Süreçlerde dönemler vardır. Osmanlı İmparatorluğu’na göz attığınızda, kuruluş, yükseliş, duraklama ve gerileme devirleri karşımıza çıkar. Bu devirlerin içinde de çeşitli devirler vardır. Lale devri, Fetret devri ve benzerleri.
Siyasete özellikle yerel siyasete göz attığınızda her yerde olduğu gibi kentimiz özelinde de özel bir döneme giriliyor.
Nedir özel dönem diye sorduğunuzda yanıtım şudur:
“Önce siyasi partilerin ilçe ve il kongreleri var. (AK Parti dışında. Onlar ilk aşamada sessiz sedasız bir iki ufak değişikliği yaptı/yapıyor.) Sonra da yerel seçimler var.”
Uzun zamandır medya dünyasının içinde olan, bir dönemler sadece siyaset yazan, ucundan köşesinden bir akademisyen olarak bu girdiğimiz devrin adı “Alınganlık Devri” olarak konulabilir.

ALINGANLIK NEDİR?
“İnsanların tutum ve davranışlarında sıklıkla art niyet ararım. Eleştiriler karşısında kolayca gücenir, savunucu davranırım. İlişkilerde incindiğim konular zihnimi fazlaca meşgul eder, bu konuları zihnimden uzaklaştırmada zorlanırım. İncindiğim zamanlarda karşı tarafı incitmek isterim. Kırıldığımda ortamdan duygusal ve fiziksel olarak uzaklaşırım. Sosyal ilişkilerimde reddedildiğimde bu beni değersiz hissettirir. Bana yönelik söylenen bir söz, tutum ve davranışı sıklıkla kişiselleştiririm. Sıklıkla insanların zihnini okumaya çalışırım ya da elimde yeterli veri olmaksızın kendimce sonuçlara varırım. İnsanların benimle ilgili yaptığı yorum ve eleştirileri çoğu zaman suçlama olarak algılarım.”
Bu ve buna benzer duygusal durumlar, tavırlar ve düşünce modeli yaratan belirtilerle ortaya çıkan alınganlık uzmanlarca şöyle tanımlanır:
“ Alınganlık, ergenlik dönemindeki bireyin sahip olduğu en belirgin özelliktir. Çünkü kendilerini keşfetme sürecinde oldukları için karşıdan gelebilecek en ufak olumsuzluğa karşı tepkiler verebilirler.”
Türk Dil Kurumu’na göre alınganlık, İngilizcedeki hypersensitivity (aşırı hassasiyet) kelimesinin karşılığı olarak; ‘ Kişinin, benliğine güveninin eksikliği yüzünden, kendisine yöneltilen eleştirilere aşırı tepki gösterme durumu’ şeklinde tarif ediliyor.
SAKIN HA!
Bu yukarıdaki tanımlar ışığında “Ne yani sen bizim il, ilçe başkanlarımıza; belediye başkanlarımıza ergen mi demek istiyorsun?” gibi bir algıya sakın ha! kapılmayın. Bu benim değil, hiç kimsenin haddi değil.
Ama siyasi yaşama göz attığınızda siyasetimizin ve demokrasimizin olgunluk döneminde değil de ergenlik döneminde olduğuna yıllardır iktidar ve muhalefetin söylemlerinde tanık oluyoruz.
SON SÖZ
Bu kadar yıllık mesleki deneyimime bağlı olarak biz gazetecileri özellikle köşe yazarlarını zor bir dönem bekliyor. Burada en yakın olduğunuz siyasetçi, başkan sizin bir başkası hakkında yazacağınız olumlu bir yazıdan bile rahatsız olacaktır. Bırakın kendisi ile ilgili yapılacak bir eleştiriyi. Ona zaten hiç tahammülü yoktur.
Bu “Alınganlık Devri”nin en kötü tarafı siyasi figürler özellikle aday belirme süreci ve sonrasında cihat mantığı ile hareket edip, “Her şey mübahtır” mantığına hakim olurlar.
Böyle ortamlarda gazetelerin/medyanın varlığı fark edilir. Alınganlık yapanlar genel yayın müdürlerini, patronları arayıp, şikayette bulunur.
Hele hele aday belirleme süreci çok acımasızdır. Mevcutlar genelde herkesi aday olarak görür. Çünkü süreç her ne kadar birçok prosesi barındırıyormuş gibi görünse de karar tek kişinin dudakları arasındadır. Bu sadece iktidar için geçerli değildir. Başkanlık sistemindeki tek kişinin her konuda karar alıcı rolünden şikayetçi olan muhalefet partilerinin hepsi de -bazılarının sözde aday yoklamaları gibi uygulamaları olmasına rağmen- tek seçici ile maçlara hazırlanır.
Tek seçiciler her şeyi bilen, her şeyi gören, en doğru kararı veren ve de eğer bir karar verdi ise o karar noktasında mutlaka bir bildiği olduğuna inanılandır.
Değerli siyasiler, il başkanları ve adayları; ilçe başkanları ve adayları, belediye başkanları ve adayları hepinize “alıngan olmayacağınız” bir seçim dönemi diliyorum.
Alıngan olmayı veya alıngan olmamayı bir kenara bırakın yattığınızda; görev alanınız içinde yaptıklarınızdan vicdanınız rahat mı ona bakın!
Herkese başarılar. Dilerim bulunduğunuz görevde veya aday olduğunuz görevde Bursa veya içinde yaşadığınız ilçeye katma değer bırakacak izler bırakıp, güzel anılarla anılırsınız.


