Kırk yıllık arkadaşlıklar vardır. O kadar uzun süredir dostum olan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Gıyasettin Demirhan sosyal medya hesabında 2022 Nobel Fizyoloji ödülünün öyküsünü dinledikten sonra şu paylaşımı yapmıştı:
“Nobel İnsiyatifi organizasyonu kapsamında Emin Kansu hoca 2022 Nobel Fizyoloji ödülünün öyküsünü anlattı (2022 Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülü, soyu tükenmiş insan türlerinin genomlarını çözerek insan evriminin anlaşılmasına sağladığı katkılar dolayısıyla, İsveçli genetikçi Svante Pääbo ‘ye verildi.). Bu vesileyle Nobelli bilim insanlarının ortak özelliklerini de özetledi.
Özellikler şunlardı:
Sorgulama, soru sorma, merak, odaklanma, içeriği ve süreci anlama, azim, kararlılık, takım kurma ve işbirliği.”
Bu değerlendirmenin altına ben birkaç gün önce şu yorumu yapmıştım:
“Gıyasettin hocam değerlendirme gerçekten çok değerli. Ama ‘One man showlarımızı ve egomuzu’ nereye bırakacağız?”
Bu değerlendirmeyi yaptıktan kısa bir süre sonra Ekrem İmamoğlu’nun Bursa ziyareti ile ilgili basının daveti konusunda çeşitli haberler, şikayetler çıkmaya başladı. Süreçte bunlar suçlamalara dönüştü.
Bazı konularda faturanın kesileceği yerler bellidir. Bir siyasi partinin bir etkinliği ile ilgili fatura o partinin il başkanına kesilir. Nitekim de öyle oldu. CHP’nin çiçeği burnunda il başkanı Turgut Özkan’a fatura kesildi.
Dünyaya bakışınız ne olursa olsun insanlar sahip oldukları akıl(rasyonellik) ile bazı seçimler yaparlar ve o seçimlerin sonuçlarına katlanırlar.
DERS ÇIKARMAK
İnsan yaşantısında deneyim denilen şey yaşanmışlıklardan çıkartılan dersler üzerine kuruludur. Albert Einstein’e atfedilen bir söz vardır:
“Delilik, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.”
İşte bu konuyla ilgili size son yerel seçimlerde yaşanan çoğunuzun tanık olduğu ve bildiği bir örneği aktarmak istiyorum. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Alinur Aktaş’la yarışan Mustafa Bozbey, nerede ise tüm ülkede büyükşehirlerin CHP tarafından alındığı seçimde, seçimi küçük sayılabilecek bir farkla kaybetti.
Neden kaybedildiği ile ilgili oturup, kafa yorulmuş mudur, bilemem. Ama eminim ki kaybedişle ilgili bir çok neden sıralanmış ve kök nedenden de uzaklaşılmıştır.
Halbuki kök neden analizi, bilim ve mühendislikte, yanlışların veya sıkıntıların başlıca sebeplerini belirlemek için kullanılan bir problem çözme yöntemidir.
(Bazı mühendis kökenli siyasilerimizin daha iyi anlayacağını, kök nedeni bulmak için ilk nedenin üzerine beş kez daha neden sorusunu sorulacağını, bildiğini düşünüyorum.)
CHP Bursa’da seçimi neden kaybetti? Sinerji yaratarak bir davulu ortak çalıp, daha çok ses getirmek yerine CHP’de herkes kendi trampetini çaldı. Onların da sesleri ancak bu kadar çıktı.

Bu ne demek mi? CHP il teşkilatı(Dönemin il başkanı Hüseyin Akkuş ve ekibi) ve CHP’nin adayı(Dönemin adayı Mustafa Bozbey) seçim kampanyalarını ayrı ayrı yürüttüler. Seçim sonuçlarını ayrı ayrı merkezlerde beklediler. Peki CHP bu deneyimden ortak akılla bir ders çıkardı mı?
Altılı masanın adayı belli olmadan CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu il il dolaşıyor. Dolaşımlarında da halktan büyük ilgi görüyor. Kimisi adaylık kovalıyor diyor, kimisi de genel başkanlık. Ne kovaladığı süreçte belli olacak.
İmamoğlu, Cuma günkü Bursa ziyareti ile ilgili olarak her kafadan bir ses çıktı. Yerel yönetimler ayrı ayrı programlarını açıkladı. Mustafa Bozbey, Şadi Özdemir’in başında olduğu seçim bürosundan ayrı, il başkanlığı ayrı davetler yaptı. Bu arada İmamoğlu’nun ekibi de şu profili çağırın, şunları çağırmayın yönlendirmeleri yaptı. Sonuçta o çağrıldı, bu çağrılmadı.
(Bu arada ben çağrılmadığım için yazmıyorum bu yazıyı. Ben 48 yıldır burada hancılık yapıyorum. Yolcular gelip geçiyor ve de gelip geçecek.)
Fatura Turgut Özkan’a kesildi. Makamda oturmak zor iştir. Arada bir hesabı ödemek gerekir.
SON SÖZ
Elbette ben bu arkadaşların Nobel almalarını beklemiyorum. Ama ‘One man showları ve egolarını’ nereye bırakacaklarını bilmediklerini düşündüğüm için, takım olma ve işbirliği gibi önemsiz kavramlara(!)burada da -CHP- yer yok gibi görünüyor. Çağdaşlık, rasyonellik, bilimsel bakış değerli kavramlar ama bu kavramlar söylemlerin dışına çıkıp, eyleme dönüşmediği sürece hiçbir değer ifade etmiyorlar.
Bunun bir nedeni de siyasi arenadaki-iktidarından muhalefetine- “tek adamlık” erki. Partilerde önseçim, liyakat gibi konular yerine “adamım olsun” mantığı. Sonuçta yereldeki siyasette de genele bakılarak siyaset yapılıyor. Bence ne görüyorlarsa onu yapıyorlar.
Herkesin yolu açık olsun.
Dünyada en zor şey bildiğini sanan insanlara bir şey anlatmaktır. At gözlüklerini çıkartmak ve paradigmaları yıkmak zordur.


