Öncüler farklıdır. Özellikle sürdürülebilir öncülük yapanların yeri başkadır. 1970’de başladığı Hürriyet Gazetesi’nde Genel Müdürlük gibi bir pozisyonu 11 yıl sonra bırakıp, siyasi bir gazete olan Dünya Gazetesi’ni patronu Sedat Simavi’den satın alıp, onu bir ekonomi gazetesine çevirip, 40 yılı aşkın bir süredir yaşaması ve yaşamaya devam etmesi için sağlam temelleri atmak kolay değildir.

Aynı insanın 26 yıl önce genç bir kişiyi keşfedip, hiç uzmanlığı olmadığı bir alanda ona “Sen bundan tarım yazacaksın. Tarım gelecekte çok önemli olacak.” öngörüsüyle günümüzün en popüler tarım yazarlarından biri olan Ali Tarım Ekber Yıldırım’ı bir bağlamda yaratması da çok önemlidir.

Sizlere rahmetli Nezih Demirkent’ten söz ediyorum. Aynı zamanda Türkiye Spor Yazarları Derneği ’nin de kurucularından olan Nezih Demirkent ile gazeteci kimliğimin dışındaki buluşma noktamız 35 yılı aşkın bir süredir üyesi olmaktan gurur duyduğum TMOK’ydı. O 2000’li yılların başında TMOK Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmüştü. Onunla yaklaşık 30 yıl önce bir Avrupa Kupası maçı için TOFAŞ ile kamp yaptığımız Çelik Palas’ta tanışma ve sohbet etme olanağı bulmuştum.

Bunları neden yazdığıma gelince. Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (BUSİAD), dernek bahçesinde düzenlediği “Türkiye’de Gıda Güvenliği ve Tarım” konulu Çekirge Toplantısının konuğu Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’dı. Tarım alanında ülkemizin en değerli kalemlerinden biri olan Yıldırım’ın “ RTE’nin Öfkesi/ Ananı Da Al Git( 2007);  Aytaç’ın Balçova’sı (2011) ve Üretme Tüket/İthalat, Siyaset, Rant Kıskacında Tarım(2020)”  isimli kitapları da var.

KÜÇÜKKAYALAR NE DEDİ?

Bu toplantının açılışında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar özetle şöyle dedi:

“Bursa, Türkiye’nin üretim üssüdür. Sadece sanayide değil, başta meyvecilik ve süt üretimi olmak üzere tarımda da. Tarım, turizm ve sanayinin birbirini engellemeden, sınırları, içerikleri belli ve tüm paydaşlarca kabul görmüş prensiplerle uyum içinde yaşamasını istiyoruz. Derdimiz üretim. Ama katma değeri yüksek verimli üretim. Hem tarımda hem turizmde hem de sanayide.”

Küçükkayalar’ın ardından BUSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Uyar Duman kısa bir konuşma yaptı. Duman, BUSİAD Gıda ve Tarım Uzmanlık Grubu’nun raporu hakkında da bilgiler verdi. O bilgiler beni eskilere götürdü. Rahmetli Doğan Ersöz döneminde ilk Bakış dergisinin nasıl çıktığını ve ilk ekonomik ve sektörel raporların oluşturulduğu o küçük cep kitapçıklarını anımsadım.

YILDIRIM’IN KONUŞMASINDAN NOTLAR

Dünya Gazetesi Yazarı Ali Ekber Yıldırım, çok güzel bir konuşma yaptı. Konusuna ne kadar hakim olduğunu ve alanının bir uzmanı olduğunu bir kez daha  kanıtladı. Yıldırım konuşmasına “Zengin toprakların fakir insanı olmayı hak etmiyoruz. Potansiyelimiz var ama değerlendiremiyoruz. Üretim seferberliğine ihtiyacımız var. Havza bazında üretim planlamasına ihtiyaç var”. diyerek başladı.

Bu arada bu havza konusunda Mehdi Eker döneminde başlatılan çalışmanın -rakamı yanlış anımsamıyorsam 32 havza- çok değerli olduğunu ama sonrasında Faruk Çelik dönemindeki bu alanda nerede ise her yerin havzaya dönüştürülmesinin -900 havzaya çıkarılmış- kaybımız olduğunu söyledi.

