Fotoğraf Yunanca fotos/ışık ve grafein/çizmek kelimeleri birleştirilerek türetilmiş bir isimdir. Kelime anlamı, ışık yardımı ile iz bırakmaktır.
Osmanlı döneminde fotoğraftan bahsedilirken ilk olarak “ateş yazması” şeklinde bir tanımla adlandırıldığı belirtilir.
Basralı ünlü Fizikçi İbni Heysem, Avrupalıların deyişiyle Alhazen; ışık, görme ve optik üzerine çalışmalar yapar. İbni Heysem, karanlık deneyiyle bir resmin başka bir zemine yansıtılmasını bulur ve çalışmaları daha sonra Avrupa’da çeşitli dillere çevrilir. İbni Heysem’in karanlık oda tekniğinden de faydalanılarak 750 yıl sonra fotoğrafçılık üzerine çalışmalar başlar.
Görüntüyü görünür kılma kimyasal bazı işlemler gerektirir. “Gümüş ışıkla etkileştiğinde kararır” bilgisinden doğan sonuçları karanlık kutu/camera Obscura ile aynı anda, ilk kez deneyen Thomas Wedgwood‘un kuramsal çıkarımlarıdır.
Ancak denemelerindeki ışıklama süresinin çok uzun olması, oluşan görüntüdeki kararmayı durduramaması, üstelik oldukça genç sayılacak yaştaki ölümü 1840’ta, Sir John Herscel’in “fotoğraf”ın mucidi olmasını engeller. Fransa‘dan Joseph Nicephore Niepse, Louis Jacques Mande Daguerre, Hippolyte Bayrad ve İngiltere‘den William Henry Fox Talbot bu başarıya ulaşır.
1826 veya 1827’de Joseph Nicéphore Niépce ışığa duyarlı bir levha üzerinde, kalıcı görüntüler elde etmeyi başarır. Niépce’in görüntüsü sekiz saat boyunca ışıklanır. 1829’da benzer çalışmalar yapan Louis-Jacques-Mande Daguerre‘la ortaklık kurar.
Osmanlı’da fotoğraf çeken ilk padişah ise Abdülmecid’dir. 1850 yılında İstanbul Pera’da Basile veya Vasili Kargopoulo tarafından ilk fotoğraf stüdyosu açılır ve daha sonra yaygınlaşmaya başlar. 1854’te Raif Efendi, 1856 yılında Abdullahyan kardeşler, 1857 yılında ise Pascal Sebah fotoğraf stüdyosu açar. 1880’li yılların başında Yervant, Kirkor ve Artin isimlerindeki üç kardeş Beyoğlu’nda Gülmez Kardeşler adı altında bir fotoğraf stüdyosu açar.
MUDANYA 1. FOTOĞRAF GÜNLERİ
Mudanya Belediyesi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği “Mudanya 1. Fotoğraf Günleri” Tirilye Taş Mektep’te başladı. Usta fotoğrafçılar Mustafa Seven, Mehmet Aslan ve Necla Orhan’ın söyleşileriyle başlayan etkinlik, 5 Ekim’e kadar sürecek. Büşra Göçmezler etkinliğin küratörü.
Açılışa Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (BUFSAD) Başkanı Tarık Akkurt, fotoğraf sanatçıları ve çok sayıda sanatsever katıldı. Mudanya Belediyesi Fotoğrafçılık Kursu kursiyerlerinin sergisiyle başlayan etkinlikler söyleşilerle devam etti.
BAŞKAN DALGIÇ NE DEDİ?
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, belediye bünyesinde gerçekleştirdikleri fotoğrafçılık kursuna katılan kursiyerlerin büyük emeğiyle Mudanya 1. Fotoğraf Günleri’ni düzenlediklerini belirterek, “Katılan herkese bu konuya gönül verdiği için teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz gönülden iş yaptılar. Bir hobinin etrafında nasıl bulaşabileceklerini, bir hedef doğrultusunda ne tür bağlar kurabileceklerini de gördüler. Çok emek verdiler. Biz arkadaşlarımızı desteklemeye devam edeceğiz. Burada başka bir iklim ve duygu var. Çok mutlu oldum” dedi.
SEVEN 30 YILLIK TECRÜBESİNİ PAYLAŞTI
İlk gün gerçekleşen etkinliklerde “Sokağın Fotoğrafı” başlıklı söyleşisiyle fotoğrafa gönül verenlerle bir araya gelen foto muhabiri, sokak, belgesel fotoğrafçısı ve film yapımcısı Mustafa Seven, 30 yıllık tecrübesini paylaştı. Sokak fotoğrafçılığının belli bir mekanı ve sınırlaması olmadığını belirten Seven, geniş açılı lenslerle konuya çok yakın olarak çalışmayı tercih ettiğini anlattı. Çektiği fotoğraflar üzerinden katılımcıların sorularını yanıtlayan Seven, “Fotoğrafı çekerken görünmez olmayı başardığınız sürece fotoğrafın samimiyet ve gerçeklik hissi daha da artacaktır” dedi.
