Skip to main content

Bir meslek büyüğümüzü Bursa basınının önde gelen isimlerinden, Olay Gazetesi’nin eski Genel Yayın Müdürü Engin Özpınar’ı kaybettik. Bir süredir tedavi gördüğü rahatsızlığına yenik düşerek vefat etti.
Özpınar’ın cenazesi, 17 Eylül 2025 Çarşamba günü (bugün) FSM Camii’nde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Engin Özpınar’ı ben Bursa Hakimiyet’te spor muhabirliği yaparken 1970’li yılların sonuna doğru Milletindir Hakimiyet Gazetesi’nden rahmetli Mümin Çotak ile birlikte gazetemize transfer olduklarında ilk kez tanıdım.
Bir süre Engin Ağabey ve Mümin Çotak ayrılmaz ikiliydi. Fotoğrafları Mümin Ağabey çeker, haberi Engin Ağabey yazardı. Engin Özpınar daha sonra Yazı İşleri Müdürü oldu. Bir süre ofset olarak çıkmaya başlayan Hakimiyet’e gitti sonra tekrar bize döndü ve 1987’de ise gazete kadrosunun yaklaşık yüzde 90’ı ile birlikte Olay Gazetesi’ne transfer oldu. Ve oradan emekli oldu.
Engin Ağabey 1947’de Bursa’da doğdu 1968 kuşağının aydın insanlarındandı. 1962’de kurulan Bursa Oda Tiyatrosu’nda bir süre Abdullah Şahin (Nokta) ile birlikte çalışmalara katıldı.
Engin Ağabey benim Bursa medya dünyasında yakından tanıdığım nitelikli, birikimli ve entelektüel insanlarından biriydi.

ENGİN AĞABEY’İN ANLATIMI İLE BUSİAD BAKIŞ DERGİSİ ÖYKÜSÜ

Gazetemizde iken BUSİAD’ın kurucusu Doğan Ersöz ve Saruhan Ayber’in ricalarını kıramayıp, BUSİAD’ın yayın organı olan BAKIŞ’ın ilk sayılarını çıkardı. 11 ay süren bu çalışmayı Bursa Hakimiyet’in Yazı İşleri Müdürü olunca bıraktı.
2012’de BUSİAD’ın tarihini yazdığım kitapta bir BUSİAD anısını şöyle anlatmıştı:
“12 Eylül sonrası, 1980’lerin başı. 1982 yılı. Doğan Ersöz BUSİAD Başkanı. TÜSİAD’ın ‘Görüş’ adlı, cebe sığacak boyutlardaki dergisinden esinlenerek BUSİAD’ın da böyle bir yayın organının olmasını istiyor.
Bu amaçla, Bursa Hakimiyet gazetesinde, dönemin Genel Müdürü Saruhan Ayber ve Haber Müdürü Feridun Evrenesoğlu ile görüşüyor; ‘Yardım edin.’ diyor. BUSİAD’ın, yayıncılıktan anlayan, bu işi kotarabilecek bir kişiye ihtiyacı var. Ayber ve Evrenesoğlu’nun önerisiyle işi kabul ediyorum. Ve kolları sıvıyorum. Önce, dergiye bir isim gerek. Yönetim kurulu, beni görevlendiriyor. Gazetede Feridun Evrenesoğlu ile konuşurken, birden ‘Bakış’ diyor; Derginin adı Bakış olsun. TÜSİAD’ınki Görüş ya, BUSİAD’ınki de, pekala Bakış olabilir.’
Feridun Evrenesoğlu’na, ‘Bunu Doğan Ersöz’e ve yönetim kurulu üyelerine sunacağım. Kabul ederlerse derginin isim babası siz olacaksınız.’ diyorum ve armağan olarak da bir şişe büyük rakı sözü veriyorum.
Bakış adı BUSİAD yönetim kurulunda çok beğeniliyor ve kabul ediliyor. Tabii Feridun Evrenesoğlu da armağanını alıyor. Sıkıyönetim olduğu için hem Işıklar’dan, hem de emniyetten ayrı ayrı izinler alınıyor. Bürokratik işler tamamlandıktan sonra, derginin ilk sayısının hazırlığı başlıyor. Kapak tasarımı, Bursa’da dönemin popüler tasarımcısı Metin Ersü’den. Ersü, o zamanlar Armağan Gerçeksi’nin Hamam Sokak’taki matbaasında çalışıyor. İçeriği, Prof. Dr. Ali Ceylan ve Hikmet Komar desteği ile hazırlıyoruz. Tipo baskı, İnönü Caddesi’ndeki Ersan İş Hanı’nın girişindeki Nazmi Sırtalan ve kardeşlerinin sahibi olduğu Kardeşler Matbaası’ndan. İlk üç sayı bu şekilde çıkıyor. Sonra benim pozisyonum değişip, Bursa Hakimiyet’te yazı işleri müdürü olunca dergiyi bırakmak zorunda kalıyorum.
Doğan Ersöz başkanlığındaki BUSİAD yönetimi, yönetim kurulu toplantıları dışında bazen, cumartesi günleri, şimdiki Çarşı Karakolu’nun altında kalan (yoksa üst yanında mı?) üç köftede buluşurdu. Ragıp Güvenç, yönetim kurulu yemeklerinde pastırma ikram etmeye bayılırdı. Pastırmayı, dışarıdan, kendi getirir ve yemek masasında kendi dilimlerdi.
Hiç unutmuyorum, Hikmet Komar, bir üç köfte buluşmasına yetişmeye çalışırken, ilginç bir şekilde dolandırılmıştı. Arabasıyla Ünlü Cadde’den Heykel’e çıkmıştı. Trafik sıkıştığında adamın biri arabanın kapısını açarak kendini yan koltuğa atarken ‘Hikmet abi merhaba, nasılsın?’ demişti. Komar adamı tanıyamamıştı ama, adam onu tanıyordu ya, bu yeterliydi. Sonra adam, ‘Cüzdanımı yanıma almayı unutmuşum Hikmet abi.’ dedi. 10 ya da 20 lira mı ne, öyle fazla olmayan bir miktar para istedi. Komar şaşırmıştı; ne yapacağını bilemedi. Ama bir şey de diyemedi. Çıkardı ve adama istediği parayı verdi. Parayı alan adam, ilk fırsatta arabadan inip gözden kayboldu. Komar, üç köfteyi atıştırırken, bir yandan da başından geçenleri anlatıyor, yemek masasındakiler gülmekten kırılıyordu.
BUSİAD’ın o dönemdeki yöneticileri arasında seçkinci olanlar ağır basıyordu. Her iş adamını, ya da sanayiciyi, öyle kolay kolay aralarına almak istemezlerdi. Yönetim kurulu toplantılarında üyelik başvuruları tartışılırken etik birinci planda tutulurdu. Onun için de kimi zamanlar sert tartışmalar olurdu. O kadar da seçkinci tavır almanın yanlış olduğunu savunanlar da vardı, önüne geleni üye yapmanın sakıncalarını dile getirenler de…”

SON SÖZ
Bursa basının nitelikli, mütevazi, insan olan emekçilerinden, yöneticilerindendi birçok genç insana dokunmuştur. Bu noktada Bursa eski milletvekillerinden Sevgili Op. Dr. Ceyhun İrgil’in x’teki paylaşımı ile kendisine dokunuşunu anlatışı buna güzel bir örnektir.
Öncelikle Özpınar Ailesi’ne başsağlığı diliyorum. Bursa dışında olduğum için ne yazık ki bu acılı günlerinde yanlarında olamadım.
Hepimizin ve sevenlerinin başı sağ olsun.