Bugün 1 Haziran. Her yıl 1 Haziran‘da kutlanan Dünya Süt Günü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından sütün insan sağlığı ve dengeli beslenmedeki kritik rolüne dikkat çekmek amacıyla ilan edildi. Süt endüstrisinin küresel önemini vurgulayan bu evrensel gün, tüm dünyada sağlıklı süte erişimin yaygınlaştırılması için kutlanır. 2001′den beri her yıl 1 Haziran‘da kutlanan uluslararası bir gündür.
Süt ve süt grubu besinler başta çeşitli memeli hayvanlardan (inek, koyun, keçi, manda) sağlanan süt ile yoğurt, peynir, kefir, dondurma vb. sütlü tatlılar ve süt tozu gibi sütten yapılan ürünlerdir. Bununla birlikte krema, ekşi krema ve krem peynir, tereyağı ve krema, dondurma da süt ürünüdür.
Süt ve ürünleri yüksek kalitede protein, kalsiyum, fosfor, çinko, B1, B2, B6, B12 ve niasin olmak üzere birçok besin ögesi için önemli kaynaktır. A, D, E ve K vitaminleri süt yağında bulunur. Süt yağına sarımsı rengi veren içerisindeki karotenoidler ve floresan rengini veren B2 vitaminidir (riboflavin). Süt yağı azaldıkça yağda çözünen vitamin içeriği de azalır. Başta çocuklar ve gençler, doğurganlık çağındaki kadınlar ve yaşlılar olmak üzere tüm yaş grubundaki bireylerin süt ve ürünlerini her gün tüketmesi gerekir.
SÜT VE BURSA
Yenişehir’in Barçın Köyü’ndeki Barçın Höyük’ü 1950’li yıllardan itibaren varlığı bilinen bir höyüktür. 2005-2006 yıllarında Jacob Roodenberg başkanlığında başlayan kazı çalışmaları, 2007-2015 yılları arasında Fokke Geritsen başkanlığında yürütülür. Bursa’nın Yenişehir Ovası‘nda yer alan kazılar, Hollanda kurumlarının (İstanbul Hollanda Araştırma Enstitüsü – NIT ve NINO) geniş çaplı “Doğu Marmara’da Erken Tarım Toplulukları” projesi kapsamında gerçekleştirilir. Kültür Bakanlığı ve Boğaziçi Üniversitesi de destek olur. Höyükte Neolitiğin çanak çömlekli evresinden (MÖ yaklaşık 6600/5000) başlayarak, sırasıyla Geç Kalkolitik, İlk Tunç Çağ, Demir Çağ, Hellenistik/Roma ve Bizans’a kadar uzanan altı farklı yerleşim evresi ayırt edilir. Projede, MÖ 6500 yıllarında kuzeybatı Anadolu’ya gelen ilk Neolitik tarım toplulukları ve bölgenin yerli halkının oluşturduğu Neolitik yaşam tarzını araştırılır.
Bölgedeki en erken ve tabakalanması güvenilir pişmiş toprak çanak çömlek Barçın Höyük’ün ilk yerleşmesinde ortaya çıkarılır. En erken evrede çok az sayıda ve pişirmeye uygun olmayan kalın cidarlı bir kap kacak geleneği varken, pişirme işinde kullanılan taş ve kil toplara rastlanır. Çanak çömleklerde yapılan kalıntı analizlerinde ağırlıklı olarak süt yağları ve geviş getiren hayvan doku yağları tespit edilir ve yerleşmenin MÖ yedinci bin yıl ortalarında süt ve süt ürünlerinin üretimine başladığı anlaşılır.
Daha önceki verilerde dünyadaki ilk süt ürünleri kalıntıları yaklaşık 7 bin öncesinde İngiltere’de tespit edilmişti. Dolayısıyla 2015 arkeolojik verilerine göre tespit edilmiş dünyanın ilk süt ve süt ürünlerinin işlendiği yer Bursa Yenişehir Barçın Höyük’tedir.
TÜRKİYE’NİN SÜTÇÜSÜ
Yine geçtiğimiz yıl 50. yaşını kutlayan son çeyrek yüzyılın ülkemizin süt ve süt ürünleri üreticisi olan SÜTAŞ da bu kentte doğup, Türkiye’nin Sütçüsü ünvanını taşır.
Bu değerli markamız Marmara Bölgesi’nde Karacabey’de, Orta Anadolu Bölgesi’nde Aksaray’da, Ege – Akdeniz Bölgesi’nde Tire’de ve Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Bingöl’de yer alan 4 entegre tesisiyle Türkiye’nin dört bir yanına ulaşır. Firma 8.000 kişiye doğrudan istihdam sağlar. 20.000 üretici aileden süt tedarik ediyor. Ürünlerini 171.000 satış noktasında tüketicilerle buluşturur. Türkiye’de her 10 sofranın 9’unda bir Sütaş ürünü bulunur. SÜTAŞ 4 entegre tesisinde; günde 7 milyon paket süt ürünü üretip dağıtır.
84 bin dekar alanda, 517 çiftçi ile sözleşmeli modelle 184 bin ton kaba yem üretimi gerçekleştirir, yem fabrikalarında yılda 617.000 ton karma yem üretir.
Endüstriyel tesislerinin elektrik ihtiyacının %100’ünü, ısı ihtiyacının %35’ini ineklerinin gübreleri ve organik atıklarından ürettiği yenilenebilir enerji ile karşılar.