“BİR KARE BİR HAYATI ETKİLER”
“Bir Adım Bin Hikaye” başlığıyla gerçekleşen söyleşisinde ödüllü fotoğraf sanatçısı ve yönetmen Mehmet Aslan, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Münzir ile oğlu Mustafa’yı çektiği ve dünyada büyük ses getiren fotoğrafı üzerine katılımcılarla sohbet etti. Bir fotoğrafın insanın hayatını ne kadar çok etkilediğini gördüğünü anlatan Aslan, “Bu çektiğim fotoğrafın ardından vizyonum değişti. Daha çok sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya başladım. Şimdi de dünya yetimhanelerinde, mekan – insan ilişkili çalışmamı sürdürüyorum” dedi.
“FOTOĞRAF ÇEKMEKTEN KORKMAYIN”
“Bende İz Bırakanlar” söyleşisiyle etkinliklere katılan fotoğraf sanatçısı Necla Orhan ise fotoğraf sanatına olan ilgisinin 1960’lı yıllarda radyoda bir dinleyicinin “Yangında ilk kurtarılması gereken şeyler fotoğraflar olmalı!” sözüyle başladığını anlattı. Fotoğrafların geleceğe taşınan canlı belgeler olduğunu vurgulayan Orhan, “Ben fotoğraflarımda insan figürünü doğasıyla, coğrafyasıyla, kültürüyle, giysileriyle canlandırmaya çalıştım. Fotoğraf çeken gençlere buradan sesleniyorum. Fotoğraf çekmekten korkmayın. Sizler yaşadığınız toplum ve aileniz için geleceğe arşiv hazırlıyorsunuz. Fotoğraf çok önemli bir hafızadır.” diye konuştu.
Mudanya 1. Fotoğraf Günleri, sergi, söyleşi ve atölye çalışmalarının yanı sıra “Fotoğraf Maratonu” yarışması ve “Sokak Portreleri İstasyonu” etkinlikleriyle amatör ve profesyonel fotoğrafçıları 5 Ekim Pazar gününe kadar bir araya getirmeyi sürdürecek.
SON SÖZ
Evet, Mudanya 1. Fotoğraf Günleri’ne başarılar diliyorum. Ünlü fotoğrafçımız Ara Güler, fotoğraf için şöyle der:
“Rastgele çekilen fotoğraflar daha güzel çıkar, tesadüfen tanışılan insanlarla daha mutlu oluruz, kıyıda köşede uyuyakalmak uykunun en keyiflisidir, plansız hadi denilerek yapılan aktiviteler daha eğlencelidir. Her şeyin ‘kendiliğinden’ olanı güzel.”
Büyük şairlerimizden Melih Cevdet Anday bir fotoğraf üzerine şiir yazar. Garip akımının kurucuları Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat arkadaşları Şinasi Baray -o da edebiyatçıdır- ile çektirdikleri fotoğrafın üzerinedir şiir. Anday, Fotoğraf şiirinde şöyle der:
“Dört kişi parkta çektirmişiz;
Ben, Oktay, Orhan; bir de Şinasi.
Anlaşılan Sonbahar;
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli;
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar.
Henüz babası ölmemiş Oktay’ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan Süleyman Efendi’yi tanımamış.
Lakin ben hiç böyle mahzun olmadım.
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Halbuki hayattayız hepimiz.”
Anın elle tutulur bir şekilde kaydedilişidir, fotoğraf. Bir dönemlerin fiziksel halinden sonra günümüzde dijital hali hakim hale gelir.
Ara Güler’i, İzzet Keribar’ı, İbrahim Zaman’ı tanıma mutluluğu yaşadım. Ne mutlu bana.
Bu arada Bursa iş dünyamızda da fotoğraf tutkunlarımız vardır. Rahmetli Nuri Erbak, rahmetli İhsan Celal Antel ile başlayan iş dünyasının fotoğraf merakı günümüzde Mehmet Erbak, İrfan Demirdüzen, Mehmet Arif Özer, Zeynep Canaydın Diniz v.b. isimlerle ayrıca genç kuşaktaki bazı isimlerle devam eder. Unuttuğum isimler affetsin.
Fotoğrafa gönül veren herkese sevgiyle.


