Uludağ Kirazlıyayla’daki eski sanatoryum Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından Uludağ Yaşam Boyunca Eğitim Merkezi planlanır. Orada yurtdışındaki Harvard Business School, INSEAD, Wilton Park gibi örnekleri değerlendirilerek Bursa Business School (Bursa İş Okulu) 2019’da oluşturulur. Tesis aynı zamanda Swiss Otel olarak da hizmet verir.
Bilindiği gibi Uludağ Prevantoryumu veya diğer adıyla Kirazlıyayla Sanatoryumu, 1949 yılında hizmete açılır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Milli Eğitim personelinin dinlenme tesisleri olarak planlanan sanatoryum, yapımı sırasında ülkemizde tüberküloz hastalığının yaygınlaşmasına bağlı olarak sanatoryuma dönüştürülür.
Anıtkabir’in mimarı Ordinaryus Prof. Dr. Emin Onat ve cumhuriyetimizin ilk kadın mimarlarından Prof. Dr. Leman Cevat Tomsu‘nun birlikte tasarladığı önemli bir eserdir.
Uludağ Kirazlıyayla’daki sanatoryumda ilk açık kalp ameliyatını ülkemizde yapan Prof. Dr. Siyami Ersek 7 yıl başhekimlik yapar. Orada çok sayıda ameliyat yapılır.
Tesis 1979 yılında sağlık kuruluşu olarak kullanılmak kaydıyla Uludağ Üniversitesine devredilir. Bina bir süre Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi tarafından “Göğüs Hastalıkları ve Cildiye Kliniği” olarak kullanılır. 1989’daki tadilattan sonra 2006’ya kadar otel olarak kullanılan yapı, 2008’de tescillenerek, koruma altına alınmasının ardından Tarım ve Orman Bakanlığına tahsis edilir. 2014’te BTSO tarafından farklı bir fonksiyonla hizmet vermesi için Orman ve Su İşleri Bakanlığından kiralanır. Bu harap olmuş yapı aslına uygun olarak restore edilir.

BİR GEZİNİN ANIMSATTIKLARI
Bursa iş dünyasının yakından tanıdığı Çetin Elektrik’in kurucusu Çetin Öztunalı, ortağı Elektrik Mühendisi Ziya Kahraman aileleri ile birlikte geçenlerde Kirazlıyayla’daki Swiss Otel ve Bursa Business School’un olduğu yere gider.
O gezi Çetin Öztunalı’yı 60 küsür yıl geriye götürür. 1960-1962 yılları arası Çetin Öztunalı’nın babası ve ilk ustası Ahmet Öztunalı, Bursa Sanatoryumu’nun elektrikcisidir. O dönem bölgeye daha elektrik gelmemiştir. Tesis jeneratörlerle çalışır. Hastanenin başhekimi ülkemizdeki ilk açık kalp ameliyatını yapan Prof. Dr. Siyami Ersek’tir.
Geçtiğimiz günlerde Çetin Öztunalı ile sohbet ederken, bana siyah beyaz 62 yıllık bir fotoğraf gösterdi. Şaşırdım. Şu anda Bursa Business School’un olduğu yerin dış giriş kapısının üzerindeki tahta tabelada “Uludağ Dinlenme Evi. Uludağ Sanatoryumu” yazıyor. Tabelanın üstüne çıkan kişi oranın elektrikçisi Ahmet Öztunalı, yanında ise 5-6 yaşlarındaki Çetin Öztunalı var.
Yeni fotoğrafta ise Çetin Öztunalı, ortağı elektrik mühendisi Ziya Kahraman ile aynı noktada tesisin yeni dış giriş kapısında.
Yaşam ilginçtir. 62 yıl önce babasının elektrik teknisyenliğini yaptığı tesisin yeni ve modern halinin elektriğini yapmak da Çetin Öztunalı’ya nasip olmuş.

Çetin Öztunalı, 62 yıl öncesini şöyle anlatır:
“Tesisin elektrik teknisyenliğini de 1960-1962 yılları arasında rahmetli babam Ahmet Öztunalı yapardı. O zaman okula girmediğim için biz de orada bu tesisin lojmanı olan Pembe Hnaım diye bir hayırseverin tesise bağışladığı, tesise 2-3 km uzaklıktaki koca bir villada kalırdık. Şu anda Kirazlıyayla’da Maliye’nin binası o zaman Fahri Kınav’ın Kirazlıyayla oteliydi. O otele çok yakında olan bir lojmandı, bu lojman. Dönemin valisi İhsan Sabri Çağlayangil’di. Onun da o zaman Kirazlıyayla Oteli’ne yakın
valilik misafirhanesi vardır. O dönem orada elektrik yoktu. Her şey jeneratörle çalışırdı. Zaman zaman vali beyin evinde elektrik arızası olur babam onu tamir ederdi. Babam 2-3 km mesafeyi o zaman araba olmadığı için yürüyerek giderdi. Ve yanına av tüfeğini alırdı. Çünkü, o dönemler kurt, ayı ve domuz sürülerdi geçerdi. Gece evin penceresinden bile bunları görebilirdiniz. Zaman zaman daha sonra İstanbul Kültür Üniversitesi’nin kurucu rektörü olan amcam Prof. Dr. Önder Öztunalı ailesi ile gelir bizde kalır. Gündüzleri mangal yapardık.
Babam hafta sonları hastanede hastalar ve çalışanlar için sinema salonunda film oynatırdı. Bazen bizi de götürürdü. Siyami hoca ile birlikte babam da ameliyatlara girerdi. Elektrik arızası olduğunda hemen müdahale edilsin diye.
Üzerinden 60 yıl geçti. Yeni halinin bazı elektrik işlerini de yapmak bize nasip oldu.”

SON SÖZ
Ülkenin anlamsız, saçma sapan, korku filmi gibi olan gündeminden sizleri yeni bir haftaya başlarken, biraz uzaklaştırmak istedim.
Keşke orası üniversiteye devredildiğinde doğru dürüst işletilebilseydi ve bir sağlık merkezi olarak görev yapsaydı. Süreçte orası adeta bir harabeye döndü.
Eğer BTSO el atmasaydı, mezbelelik olarak kalan bir yer olacaktı.
Çetin Öztunalı’ya anılarını paylaştığı için teşekkür ediyorum.


