18. Yüzyılda I. Sanayi Devrimi’ndeki mass production/kitlesel üretim ile başlayan enerji sağlamada fosil yakıtlarının kullanımının artması ile çok kısa bir sürede dünyanın o tarihe kadar olan doğaya salınan karbon miktarı katlanmaya başlar.
Bu beraberinde diğer etkenlerle beraber önce sera gazı( karbon dioksit, metan, nitröz oksit, kükürt heksaflorür, HFC’ler ve PFC) salınımının çoğalmasını, sonrasında da diğer etkenlerde dahil olunca ozon tabakasının Avrupa kıtasından daha büyük bir oranda delinmesini getirir.
Sonuçta bu faktörler iklim değişikliğini tetikler. Dünyanın gelişmiş ülkeleri ağırlıklı olarak fosil yakıt kullanımı ile dünyaya bıraktıkları karbon ayak izleri doğanın bunu yenileme/temizleme hızının kat ve kat üzerine çıkar.
Bilim dünyası bunu ortaya koyduktan çok uzun bir süre sonra Kyoto protokolü gündeme gelir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi imzalanır. Bunu süreçte diğer BM İklim Değişikliği Sözleşmeleri takip eder. Her ülkenin bunu azaltma yüzdeleri farklıdır.
***
Bu süreç bizlere yenilenemez enerji kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynakları kavramını öğretir.
Fosil yakıtlar yapılarında yüksek oranda karbon bulunan doğal kaynaklardır. Canlı kalıntılarından elde edilen bu enerji kaynakları arasında petrol, kömür, doğalgaz bulunur.
Yenilenemez enerji kaynaklarının en temel özelliği sürdürülebilir yapıda olmamalarıdır. Bu nedenle petrol veya doğalgaz yenilenebilir mi sorusunun yanıtı olumsuzdur. Yenilenemeyen kaynakların diğer bir özelliği ise dünya üzerinde sadece belirli noktalarda bulunmalarıdır. Bu kaynaklar oluşmak için belirli jeolojik özelliğe sahip toprağa ihtiyaç duyar. Ayrıca kükürtlü, karbonlu ve azotlu yapıda kaynaklar olduklarından çevreye zarar verirler. Bu gruba bazı bilim insanları sonuçta kimyasal bir reaksiyon ortaya çıkardığı için (yarılanma süresinin uzunluğundan ötürü diğer yakıtlar gibi hemen hissedilmez) nükleer enerji kaynaklarını da dahil eder.
Ekonomik, çevre dostu ve doğada bulunabilen enerji kaynaklarının önemi her geçen gün artmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları “Güneş enerjisi, Dalga enerjisi, Jeotermal enerji, Biyokütle enerjisi, Hidroelektrik enerjisi ve Biyoyakıt”tır.

BUSİAD’DA HİDROJEN KONUŞULDU
Bu konularla ilintili olarak geçenlerde Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Enerji Uzmanlık Grubu tarafından düzenlenen Bursa Hidrojeni Konuşuyor etkinliklerinin üçüncüsü, “Hidrojen Yakıt Pili-Hidrojen Depolama ve Taşıma Sistemleri” başlığıyla BUSİAD Evi’nde gerçekleştirildi.
BUÜ Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Burak Etemoğlu’nun yönetiminde gerçekleşen etkinlikte TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kıdemli Başuzman Araştırmacı Dr. Emin Okumuş, Floteks AŞ Genel Müdürü Mehmet Beysel, OXODES Teknoloji Kurucusu Mert Ali Özel birer konuşma yaptılar.
Konuşmasında Dr. Emin Okumuş şunlara değindi:
“Mikrokojenerasyon sistemi geliştirdik. Bu sistem evdeki kombi yerine geçebilecek ve yüzde 20 daha az karbon salımı sağlanacak. Aynı zamanda elektrik üretimi sağlanabilecek. Hidrojen yakıt pilleri İHA ve dronlarda da denendi. Daha fazla havada kalış süresi elde ediliyor. Hidrojen sistemleri, bor ve diğer yöntemleri de aktarıyor.”
Floteks AŞ Genel Müdürü Mehmet Beysel ise rotasyon denilen plastik şekillenme teknolojisini kullandıklarını belirterek, bu yöntemle yakıt depoları, çamurluklar daha çok otomotiv yan sanayine üretim yaptıklarını söyleyerek şöyle devam etti:
“ArGe merkeziyiz. AB projeleri geliştiriyoruz. Rotasyon yönteminin Tip 4 tankları için uygundur. Bunun için Pressura Basınçlı Kaplar Şirketini kurduk. Çelik ve diğer yakıt tanklarına göre Tip 4 yakıt tankları çok daha hafif. Bu yakıt tankı plastik üzeri karbon elyaf sarıldığı için patlama riski olmuyor. Basınç durumunda plastik eriyor ve hidrojen dışarı yayılıyor. Ürünü üretmekten daha zoru AB standartlarına uymak. Testlerini gerçekleştirmek de gerçekten zor.”
OXODES Teknoloji Kurucusu Mert Ali Özel de Bursa Uludağ Üniversitesi’nde yapılan hidrojen enerjili mobilite çalışmaları hakkında bilgi verdi. Özel, farklı enerji sistemlerinin kendi içlerinde yarışma içinde olduklarını kaydederek, “Biz bu teknolojileri savaştırmak değil barıştırmak açısından bakıyoruz. Doğru problemi bulmayı ve optimum çözümü arıyoruz. Batarya teknolojileri ve hidrojen teknolojilerini uyumlaştırmaya çalışıyoruz” dedi.
Prof. Dr. Akın Burak Etemoğlu ise, hidrojen sistemlerinin bugün için çok pahalı olduğunu ifade ederek, “Ancak bunu ertelememek gerekir. Elektrikli araçlar da öyleydi ama bugün her yerde” dedi.
Katılımcıların sorularını da yanıtlayan panelistlere, günün anısına “ÇEK Kır Çiçekleri Okusun Diye Projesi’ne” adlarına yapılan bağışın sertifikası da sunuldu.

SON SÖZ
Dünyaya hem bireysel hem de kurumsal bağlamda daha az karbon ayak izi bırakma sorumluluğumuz, artık sorumluluk olmaktan çıkmış ve bir zorunluluk haline gelmiştir.
BUSİAD Enerji Uzmanlık Grubu’na bundan sonraki etkinliklerinde kolaylıklar diliyorum.


