Yas âdeti, Türk kültüründe de en eski çağlardan itibaren vardır. Göz attığımızda sıradan insanların, toplum tarafından saygı duyulan kişilerin ya da hükümdarların ölümünden sonra kara ve gök elbise giymek, elbiseyi ters giymek, baş açmak, atların kuyruklarını kesmek, saçları kesmek, ağıt yakmak gibi çeşitli şekillerde kendini gösterir.
Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım gününde ise Türkiye’nin en uzun süre varlık gösteren resmi yas uygulaması gerçekleştirilir. Türkiye’de her 10 Kasım sabahı saat 09.05’te duyulan siren sesi ve o sırada ona eşlik eden korna sesleri, bireysel hafızanın yanı sıra toplumun ortak hafızasının da canlandığı anlardan biridir.
Yas kavramını, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud (6 Mayıs 1856-23 Eylül 1939) veya doğum adı ile Sigismund Schlomo Freud, “sevilen bir yakının veya ülke, özgürlük, bir ideal gibi düşünsel soyut bazı değerlerin kaybına karşı gelişen bir tepki” olarak açıklar.
Edward John Mostyn Bowlby (26 Şubat 1907 – 2 Eylül 1990), İngiliz psikiyatrist, psikanalist ve gelişim psikoloğudur. En çok “Bağlanma Kuramı”nın kurucusu olarak bilinir. Bowlby “bir kaybetme veya ayrılma durumu olduktan sonra verilen olağan tepkidir” tanımını kullanır.
ATA’YI İLK ANMA 10 KASIM 1939
İlk anmanın nasıl yapıldığını Ankara Üniversitesi, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nden Prof.Dr. Hakan Uzun’un Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi’ndeki bir makalesinden alıntılarla anlatmak istiyorum.
Atatürk’ün vefatının ardından onu anmak için 10 Kasım 1939’da düzenlenen ilk anma programı, dönemin Dâhiliye Vekâleti (İçişleri Bakanlığı) Matbuat (Basın) Umum (Genel) Müdürlüğü tarafından gazetelere gönderilir. Bu program parti genel merkezince hazırlanır.
10 Kasım günü gazeteler, Parti Umumi Merkezi tarafından hazırlanarak kamuoyuna ilan edilen programda belirtildiği gibi yayınlanır. Birinci sayfalarını siyah çerçeve içine alırlar. Gazetelerin diğer sayfaları ise neredeyse tamamen Atatürk’e ayrılır.
Başkent Ankara’daki tören saat 09.05’te, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katılımıyla, Atatürk’ün Etnografya müzesinde bulunan kabri başında yapılan saygı duruşuyla başlar. Beş dakikalık saygı duruşunun ardından, İnönü beraberinde bulunan Kâtibi Umumisi (Genel Katibi) Kemal Gedeleç, General Kâzım Gökçe, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan, Seryaveri (Başyaveri), Kalemi Mahsus (Özel Kalem) Müdürü ve yaverleriyle birlikte Atatürk’ün kabrine çiçek koyar ve binadan ayrılır. Ardından TBMM Reisi Abdülhalik Renda, Başbakan Dr. Refik Saydam ve milletvekilleri Atatürk’ün kabrini ziyaret eder. Sonrasında, kordiplomatik namına ABD Büyükelçisi Mac Murray, Atatürk’ün kabrine bir çelenk koyar. Bunu, halkın Atatürk’ün kabri önünden saygı geçişi takip eder.
Ankara Halkevi’nde düzenlenen program da beş dakikalık saygı duruşuyla başlar. Atatürk’ün hayatıyla ilgili hitabeler söylenir, şiir okunur, Cumhurbaşkanının beyannamesinin okunmasının ardından, Atatürk’ün hayatına ait çeşitli sesli filmler gösterilir. Okullarda da törenler düzenlenir.
İstanbul Üniversitesi’nde yapılan törene ise Vali ve aynı zamanda Belediye Başkanı da olan Lütfi Kırdar ile birlikte, İstanbul Komutanı Korgeneral Halis Bıyıktay, o sırada İstanbul’da bulunan milletvekilleri, üniversitede görev yapan bütün öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci katılır. Törene, Rektörün çağrısı ile birlikte, beş dakikalık saygı duruşuyla başlanır. Rektörün ardından, ilk olarak, Edebiyat Fakültesi Dekanı Hamit Bey bir konuşma yapar ve Atatürk’ün fikir, ruh ve ideal olarak ölmediğini ve yaşadığını söyler. Konuşmalardan sonra, İnönü’nün beyannamesi okunarak törene son verilir. Hep birlikte Taksim Cumhuriyet Abidesi’ne gidilir.
Radyolar 10 Kasım 1939’da sadece sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günlük haber verirler. Radyoda, sabah haberleri sunulduktan sonra, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün beyannamesi okunur ve yayına ara verilir. Öğlen ve akşam saatlerinde yine yalnız haberler verilir ve ardından “Sayın yurttaşlar: Bugün Ebedi Şef Atatürk’ün ölümünün ilk yıldönümüdür. Türkiye radyosu, Türk milletinin bu büyük elemine katılarak tazimle(saygıyla) susuyor” denilerek yayın sona erdirilir. İnönü’nün beyannamesi saat 18.45’te Farsça, 19.45’te Arapça, gece de İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak yayınlanır.
SON SÖZ
10 Kasım, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği gündür. 1939 yılından 1960 yılına dek düzenlenen anma programlarında yas hep ön plandadır. 1960 yılından itibaren ise Atatürk için bir gün yas tutulmaya devam edilmekle birlikte 10-16 Kasım tarihleri arası Atatürk Haftası olarak isimlendirilir. 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi’nden sonra ve MBK( Milli Birlik Komitesi) üyelerinin girişimiyle gerçekleşen bu uygulama, 1988 yılına kadar devam eder. 1988’de, Turgut Özal döneminde de, 50 yıl boyunca devam eden resmi yas uygulaması kaldırılır.
1946 yılında çok partili siyasal yaşama geçildikten kısa bir süre sonra, 10 Kasım törenleri siyasetçiler tarafından gündelik siyasetin bir parçası yapılır. O günden bugüne Atatürk, siyasi partiler arasındaki tartışmaların merkezine çekilir.
Bu kısır tartışma ve anlamsız diyaloglar özünde yasın temel duygusu olan “insanları ortak acılarda birleştiren ve insanlar arasındaki dayanışma duygularını ortaya çıkaran özelliğini” adeta ortadan kaldırır.
Bugün 10 Kasım 2025. Bu ülkeyi kurtaran, Cumhuriyetimizi kuran, insanımızı kulluktan yurttaşlığa ulaştıran, dogma yerine bilimin ışığını gösteren, kadınların her alandaki haklarını veren, sanat ve kültürü ön plana çıkartan, bir mavi gözlü devi, Atamız’ı 87 yıl önce bugün saat 09.05’te kaybettik.
Bu yazıyı 10 Kasım 2025’te saat 09.05’te sizlerle paylaşıyorum.
Atam iyi ki vardın ve iyi ki düşüncelerin var. Işıklar içinde uyu Atam!
*İlk gazete küpürleri 10 Kasım 1939‘a ait, diğeri ise anma sonrası çıkan 11 Kasım 1939‘a ait.(Gaste Arşivi’nden alınmıştır)