Bu bildiğiniz gibi her alanda yaşadığımız “Devlette devamlılık” ilkesinin uzunca bir süredir yok sayılması ve her gelenin, gidenin yaptıklarını yok saymaya çalıştığı bir hastalığımızdır. Akademi dünyasından tutun da her alana yayılmış bir salgınımızdır.

Yıldırım önce mevcut durumun kısa bir analizini yaptı ve şu konulara değindi:

“Tarım bu topraklarda başladı. Kuru meyve, yaş sebze ve meyvede kendimize yetenden fazlasını üretiyoruz. Problem yağlı tohumlarda. Ayçiçeğinin yüzde 64’ünü karşılayabiliyoruz. Hayvan yeminde çok kullanılan soyanın sadece yüzde 5’ini karşılayabiliyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi, 3 milyon hektar kayıtlı arazinin ekilmediğini söyledi. Bu kadar boş arazi dururken, ürün ithal etmemiz kabul edilebilir değil. Savunma sanayi kadar önemli deriz tarım için ama o oranda desteklenmez. Tarım yıllarca ekonominin üzerinde yük olarak görüldü. Hem sanayileşebiliriz hem tarımı kalkındırabiliriz. Rusya’dan hem buğday alıyoruz, hem S-400 alıyoruz.

Buğday bir silah olarak kullanılıyor. Paranız olsa da alamıyorsunuz. Üretimle ilgili dünyada büyük bir düşüş yok. Ama Çin çok büyük bir stok yaptı. Üretici ülkeler satmıyor. 287 milyon tok stok var ve bunun yarısı Çin’de. Buğday üretiminin yüzde 60’ını dört ülke yapıyor. Başka ürünlerde de öyle. Bu ülkeler satmıyorum deyince kriz çıkıyor.

Bursa’dan olmasa da şeftali hala Bursa şeftalisi olarak satılır. Siyah incir marka olacak düzeyde. Bursa dünyanın yaşadığı bir ikilemi yaşıyor. Sanayi ama nereye kadar? Tarım ama nereye kadar? Turizm ama nereye kadar? BUSİAD bunu çok iyi formülize etmiş. Potansiyelimiz var ama tarımda markamız yok.”

Ali Ekber Yıldırım tarım konusundaki önerilerini de şöyle özetledi:

“Zengin toprakların fakir insanı olmayı hak etmiyoruz. Potansiyelimiz var ama değerlendiremiyoruz. Üretim seferberliğine ihtiyacımız var. Havza bazında üretim planlamasına ihtiyaç var. 2005 yılında TARBİL diye bir proje gerçekleştirdi bakanlık. Dünyaya örnek olacak nitelikteydi. Ancak rafa kalktı. Gençlerde tarıma ilgi var. Envanter konusu çok önemli. Bu konuda gerçek rakamlar üzerinden hareket edilmeli. Bazı resmi kurumlarının bazı rakamları silerek, bazı farklı rakamları açıklaması doğru değil. Rakamlarla oynanmamalı.

Tarım bütün ülkenin sorunu. Tarım kırsalda yaşayan insanların sorunu değil. Pandemiden de savaştan da daha önemli bir sorunumuz var. İklim değişikliği çok önemli bir sorun. Tarımla ilgili iklim değişikliğini dikkate almıyorsanız başarılı olma şansınız yok. Her ülkenin farklı tarım politikası var. Bunlardan ders alalım ama kendi politikamızı gerçekleştirelim.”

SON SÖZ

Gazeteci kimliği taşıyan bir kişinin, bir alanının uzmanı olarak kabul görülüp, ortaya çıkartılmasını çok değerli buluyorum. Bu noktada Ali Ekber Yıldırım’ı kutluyorum. Rahmetli Demirkent’i de saygıyla anıyorum.

Bu güzel gece için BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar nezninde tüm yönetim ve çalışanlara teşekkür ederken, tarım ağırlıklı bir toplantı sonrası BUSİAD Başkanı Küçükkayalar’ın, Yıldırım’a Derviş Kahve Fincanı yerine 10 dikilmiş fidan sertifikasını armağan etmesinin daha anlamlı olacağını düşündüğümü de not düşüyorum.