Önce Bitmeyen Senfoni…
Franz Peter Schubert, 1797 yılında Viyana’da doğdu. 31 yaş gibi çok genç yaşta Frengi hastalığı nedeniyle yaşama veda etti. Bestecinin 600’den fazla şarkısı ve 9 tane de senfonisi var.
Schubert’in annesi 14 çocuk doğurur, bunlardan dokuzu henüz bir yaşına dahi gelmeden ölür. Geriye, Franz Schubert ile birlikte dört kardeşi kalır. Abisi de piyano çalar. Kısa sürede Schubert onu geçer. Bunun üzerine babası ondaki dehayı fark edip konservatuara yazdırır ve kısa süre sonra bitirip orada hoca olur. İdari işlerden vakit buldukça besteler yapar.
1815’te zengin bir Avukat olan Schober onu destekleme kararı alır. Böylece hayatının geri kalanında maddi ve manevi yönlerden onu destekleyen bir arkadaş çevresi hep yanında oluyor. Böylece bu kısa ömrüne bu kadar beste sığdırma şansı oluyor. 1822’de 25 yaşında firengi hastalığına yakalanır ama üretmeye devam eder. 8. Senfonisine başlıyor. 1827’de çok sevdiği besteci Beethoven öldüğünde hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen onun meşalesini taşıyan 38 kişiden biri oluyor.
Ömrünün son dönemlerinde 9. Senfonisini bitiriyor ama 8. Senfonisini 6 yıl boyunca bitirmiyor.
Yıllar sonra 1920 yılında Newyork Filarmoni orkestrası bitmemiş senfoniyi bitirmek üzere bir yarışma düzenliyor. Ancak katılan hiçbir eser değerli bulunmuyor.

2019 yılının şubat ayında ünlü bir mobil telefon şirketi, Schubert’in bütün eserlerini yapay zekaya yükleyerek bir algoritma yaratarak senfoninin 3. Bölümünü tamamlandığını duyurdu. Ama bu da ilgi görmedi.
***
Sonra Bitmeyen Katedral…
Antoni Gaudí ya da tam adıyla Antoni Plàcid Guillem Gaudí i Cornet(1852-1926), İspanya’da Art Nouveau/Yeni Sanat akımının öncüsü olan Katalan mimar. Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin yaratıcısıdır. La Sagrada Familia (Kutsal Aile), İspanya‘nın Barselona şehrinde bulunan ve modern mimarinin öncülerinden sayılan Antoni Gaudi‘nin 1883 yılında devraldığı fakat 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalan bir bazilikadır.
Gaudi‘nin ölümüne kadar -25‘i tamamlanmış olan bazilikanın yapımı halen devam eder. Halk arasında bitmeyen kilise olarak da bilinir. 1882 yılında halkın yardımlarıyla yapımına başlanan mimarinin bitmemesinin nedeni hala sembolik olarak halkın yardımlarıyla yapımına devam edilmesi ve Gaudi‘nin karmaşık mimari tarzının çözülmesinin güçlüğüdür.

Uzmanlar “Ayrıca binanın çizimlerinin ve ilk yapım yöntemlerinin de 19.yüzyıldan kalması nedeniyle günümüz teknolojisine uyarlanması da bir başka zorluktur.” demekte. 2026-2028 yılları arasında bitmesi tahmin edilen kilise yardımseverlerin katkılarıyla yapılıyor.
***
Şimdi Bitmeyen Tren…
1992’de o günkü proje adıyla, Bandırma-Bursa-Ayazma hattıyla Bursa’ya tren geleceğini Sevgili Ahmet Emin Yılmaz köşesinden duyurmuştu. Yine bu konuyu işledi. Oradan bazı notlar aktarıyorum.
Sonuçta nereden geçeceği tartışmaları yüzünden ortada kaldı. 2012 yılında Yüksek Hızlı Tren adıyla Mudanya Yolu’nda, Geçit’ten Balat’a girişte temel atılırken, güzergah Bursa-Bilecik olarak projelendirildi. Zemin sorunları çıkınca Bursa-Yenişehir-Osmaneli’ye dönüldü.

Yine bir şey çıkmadı…
Projenin adından yüksek hız gitti, yüksek standartlı demiryolu hattı adıyla hızlı tren projesi geldi ve1992’deki ilk hedef yeniden projeye girdi.
Şimdilerde…
Bursa’yı Osmaneli’nde Ankara-İstanbul hattına bağlayacak hızlı tren projesinden yine umut veren haberler geldi.
2024’te tünel, viyadük, köprü, altyapı çalışmalarının bitmesi; üstyapı ve elektronik sistemlerin ardından 29 Ekim 2025 Cumhuriyet Bayramı’nda test sürüşlerini başlaması bekleniyormuş.
SON SÖZ
Ahmet Emin Yılmaz’ın yazısı bana Bitmeyen Ünlüleri anımsattı. Bu işin Bursa’da bitmemesinin nedeni Bursa’nun bir turizm şehri olarak duyurulmasında ve tanıtılmasında aynen Viyana ve Barselona’da olduğu gibi bitmemişlerin merak uyandırmasıdır(!). İnsanlar bitmeyen tren yolumuzun temellerini görmek için yıllar sonra kentimize akın akın gelecekler.(!)
Bu arada nerede ise bu sürecin 25 yılında, özellikte otobüs kazalarının, otobüs yanmalarının yaşandığı dönemde rahmetli Bursa Milletvekili Kemal Demirel, “Tren istiyorum. Güvenli ulaşım istiyorum.” diye bir kampanya başlatmış ve bu uğurda yıllarca yollarda yürümüştü. Rahmetli oldu. Işıklarda uyusun.
Bu bizim bulduğumuz harika bir tanıtma yöntemimiz midir, yoksa 30 yıldır Bursa siyaseti içinde yer almış, bakanlarımızın, milletvekillerimizin, valilerimizin, belediye başkanlarımızın, iktidar partisi il başkanlarının büyük becerikliliği midir?
Onu bilemem tahmin sizin.


