Atom Karınca William Hanna ve Joseph Barbera tarafından 1965 yılında yaratılan çizgi film karakteri ve aynı adlı serinin adı. Atom Karınca şehir halinde bir karınca kolonisinde yaşamakta ve kötülerle mücadele ederken uçabilmektedir. Süper hızlı ve süper güçlüdür. Atom Karınca, şehrin polisi ile iş birliği içindedir.
Geçtiğimiz günler Mimar Şaziye Sezginer’i kaybettik. Bursa’nın Atom Karınca lakaplı bir yöneticiydi. Makam odasında Atatürk’ün fotoğrafı vardı. Bir de Bursa’nın simgelerinden Deli Ayten’in fotoğrafı vardı.
Size biraz Şaziye Sezginer’i anlatmak istedim.
Bulgaristan göçmeni Çelik Ailesi’nin ailenin altı çocuğunun ilki olarak 1949’da Bursa’da doğdu. Babası ve annesi Bulgaristan’dan kaçarak Türkiye’ye gelmişlerdi. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı.
Babası ilk geldiklerinde Gündoğdu’da çobanlık yaptı. Sonrasında Paşa Çiftliği’nde tütün topladı. Ardından da Heykel’deki Besler Köftecisi’nde çalışmaya başladı. Uzun yıllar Besler’de çalıştıktan sonra sahiplerine kendi işini kurmak istediğini söyledi. Onlar da hayırlı olsun ama yakınlarda kurma deyince, Ali Çelik ailesiyle birlikte Ankara’ya taşındı. TRT’nin hemen yanında bir köfteci açtı. Bu işi ondan sonra çocukları yürüttü hala Türkiye’nin çeşitli yerlerinde şubeleri var.
ALİ ÇELİK’İN ZEKİ MÜREN’E VERDİĞİ SÖZ
TRT’nin tüm sanatçıları müşterisi oldu. Bunlardan biri de Bursa’dan tanıdığı Zeki Müren’di. Zeki Müren’in, babasına verdirdiği “üniversite okutma sözü”nden sonra, Ankara Kız Lisesi’nden mezun olan kızı Şaziye, Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademi’si Mimarlık Bölümü’ne girdi. Eğitimi sırasında yine aynı okulun Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde okuyan, çocukları Taylan ve Ozan’ın babası İsmail Hakkı Sezginer’le tanışıp evlendi.
Aynı dönemde sol düşünceyle tanıştı. Henüz bir öğrenciyken 12 Mart döneminde eşi hapse atıldı. Tüm bu şartlara rağmen hem yeni doğan bebeği Taylan’ı büyüttü hem de okulu bitirdi. Mezuniyet sonrası Tepe Mobilya’yı kuran ekipte yer aldı. Daha sonra hocası Prof.Dr. Yurdanur Sepkin’in ofisinde mimar olarak çalıştı ve bu deneyimin ona çok şey kattığını hep çocuklarına anlattı.
1979 yılında eşinin işi nedeniyle Bursa’ya döndü. Mustafa Eroğlu döneminde belediyede mimar olarak çalışmaya başladı. 12 Eylül sonrası Ekrem Barışık döneminde de görevine devam etti. Bu dönemde şantiye şefi olarak görev yaptı. Şantiye şefliği döneminde, bitmez tükenmez enerjisi ve çalışkanlığıyla “Atom Karınca” olarak anılmaya başladı.
Ben onu Tayyare Sineması üzerindeki Fen İşleri’nde Basri Sönmez’in Fen İşleri Müdürü olduğu dönemde tanıdım.
Yine aynı dönemde hayatında insan ve mimar olarak önemli bir dönüm noktası olan “Tarih İçinde Bursa’85 Sempozyumu”nun sekreteryası görevini üstlendi. Tarihi çevreyi koruma ve restorasyon üzerine yoğunlaşmış bu uzun soluklu sempozyumda, zamanın Fen İşleri Müdürü Basri Sönmez’le birlikte şehre hatırı sayılır bir katkı koydu.
Bu süreçte yakın ilişkiler kurduğu Prof. Dr. Metin Sözen’le birlikte koruma konusunda önemli çalışmalar yaptı. Sonraki yıllarda tarihi ve doğal çevreyi koruma konusunda ülkenin lokomotif STK’sı olacak ÇEKÜL Vakfı’nın çekirdek kadrosunda yer aldı ve Bursa Başkanlığı’nı yürüttü.
Teoman Özalp’ın başkanlığı döneminde Yatırım Plan Daire Başkanlığı görevini üstlendi ve büyük projeler yürüttü. Bursa Metrosu’nun fizibilitesini hazırlayan ve projenin finansmanı için çeşitli uluslararası kurumlarla görüşmeler sürdüren ekibi yönetti. 1994 yılında zamanın SHP yönetiminin ısrarıyla Nilüfer Belediye Başkan adayı oldu ve seçimi kaybetti.
Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Alışık olmadık biçimde muhalif bir aday olarak seçimi kaybettikten sonra yıllarca birlikte çalıştığı ANAP’tan Osmangazi Belediye Başkanı seçilen rahmetli Basri Sönmez tarafından başkan yardımcılığı görevine getirildi. Bu görevine bir sonraki seçimde başkanlığa devam eden Hilmi Şensoy döneminde de devam etti.
IRGANDI KÖPRÜSÜ RESTORASYONU VE BURSA’YA KATKILARI
Kentimizdeki Irgandı Köprüsü dünyanın ilk çarşılı köprüsü olarak tarihe geçer. 1442 yılında Irgandı Pirali‘nin oğlu Hoca Muslihittin tarafından yaptırılan eserin mimarı Abdullah oğlu Timurtaş olarak bilinir. Bu ilkten yüzyıllar sonra Floransa, Venedik ve Bulgaristan’da diğer çarşılı köprüler yapılır.
Sönmez ve Şensoy’un başkanlığı döneminde on yıllık süreçte Kazım Baykal’la birlikte on yıllarca emek verdiği Irgandı Köprüsü gibi sayısız projeyi hayata geçirdi. Çok sevdiği Bursa’sı için sadece bürokrat olarak değil, Mimarlar Odası yönetiminde yer alarak bir mimar ve bir hemşeri olarak da büyük emek verdi. İlke olarak makam odasının kapısı hep açık oldu.
Yerel iktidarın AK Parti’ye geçmesinden sonra iki oğluyla birlikte kurduğu restorasyon ve inşaat firmasıyla Bursa’ya hizmet etmeye devam etti. Gölyazı Aziz Pantelemion Kilisesi, Tirilye Taş Mektep gibi anıt yapılar dışında Misi, Demirci ve Cumalıkızık gibi bölgelerde çok sayıda proje gerçekleştirdi.
Bu dönemde sadece Bursa’da değil, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde çok sayıda tarihi eserin restorasyonuna imza attı.
Bunlardan aklımda kalanlar Yalova Yürüyen Köşk, Kula Meryem Ana Kilisesi, Tarihi Çorlu Belediye Binası, İvrindi Hükümet Konağı, İstanbul Feneryolu ve Kızıltoprak İstasyonları ile Unkapanı Ahmet Buhari Tekkesi’ydi.
Aynı süreçte CHP Osmangazi Meclis Üyeliği görevini de üstlendi ancak hiçbir zaman “siyasetçi” olmadı.
Bütün bunların yanında, Şaziye Sezginer şehrimizde binicilik sporunun gelişimine de önemli katkı verdi. Binicilik sporunu geniş kitlelere yaymak amacıyla kurulan Bursa Binicilik İhtisas Kulübü’nün kurucu başkanlığını yaptı. Avrupa Birliği destekli, engelli bireyleri topluma kazandırma amaçlı “Sevgi Atlıları” gibi projelerin gerçekleştiricisi oldu.
Yıldırım’da Karapınar’da kurduğu 0 binicilik kulübüne çok gidip, geldik. Orada özellikle Sevgi Atlıları projesinde duyduğu mutluluk ve o çocuklara dokunması gözlerinden okunuyordu.
Ayrıca ülkemizin ilk eğitim kooperatifi olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin de ortaklarındandı.
SON SÖZ
Evrenin 13.8 milyar yıllık ömründe, 4.5 milyar yıldır güneş çevresinde dönen dünyamızda insanoğlu sadece 40 bin yıldır konuşabiliyor. Bu rakamlara baktığınızda bir insan ömrünün ne kadar kısa olduğunu, bir iğne deliği kadar bile süreyi kapsamadığını görüyorsunuz.
Bu yaşam yolculuğunda önemli olan geriye neler bıraktığınızdır.
Şaziye Sezginer, üniversite yıllarında eşi siyasi görüşleri nedeniyle hapisteyken, bir yandan ilk çocuğunu kucağına alıp, bir yandan annelik yapıp bir yandan da okuyordu.
Şaziye Sezginer, tırnakları ile kazığı yaşam yolculuğunda arkasında çok şey bıraktı. Burada anımsatmaya çalıştıklarım sadece akılda kalanlardan bazıları.
Ne mutlu ona arkasında bıraktıkları var. Ne mutlu evlatları Taylan ve Ozan’a böyle bir anneye sahip olmuşlar.
Taylan ve Ozan Sezginer’e yeniden başsağlığı dilerken, Şaziye Abla ışıklarda uyu diyorum.


