Ülkemizin ilk operası “Nesteren” Bursa’dan:

Yazıma önce bir değerimizi anımsayarak başlamak istiyorum. Aynı zamanda şeyh olan (Ahmet Baba Efendi Tekkesi şeyhliği) Mehmet Baha Pars(1877-1953) tarafından ülkemizdeki ilk opera bestelenir. Bu opera Abdülhak Hamit’in oyunundan bestelenen Nesteren’dir. Nesteren, Abdülhak Hamit Tarhan tarafından 1876 yılında hece ölçüsünde yazılmış manzum oyundur. Eser iki müstebit (zorba/baskıcı) kardeş hükümdarın kavgalarını konu edinir. O yıllarda Abdülhamit ile V. Murad arasında süren kavgaya benzediği için, güne paralel bir oyundur.  Bu yüzden bu eserini imzasız olarak bastırır. Fakat bir vesile ile İstanbul’a gelince, açığa alınır…

Nesteren operasını besteleyen Mehmet Baha Pars, Bursa’nın köklü ailelerinden Pars Ailesi’nin bir ferdiydi. Kendisi hem bir müzikolog, hem de milletvekiliydi. Ülkemizin ilk müzik dergisi olan Alem-i Müsika’yı  Ekim 1919’da yayınlamıştı. (15 günde bir çıkan dergi 18 sayı çıktı ve 1920’de kapandı). Bugün Havuzlupark dediğimiz yeri de Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlayan oydu…

Ülkemizin ilk Bölge Devlet Senfoni Orkestrası “BBDSO” Bursa’dan:

1995 yılında dönemin Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayhan Kızıl‘ın desteği ile üniversite bünyesinde, bir “Yaylı çalgılar oda orkestrası” kurulur. 1996 yılında da dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker‘in desteğiyle “Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı”nın finanse ettiği “Nefesli ve vurma çalgılar topluluğu” hayata geçer. Bu iki topluluk üniversite ve belediyenin desteği ve ortak kararı ile birleştirilerek 1998 yılında “Bursa Senfoni Orkestrası” adını alır. Bu orkestra Azerbaycanlı besteci Hasan Adıgüzel‘in yönetiminde düzenli olarak konserler vermeye başlar.
1998 yılında orkestra şefi Devlet Sanatçısı Prof. Hikmet Şimşek‘in girişimi ve özverili çalışmaları sonucunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine katılarak ülkemizin ilk (daha önce bir girişim vardı ama gerçekleşmemişti) “Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası” doğar. Orkestramız ülkemizin 6. Devlet Senfoni Orkestrası‘dır.

100 Yıla anısına özel sektör tarafından besteletilmiş ilk Senfonilerden, “Bir Ulus Uyanıyor” Bursa’dan:

Besteci ve orkestra şefi Oğuzhan Balcı tarafından 3 solist, 1 anlatıcı ve senfonik orkestra için bestelenen “Bir Ulus Uyanıyor” başlıklı senfoni Bursa Filarmoni Derneği Başkanı Mehdi Kamruz aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı’nı kutlamak ve ülkemize armağan etmek üzere Uludağ İçecek Türk adına Ömer Kızıl tarafından sipariş edilir.

Eser, 3 solist (mezzo-soprano, tenor, bariton), 1 anlatıcı ve senfonik orkestra için bestelenmiş olup 10 bölümden oluşur. Eserde yer alan anlatıcı için hazırlanan metin, değerli müzikolog ve müzik yazarı Ersin Antep’e aittir. Solistlerin söylediği aryaların sözleri ise Oğuzhan Balcı tarafından yazılır. Bölümlerin,  genel olarak Kurtuluş Savaşı dönemine bugünden bir bakışla kurgulanır.  

Bölümler “Bir Ulus Uyanıyor”,  “Toprak Ana”, “Cepheye Çağrı”, “Hayal”, “Şerife Bacı”, “Kayıp Ruh”, “Ben bir Türk’üm”, “Şehit, Anne, Baba”, “Alacakaranlıkta Hanlar”, “Gençliği Sesi” adlarını taşır.

SON SÖZ

Bir Ulus Uyanıyor’un TRT çekimini izledikten sonra dünya prömiyerini pazar günü Uludağ İçecek Türk’ün davetlisi olarak eşimle izledik. Besteci-Şef Oğuzhan Balcı’nın yönetimindeki Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası solistler Mezzosoprano Aylin Ateş, Tenor Ufuk Toker, Bariton Caner Akgün ve Metin yazarı/Anlatıcı Ersin Antep bizleri büyüledi.

Benim Erbak Ailesi’nden ilk tanıdığım kişi Nuri Erbak büyüğüm oldu. Gazeteciliğimin ilk yıllarında genç bir muhabir iken gazeteci büyüğüm rahmetli Aykan Uzoğuz ve rahmetli Enver Ayhan ile birlikte Uludağ’ın Yalova Yolu’ndaki fabrikasında rahmetli Nuri Amca’nın geleneksel meşhur kuru fasulye davetine gitmiştim. Süreçte rahmetli  Prof. Dr. Ayhan Kızıl ve rahmetli Nuran Kızıl büyüklerimi tanıdım. BUSİAD döneminde Mehmet Erbak büyüğümü ve süreçte Levent ve Ömer Kızıl kardeşlerimi sonrasında da ailenin genç kuşağını tanıdım.

Bursa’da futboldan, basketbola; Ultra maratondan klasik müziğe uzanan geniş bir yelpazede Uludağ İçecek Türk kent kültürüne katma değer yaratmaya devam ediyor.

Ne mutlu bizlere Uludağ İçecek Türk’ümüz var.

Nuri Erbak, Prof. Dr.Ayhan Kızıl ve Nuran Kızıl büyüklerimi rahmetle anarken; Mehmet Erbak ağabeyim, Levent – Ömer Kızıl kardeşlerime ve de ailenin diğer fertlerine uzun ve sağlıklı yıllar diliyorum.