Sevgili dostum, arkadaşım ve spor bilim dünyasının değerli ismi Prof. Dr. Gıyasettin Demirhan bugün linked in hesabından Epiktetos‘dan bir alıntı yaptı:
“Mutluluğa giden tek bir yol vardır; O da hakkında hiçbir şey yapamayacağınız olaylar için endişelenmemektir. Epiktetos.”
Bu alıntı bana stoacılığı anımsattı. Stoacılık antik dönem Atina‘sındaki dört temel felsefe akımından biridir. Stoacılığın temelleri kuruluş döneminde Kıbrıslı Zenon, Kleanthes ve Khryisipos tarafından atılır. Ara dönemde Rodoslu Panaitios ve öğrencisi Apameialı Posidonios stoacılığı, Aristo-Platon felsefeleri ile sentezler. Roma stoacılığı denen İmparatorluk Döneminde ise Seneca, Epiktetos ve Marcus Aurelius karşımıza çıkar.
Stoa akımına göre insan kendi kendine mutlu olabilecek bir varlıktır. Ve bu mutluluk için dışsal koşulların nasıl olduğu önemli değildir. Yani, her koşulda, insan mutlu olabilir. Bu mutluluğu, olaylar karşısında, kendi düşüncelerini kontrol edebilme yeteneğine göre elde edebilir.
Her şey bizim elimizde değildir. Kontrol edemeyeceğimiz olaylar için üzülmek, başkalarının davranışlarından dolayı kendimizi suçlamak ve onlardan etkilenmek, hayatımızı negatif olarak etkileyen davranışlardır. Stoa felsefesi bize bu ayrımı -kontrol edip, kontrol edemeyeceğimizin şeylerin ayırımını- yapmayı öğütler ve öğretir.
SON SÖZ
Felsefeci dostlar affetsinler. Yanlış bir şey yazdıysam affola.
Yaşantım boyunca yazılarımda ve eylemlerimde kendi çapımda çözebileceğim sorunlara veya konulara odaklanmaya çalıştım. Birçok gazeteci dostum neden genel siyasi konularla ilgili yazıları sıklıkla yazmadığımı sorar.
Benim gücüm, içinde yaşadığım bölgedeki küçük sorunların çözümüne katkım olduğunda ve onların değiştirilmesi veya iyileştirilmesi noktasında bir farkındalık yarattığım kadardır.
Çözemeyeceğim, sadece yazdığımda egomu tatmin edip birkaç dostumdan övgü alacağım konulara odaklanmamaya çalışırım.
Ülkenin genel sorunlarını her gün iktidar veya muhalif yanlısı kanallarda ve ertesi gün gazetelerde izliyoruz. Bunların içindeki bize göre olumsuzlukları değiştirmek için yeterince bilgi sahibi olmadığımız konularda ahkam kesmek, fikir sahibiymiş gibi hareket etmek ve korku dolu senaryolar yazmak bu topluma ve bize bir şey kazandırmaz.
Bu benim düşüncem. Önce herkes kendi işini layıkı ile yaptığında, bu kadar paraya bu kadar iş mantığından kurtulduğunda ve kul değil vatandaş olduğunu anımsadığında -bunları anımsatmak liderlerin görevi- zaten bir şeyler yerli yerine oturur.
İnsanoğlu bazı şeyleri yaşamadan algılayamaz. Yaşananlardan ve yaşanmışlıklardan çıkartılan dersler içselleşir. Bunun bedeli elbette pahalıdır.
Son olarak Epiktetos‘un sözünü bir kez daha anımsatıyorum:
“Mutluluğa giden tek bir yol vardır: O da hakkında hiçbir şey yapamayacağınız olaylar için endişelenmemektir.”


