İlkokul yıllarında bana İstanbul’da bir akrabamızın pul koleksiyonunu vermesi ile koleksiyon tuttum başladı. Sonrasında rahmetli dedemin (Atatürk döneminde Harp Okulu mezunu subaydı/Atatürk ile aynı yaştaydı) kartpostal koleksiyonunu keşfettim. Harçlığımdan arttırdığım ve de bayram harçlıkları beni Tünel’deki pulcularla buluşturdu. Pul maşasını kullanmayı, damgalı pulu zarftan çıkarmayı öğrendim.
Onu para koleksiyonu takip etti.
O dönemler gazoz kapakları, sakızlardan çıkan futbol takımları ve futbolcular, cille dediğimiz bilyeler hep koleksiyon malzemesiydi.
Kuşkusuz bu süreçte okulda öğretmenlerimizin bizi müze müze/saray saray gezdirmesi de çok etkili oldu.
Antikaya olan merakım aileden kalan ve gücüm yettiğince toplayabildiğim küçük bir koleksiyon oluşturdu. Onlara birkaç tablo eklendi. Bu arada çocuklar evlenene kadar “Bu ev müzeye döndü” şikayetleri devam etti.
Bu merakım bana Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Yarışmasında, Bursa Pulları kitabı ile bir de ödül kazandırdı.
Gazeteciliğin getirileri beni rahmetli Esat Uluumay, Ahmet Erdönmez, rahmetli Hüsnü Züber, Mehdi Kamruz, Naim Arnas, Hanri Benazus gibi önemli koleksiyonerlerle buluşturdu.
Tutkum hala devam ediyor.
***
Koleksiyon terimi Latince “colligere” fiilinden türemiş ve sözcük anlamı öğrenmek, zevk almak veya yarar sağlamak amacıyla bir araya getirilmiş ve sınıflandırılmış nesneler bütünü olarak bilinir. Sanat yapıtlarını merak, ilgi veya ihtiyaçtan dolayı toplama işi olarak da tanımlanır. Zamanla koleksiyonların halka gösterilmesi ve kamuya açık hale gelmesiyle de “müze ve müzecilik” kavramları doğar.
Koleksiyon bilindiği gibi her tür objenin sınıflandırılıp, sistematize şekilde biriktilmesidir. Burada hemen her konuda zevk, keyif veya öğrenme veya koruma veya kâr ve yarar sağlama gibi motive edici amaçlar vardır. Nesneler derlenip bir araya getirilerek, özelliklerine göre sınıflandırılır.
Osmanlı Müzeciliği kitabının yazarı W.M.K.Shaw kitabında “Arkeolojinin amacı diriltmek ise, müzelerinki yeni hayat vermektir” der. Türkiye’de Müzecilik kitabında Erdem Yücel, müze teriminin “mousaion”dan türemiş olup; “Mousa’ların (Musa’ların)” veya “Müz’lerin yani esin perilerinin evi” olarak bilindiğine dikkat çeker.
BİR KOLEKSİYONER BİN HİKAYE
Bursa Büyükşehir Belediyesi 2024 yılı ile birlikte yeni bir kültürel etkinliğe imza attı. “Bir Koleksiyoner Bin Hikâye” isimli etkinlikte kentimizin koleksiyonerleri bir müzede konunun meraklıları ile buluşuyor. Etkinlik her ay düzenlenecek.
İlk etkinlik Ocak ayında Muradiye El Yazmaları Müzesinde yapılan “Bir Koleksiyoner Bin Hikâye-I” söyleşi etkinliğiydi. Etkinliğe Bursa Müze ve BKSV’da katkıda bulunmuştu. Etkinliğin moderatörlüğünü Araştırmacı Kerim Bayramoğlu yapmış ve etkinliğe Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takılar Müzesi sahiplerinden ve yöneticisi Feyza Uluumay, Hat koleksiyonu sahibi Safüyiddin Erhan (Kendisini o kadar çok büyüğümden ve dostumdan dinledim ama bir türlü tanışmak nasip olmadı) ve Yazma koleksiyoncusu İbrahim Koca katıldı.

Şimdi ise cumartesi günü Bursa Kent Müzesi “Bir Koleksiyoner, Bin Hikaye-II”ye ev sahipliği yapıyor.
Saat 14.00’de Asuman Türkmen moderatörlüğünde koleksiyoner ve Bursa Filarmoni Derneği Başkanı Dr. Mehdi Kamruz ve Bursa Oyuncak Müzesi’nin kurucuları Derya- Yiğit Kiremitçi’nin katılacağı bir söyleşi etkinliği gerçekleşecek.
SON SÖZ
1750 yılında kurulan Lüksemburg Müzesi dünyanın bilinen ilk resmî müzesidir. Onu ise İngiltere’de 1759 yılında temelleri atılan British Müzesi takip eder.
Mecma-ı Asar-ı Atika (Eski Eserler Koleksiyonu ) koleksiyonu Sadrazam Ali Paşa döneminde düzenlenir ve 1869 yılında dönemin Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından Müze-i Hûmayun (İmparatorluk Müzesi) adıyla Osmanlı İmparatorluğu‘nun ilk müzesi kurulur.
Kültür ve sanat etkinlikleri genelde (bazı alanların dışında) önemsenmeyen, rağbet görmeyen etkinliklerdir. Bu etkinlikler özünde çok değerlidir.
Geçmiş ile bağ söylemle değil müzelerle koleksiyonlarla kurulur. Her koleksiyoner değerlidir. Bu noktada “Bir Koleksiyoner, Bin Hikaye” söyleşiler etkinliğini değerli buluyorum. Kültüre, sanata, koleksiyona, müzeciliğe değer vermiş, katma değer yaratmış herkese sevgi saygıyla diyorum.


