin iki ana sponsoru vardı. Konfida ve İnoksan Mutfak.

Sanatçı Tunca, 1982 İzmir doğumlu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resim Bölümünden mezun olur. 2000’li yılların başından beri toplumsal ve politik olaylar üzerindeki ideolojik kurguların ve tarihsel yücelticiliğin aşılmasını kendine mesele edinir. Sanatçı desenden, heykel, video ve performans formlarına uzanan çok yönlü bir pratiğe sahip. Sanatçının araştırma odaklı pratiği tarih yazımı ile ilgilidir ve geçmişi kazıyla gün ışığına çıkartıp, yeniden kurgular ve canlandırır.

Çalışmaları Tel Aviv Üniversitesi Sanat Galerisi, Tel Aviv, (2018); Corridor Project Space, Amsterdam (2017); Kasa Galeri, İstanbul (2016); santralistanbul, Istanbul (2015); CerModern, Ankara (2015); 4. Uluslararası Çanakkale Bienali, Çanakkale (2014), Kuad Gallery, Istanbul (2014), Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, Istanbul (2011) ve Siemens Sanat Galerisi, Istanbul (2010) gibi birçok farklı müze ve kurum sergisinde yer bulur.

2005 yılında, 9. İstanbul Bienali’ne paralel olarak “Yüzen Gecekondu” isimli performansında sanatçı, GuidoCasaretto ile beraber Haliç’te inşa ettikleri yüzen bir gecekondunun içerisinde bir hafta geçirir ve bu süreci belgeler. Tunca, 2017 yılında Paris’teki CitéInternationaledesArts ve 2018 yılında Tel Aviv’deki Artpost Tel Aviv konuk sanatçı programlarına katılır. 

Sanatçı 2014 yılından bu yana gastronomi ve sanat bağlamında performanslar gerçekleştirir. Tunca yaşamını ve çalışmalarını Ayvalık’ta sürdürür. Sergi 6 Nisan’a kadar açık kalacak.

SON SÖZ

Bu sergiyi izlemenizi öneririm. Sanatçı Tunca’yı kutluyorum. Ayrıca bu etkinliğe sponsor olan Konfida ve İnoksan’a da teşekkür ediyorum.

Sevgili Bora Gürarda’ya da kentimizi kalıcı bir mekanla çağdaş sanatlarla buluşturduğu için özel teşekkürümü iletiyorum. Orada olan tüm gençlere ve özel koleksiyonerlere de iyi ki varsınız diyorum. Sevgili İmalat-hane ömrün uzun olsun.