Yenilenebilir enerji üretim kapasitesini artırmak için çiftliklerinin çatılarını da güneş enerjisi yatırımlarıyla değerlendiren Sütaş, güneş enerjisinden (GES) 25.000 MWh elektrik üretir.
Yılda 755 bin ton organik gübre üreterek yem bitkileri üretimi yapılan 123 bin dekar arazide organik içeriğin güçlendirilmesine ve onarıcı tarım uygulamalarına katkı sağlar.
SÜTAŞ‘ın ayrıca Makedonya, Pakistan‘da da tesisleri bulunmakta.
MUHARREM YILMAZ NE DEDİ?
SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Dünya Süt Günü ile ilgili şu paylaşımı yaptı:
“Bugün 1 Haziran Dünya Süt Günü. Bugün bizim bayramımız. Bu değerli gıdayı üretimden tüketime ulaştıran, süte, sütçülüğe emek veren herkesin bayramı bugün.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) öncülüğünde her yıl 1 Haziran’da kutladığımız Dünya Süt Günü, sütün ve süt ürünlerinin yaşamımızdaki önemini hatırlamayı sağlayan önemli bir farkındalık günü.
Bu yıl düzenlediği zirvenin temasını, ‘Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gezegen, Sağlıklı Ekonomiler’ olarak saptayan Uluslararası Sütçülük Federasyonu da, sütün beslenmedeki rolünü, sütçülüğün sosyoekonomik kalkınmaya etkisini ve sürdürülebilir bir gelecek için önemini vurguluyor.
Süt, iyiliğin ve bereketin en saf hali. Toplumun her kesimine dokunan, her bireye ulaşan bir büyük değer zinciri. Milyonlarca kişiye istihdam sağlıyor, kalkınmanın ve refahın toplumun geneline yayılmasına katkıda bulunuyor.
Biz Sütaşlılar, bu değerli gıdanın öneminin bilincinde, toplumun sağlıklı ve dengeli beslenmesindeki sorumluluğumuzun farkındayız.
50 yılı aşan ustalık ve uzmanlığımızla, sütün iyiliğini ve bereketini yaymak için tutkuyla çalışıyor, sütün doğasındaki değerleri tüketicilerimize ulaştırmaya, onların sağlıklarına, yaşam kalitelerine ve mutluluklarına katkıda bulunmaya gayret ediyoruz. “Çiftlikten Sofralara” iş modelimiz ile ineklerimizin beslendiği yemlerden başlayarak müşterilerimizin raflarına, tüketicilerimizin sofralarına kadar uzanan tüm süreci entegre ediyoruz. Bu entegre model ile hem gıda güvenilirliği beklentilerini karşılıyor, hem de tedarik güvencesi sağlıyoruz.
Her birimizin büyük emekler vererek yönettiği ve geliştirmeye çalıştığı bu model, döngüsel ekonominin ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin de en güzel örneklerinden birini oluşturuyor.
Kullandığı doğal kaynakları geri dönüştürmeyi esas alan döngüsel iş modelimiz, çevresel sürdürülebilirlik alanında çok güçlü sonuçlar elde etmemizi sağlıyor. Ürettiğimiz organik gübrelerle ineklerimizin yemlerinin yetiştiği toprakları zenginleştiriyor, kendi enerjimizi kendimiz üretiyoruz.
Tesislerimizin her biri, kendi bölgelerinde birer kalkınma projesi. Yörelerinde yarattıkları çok güçlü ekonomik etkilerin yanı sıra, sosyal ve toplumsal alanda da katkıları çok değerli.
Bizler için sütçülük; bir meslek olmaktan öte, hayatımıza anlam katan bir misyon, yolumuzu aydınlatan bir ideal.
Ve ne mutlu bize ki, Sütçülük bize cömert mi cömert davranıyor, emeklerimizin karşılığını alıyor, sektörün lider markası olma gururunu yaşıyoruz. Yatırımlarımıza hiç ara vermeden devam edebiliyoruz. Büyümemiz ve entegrasyonumuz her geçen gün ilerliyor. Sütün iyiliği ve bereketi Sütaş’la yayılıyor.
En beğenilen lezzetlerimizle tüketicilerimizin sofralarında yer alırken, en sevilen marka olarak da kalplerinde yer buluyoruz.
İşte bu yüzden bugün, Türkiye’nin dört bir yanında yer alan entegre tesislerimizde coşkulu bir bayram havası var. 8 bin kişiye ulaşan ekibimizle, üreticilerimizle, iş ortaklarımızla ve tüm paydaşlarımızla Dünya Süt Günü’nü, sütçülüğün bayramını, ‘Süt aşkıyla’ kutluyoruz.
Ve hep birlikte tekrar ediyoruz;
‘Doğallıktan vazgeçmeyeceğiz, kaliteden ödün vermeyeceğiz, her zaman, her yerde sütün iyiliğini ve bereketini yaymaya, tüketicilerimizin sağlık ve mutluluğuna, ülkemizin kalkınma ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceğiz.’
Sütçülüğe verdiğiniz emekler ve sütçülüğün mabedi Sütaş’a yaptığınız katkılar için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dünya Süt aşkı Günümüz kutlu olsun!”
SON SÖZ
Evet, Dünya Süt Günü’nü kutluyorum.


