Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder, 22 Kasım 2005’de 1998 yılından beri sürdürdüğü şansölyelik(Almanya’da ve Avusturya’da başbakan) görevini seçimi kazanan Angela Merkel’e devretti.
Bundan tam bir yıl sonra 21 Kasım 2006’da İstanbul’daydı. Türkiye Kalite Derneği (KalDer) ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) işbirliğiyle düzenlenen 15. Kalite Kongresi’nde konuştu. 21-22 Kasım 2006 tarihlerinde İstanbul‘da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı‘nda “Düşünce Kalitesi ve Küresel Yönetim” Ana Teması etrafında düzenlenen kongrede 22 Kasım 2006’da yani seçimi kaybetmesinden tam bir yıl sonra “Daha İyi Bir Dünya İçin Düşünceler” başlıklı bir konuşma yaptı. Onu dinleyenler arasında ben de vardım.
Çeşitli değerlendirmelerinin sonunda bundan sonra siyasete dönmeyeceğini belirterek, seçimi kaybetmesine neden olduğu söylenen reformlarla ilgili şunu söyledi:
“Bu reformlar Almanya için yapılmalıydı. Bunları yaptığımda seçimi kaybedeceğimi de biliyordum. Ama önemli olan Almanya’ydı.”
Pazartesi akşamı Sevgili Ece Eker’in davetiyle Uludağ Üniversitesi Kampüsü’ndeki Euro Park Otel’de başkanlığını Nevzat Kocakurt’un yaptığı İYİ Parti Bursa İş İnsanları Komisyonu’nun düzenlediği Prof.Dr.Bilge Yılmaz ve Prof.Dr.Ümit Özlale’nin katılacağı “Seçimden sonra Türkiye Ekonomisi” başlıklı soru-yanıt formatındaki toplantıya katıldım.
Toplantıdan bir gün önce Meral Akşener tarafından görevlendirilen Ümit Özlale toplantıya katılamayacağı belli oldu ve toplantıya eğitim konusu da dahil edilerek İYİ Parti Bursa Milletvekili adayı eğitimci Sevinç Atabay’ı da dinleme fırsatı bulduk.
Bursa iş dünyası bu toplantıya büyük ilgi gösterdi. Tanıdık bir çok isim oradaydı. Toplantı Nevzat Kocakurt’un konuşması ile başladı. Daha sonra İYİ Parti Bursa İl Başkanı Mehmet Hasanoğlu, partinin milletvekili adaylarını tanıttı.
SÖYLEM BENZERLİĞİ
Prof.Dr.Bilge Yılmaz soruları yanıtladı. İş dünyasının merak duyduğu ekonomi ile ilgili belirsizlikleri nasıl çözeceklerini soruların yanıtlarından çıkarmaya çalıştık. Bu arada Bilge Yılmaz konuşmasının bir bölümünde verdiği bir yanıtta özetle şöyle dedi:
“Türkiye kritik bir açmazda ve çok zor koşullar içinde. Buradan çıkış noktasında yapılması gerekenler belli. Bunları tek tek hayata geçireceğiz. Bunları hayata geçirecek bilgi, deneyim ve ekibe de sahibiz. Eğer bunları hayata geçirirken bir siyasi müdahale söz konusu olursa, onunla mücadele ederim. Olmazsa da istifa mekanizması diye bir şey var. Çıkarım istifa ederim ve neden istifa ettiğimi açıklarım.”

Burada benim bakış açımdan Schröder ve Yılmaz’ın yaklaşımları benzerlikler içeriyor. İkisi de ülkeleri için yapılması gereken reformları yapma peşindeydi. Birisi bu uğurda şansölyelik koltuğunu kaybetti. Diğeri ise ülke için yapılması gerekenlerin, yapılması siyasilerce engellenirse, o koltuğu bırakır giderim diyor.
Bunlar liyakatlı insanların bulundukları makama normal yaklaşım biçimleridir. Her ne pahasına olursa olsun o koltuğu kaybetmemek değil, liyakatın gerekliliklerini yerine getirmenin öncelik içerdiği bir yaklaşım.
SEVİNÇ ATABAY VE EĞİTİM
Sevinç Atabay bizim kuşaktan. İkimiz de öğretmen olmuşuz. Türk Milli Eğitim sistemi içinde önemli görevlerde bulunmuş. Ülkemizi yurtdışında ABD’de ve AB’de temsil etmiş bir isim. Değerli bir isim. Bizim öğretmenlerimiz ve bize model olan öğretmenler gibi. İşi sınıfta bitmeyenlerden. Hani otobüste, yolda, toplantıda yanlış bir şey yaptığında uyaran insanlar vardır ya. Onların hepsi bir dönemlerin öğretmenleridir.
Kendisi ile konuşma fırsatı bulamadım. Belki bir gün denk geliriz. Ama mesleki eğitim konusunda söyleşmek isterdim. Ona ülkemiz mesleki eğitim tarihindeki Bursa’nın rolünü anlatmak isterdim. Neyse belki denk geliriz.
SON SÖZ
Evet işin sonuna doğru geliyoruz. Bir an önce şu seçim bitsin. Bu ülke için gerçekten bir şeyler yapmak isteyenlerin yolu açık olsun.


