Ülke genel seçimlere doğru ilerlerken Bursa içinde de yerel siyaset hareketlendi. Bu değişiklikleri parça parça okuyorsunuz. Ben şöyle bir özetlemek istedim.
AK Parti, Eylül ayında yapacağını açıkladığı ilçe ve il kongrelerini erteledi. Ekim’de Olağanüstü Büyük Kurultayı’nı yapacak. İl ve ilçe kongreleri yerel seçimler sonrasında yapılacak. Ama bu arada bölge ve illere atanan koordinatörlerle bazı ilçe başkanlıklarında ufak dokunuşlarla değişikliklere gidiliyor.
MHP’de 5 yıldır başarılı bir biçimde görevini sürdüren Cihangir Kalkancı kendi isteği ile görevini bıraktı onun yerine MHP Bursa İl Başkanlığına Muhammet Tekin getirildi.
Gelecek Partisi’nde Kurucu İl Başkanı olarak görev üstlenen, teşkilatları kuran ve 14 Mayıs seçimi için milletvekili adayı olan kurucu başkan siyasetin deneyimli ismi Alpaslan Yıldız seçim sonrası yeniden görev kabul etmeyince, Gelecek Partisi İl Başkanı olarak yönetiminden Fuat Kadıoğlu atandı.
DEVA Partisi Kurucu İl Başkanı Serkan Özgöz’ün milletvekili aday adaylığı için istifa etmesinden sonra vekaleten Mümtaz Öztürk’ün yürüttüğü İl Başkanlığı görevine daha önce Hukuk Politikalarından sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Zeki Kahraman atandı.
En tepede değişimin en çok konuşulduğu ana muhalefet partisi CHP’de ise yerel bazda değişim konuşuluyor. CHP ilçe kongreleri geçtiğimiz hafta sonu başladı. CHP’de bazı eski il başkanları, belediye başkanları ve milletvekilleri CHP Bursa siyasetine özellikle il başkanlığı noktasında kendilerine göre müdahale ediyor. Bakalım sonuç ne olacak?
DEĞİŞİM KONUSUNA BİR BAKIŞ
Değişim bir süreç içindeki değişikliklerin tümü; bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması ya da böyle iki değer arasındaki ayrımdır.
Engels, hareket değişmenin ta kendisidir, der. Değişme kavramı, en genel ve en soyut şekilde, nesnel gerçekteki tüm fenomenlerin ve nesnelerin sürekli bir başkalaşma içinde olduğunu dile getirir. Değişme, nitelik ya da nicelik bakımından olabilir. Bu iki tür değişme, nicelik değişmelerinin nitelik değişmelerine dönüşmesi şeklindeki diyalektik yasa tarafından belirlenen bir ilişki içindedir.
Değişmenin özel bir biçimi de gelişmedir. Herhangi bir değişme, bir gelişme sürecinin bir uğrağı olursa, nicelik değişmelerinin sonunda yeni nitelikler ortaya çıkar. Bu anlamda, her gelişme bir değişmedir ve her değişme, uzun ya da kısa bir zaman aralığından sonra bir gelişme sürecinin uğrağına dönüşebilir.
1977’de James Prochaska ve Carlo Di Clemente “Değişim Aşamaları” modelini geliştirdi. Bu modelde altı aşama vardı. Niyet öncesi durum, niyet, hazırlık, eylem, sürdürme ve iyileştirme, nüksetme.
Bu altı aşama bir davranışın, bir alışkanlığın, bir bakış açısının, bir stratejinin ve daha birçok şeyin değiştirilmesi noktasında bireysel ve toplumsal olarak atılması gereken adımların, takip edilmesi yolun aşamalarıdır.
Bu arada John Kotter, Harvard Business School Profesörü ve tanınmış bir değişim uzmanıdır. Kotter Değişim Modeli, değişim sürecinden geçen 100 kurumun araştırmasına dayanır. Göre değişim sürecindeki 8 adım şunları içerir:
“Aciliyet duygusu yaratmak, Güçlü yol gösterici koalisyonlar oluşturmak, Bir vizyon ve strateji geliştirmek, İletişim kurmak, Engelleri kaldırmak, Kısa vadeli kazançlar yaratmak, Kazanımları pekiştirmek ve güçlendirmek, Değişimin kalıcı olmasını sağlamak.”

Değişim yedi harfin bir araya geldiği kolaylıkla söylenen bir söz olduğu kadar onun hayata geçirilmesi bireysel ve toplumsal bazda zorun ötesinde bir şeydir. Özellikle toplumsal değişimler bazı temel alt yapılar, bazı temel zorlamalar, bazı temel gereksinmeler, bazı temel koşullar ve daha bir çok şey gerektirir.
Toplumun ve birçok yorumcunun algıladığı ve algılatmaya çalıştığı gibi “Ahmet’in yerine, Memet’in gelmesi” temelde istenen değişimin hayata geçmesi değildir. Bu bir değiştirilmedir. Değişimde ise istenen ve arzulanan ayrıca olması gereken “Ahmet’in izlediği yolun, Ahmet’in bakış açısının, Ahmet’in karar alma süreçlerinin, Ahmet’in davranış biçiminin, Ahmet’in söylemlerinin ve daha birçok nicelin bütünün teker teker değişerek, bütünsel bir nitelik değişimine dönüşmesidir.” Gerçek değişim budur.
İşte bunu hayata geçirmek lafla peynir gemisi yürütmeye benzemez. Zaten yürümez de. İlmek ilmek işlemek gerekir.
Burada bir model yaratmak gerekir. Bu model önce bireysel, sonra grupsal, sonra partisel ve sonunda toplumsal bir silsile içinde yaratılmalıdır.
Bunun yolu dillerden düşmeyen demokrasi söyleminin önce ilçe, sonra il, sonra genel merkez bazında hayata geçirilmesidir. Buralarda gerçek anlamda örnekler yaratılmasıdır. Demokrasi yüzde 51’in her istediğini yaptığı bir sistem değildir. Ders kitaplarında anlatıldığı gibi değildir. Yüzde 51’in dışında kalan tüm etnik, dini, sosyal grupların da her türlü haklarının korunduğu bir sistemdir.
SON SÖZ
Bu yolculuk bir kez daha ifade ediyorum. Ahmet’in yerine Mehmet’in gelmesi değildir. Bunu yapmak, bunu desteklemek, bunu istemek pragmatizmdir. Gerçek değişim emek ister. Zaman ister. Gerekli midir? Tüm demokrasisinin gerçek anlamda çağdaş bir demokrasiye dönüşmesi noktasında Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve daha bir çok kanunun değişmesi bu değişimi belirli oranda katalize eder. Kanun değişimleri bunun sadece altyapısını oluşturur.
Değişime gerçekten inananların yolları açık olsun.
“İstikrar, istikrardan çok durgunluk olarak yorumlanıyor ve değişim ve dönüşüm işinde olmayan kuruluşlar genellikle inatçı olarak görülüyor.” Kim S. Cameron ve Robert E. Quinn.


