“Müslümanlıkla ahlak birbirinden hayli ayrıldı. Günümüz insanı ‘dindar ahlaklı olmayabilir’ diye düşünebiliyor artık. Geçenlerde bir hocamız alan araştırması yaptı. Bir soruya canım çok sıkıldı.
Soru şuydu: ‘Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?’ Cevap verenlerin yüzde 70’i ‘hayır gerektirmez’ cevabını verdi. Bu soruya cevap verenler herhalde Kant’ı okuyarak mevcut duruma bakarak cevap veriyorlar. Teorik, entelektüel olarak doğru bir cevap olsa da bu vahimdir.
Bu soruya bir Müslüman ülkede ‘hayır efendim bir insan dindarsa ahlaklıdır’ denilmesi gerekirdi. Oysa günümüz insanı ‘dindar ahlaklı olmayabilir’ diye düşünebiliyor. Oysa Müslümanın en temel özelliği güvenilir olmasıdır.”
Bu sözler 2017 yılında kendisi ile yapılan bir söyleşide 2003-2010 tarihleri arasında mevcut iktidar döneminin yaklaşık üçte birinde Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış ciddi ve saygı bir bilim insanı olan Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’na ait.
Bence bu oran günümüzde “Kazanmak için her yol mübahtır” mantığı hakim olduğu toplumumuzda daha da arttı.
Theodore Roosevelt’in sözünü anımsatayım:
“Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.”
Evet, dindar bir nesil yetiştirmek için çıkılan yolculukta, dindar ama ahlaklı olması gerektiğine inanmayan bir nesil inşa ettik, galiba. Bu arada nerede ise her okulu İmam Hatip yaparak, PİSA sonuçlarında tepetaklak aşağıya yuvarlanan ve eğitim eşitsizliğinin had safhada olduğu bir sistem içinde yuvarlanıp, gidiyoruz.
AK Parti iktidarında 20 yılda Erkan Mumcu ile başlayan, Mahmut Özer ile devam eden süreçte tam 8 Milli Eğitim Bakanı gördük. Bu süreç içinde her gelen bakan bir önceki yapılanları sıfırlamasa da kendine göre doğru olduğuna inandığı şeyleri yapmaya çalıştı. Bakın isminin önünde milli kelimesi bulunan iki tane bakanlığımız var. Bunlar Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanlıkları. Bu bakanlıkların politikaları siyasi değil, devlet politikaları olmalı ve devlet politikaları sürdürülebilir olmalı.
EĞİTİM ÖNEMLİDİR
Nelson Mandela der ki “Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.” Aynen Mandela’yı teyit eder gibi “Henüz, cahilden daha büyük tahribat yaratan bir kitle imha silahı icat edilemedi!..” sözünü de unutmamak gerekir.
Eğitim Bernard Shaw’ın dediği gibi “Eğitim, meyvenin kendisi değil, bilgi ağacından meyve toplamaya yarayan bir merdivendir.” Ne güzel bir söz değil mi?
Mütevazilik ve ahlak noktasında binlerce yıl önce Konfüçyus “Eğitimli insanlar yapabileceklerinden fazlasını söylemeye utanırlar.” diyordu.
ÇEK GENEL KURULU
1995 yılında Bursa’da 23 eğitime gönül vermiş insan bir yolculuğa çıktı. Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin temellerinin atıldığı bu yolculuk giderek yükselen bir ivme ile devam etmekte. ÇEK ülkemizin ilk eğitim kooperatifi olarak bir model oluştururken, sosyal kooperatifçilik alanında kar payı dağıtmayan bir yapı oluşturarak tüm karını eğitime yatırmaya devam ediyor. Bu noktada oluşturduğu sosyal sorumluluk projeleri ile insanımıza ve gençlerimize dokunuyor. Bu projelerden biri ve en eskisi de Kır Çiçekleri Projesi.
Bu proje kapsamında lisesi olmayan dağ köylerindeki kız çocuklarımızın okutulması noktasında kurduğu Güler-Osman Köseoğlu Ortaöğretim Kız Yurdu ile kız çocuklarımızı okutmaya çalışıyor, ÇEK.
ÇEK’in bu projesinin önemini 800 yıl önce 13. yüzyılda Hacı Bektaş-ı Veli şöyle özetliyordu:
“Kızlarını okutmayan milletler yok olur”.
21. yüzyılda ise bir cemaatin şeyhi şunu söylemişti:
“Kızlarınızı orta, lise, üniversiteye göndermeyin. Kadınlar cenazeme bile gelmesin.”
Bunlar bana ÇEK’in ne kadar doğru bir yolda olduğunu adeta kanıtlıyor.
Evet, cumartesi günü ÇEK’in Mali Genel Kurulu vardı. ÇEK 3 Mart Azizoğlu ilk ve ortaokulu konferans salonunda gerçekleşen genel kurula aynı zamanda ÇEK üyesi de olan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem de katıldı. Divan Başkanlığı’nı Ali Kara’nın, yardımcılığını Gözde Kartal’ın ve yazmanlığını Sine Çelik’in yaptığı genel kurulda açılış konuşmasını ÇEK Başkanı Prof.Dr.Müfit Parlak yurtdışında olduğu için Başkan Yardımcısı Prof.Dr.Füsun Öztürk Kuter yaptı. Faaliyet raporunu ÇEK Saymanı Nihan Alpay, Denetleme raporunu Buğra Küçükkayalar ve çalışma raporunu ise Doğan Yılmaz okudu.

Prof.Dr.Füsun Öztürk Kuter konuşmasına “Çağdaşlaşma ve aydınlanma projesi olan Çağdaş Eğitim Kooperatifimize değer katan, bugünlere gelmesini sağlayan kurucularımıza, başkanlarımıza, yönetim, denetim, yürütme ve çalışma kurullarında görev alan arkadaşlarımıza, ortaklarımıza, çalışanlarımıza, bağışlarıyla desteklerini esirgemeyen gönüllülerimize, kurumlara, kuruluşlara ÇEK ailemiz adına teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyorum.” diyerek başladı ve özetle şunları söyledi:
“ÇEK 3 Mart Eğitim Kurumlarımız ve yurtlarımız, temel felsefesini ‘Akıl ve bilim’den alan, toplumsal sorumluluk ve demokrasi bilincine sahip, çevreci, sanatsal, sportif değerlere önem veren, bilimsel yöntemleri uygulayan, sorgulayan öğrencilerin yetişmesine öncülük etmektedir.
Akademik alandaki başarılı çalışmalarımızı, örnek sosyal sorumluluk projelerimizle taçlandırmayı sürdürüyoruz.”

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem de konuşmasında “ÇEK’in üyesi olmaktan gurur duyduğunu, ÇEK’in çalışmaları ile ülkeye bir model yarattığını” dile getirdi.
ÇEK iyi ki varsın! Anaokulundan, üniversiteye hedefi adım adım ilerliyor. ÇEK’e zamanıyla, ilişkileriyle, aklıyla, parasıyla katkı koyan ve de gönülden destekleyen herkesi saygı ile anarken, aramızdan ayrılanlara rahmet diliyorum.


