2025 yılı İznik’te I. Konsilin toplamasının 1700. yılı. Ortodoks Hristiyanların ruhani lideri Fener Rum Patriği Bartolomeus, 2024 yılında Katolik’lerin lideri Papa Francis’in gelecek yıl Birinci İznik Konsil’in yıldönümü dolayısıyla Türkiye’yi ziyaret etmeyi planladığını açıklamıştı.
Papa Franciscus, doğum adıyla Jorge Mario Bergoglio, Katolik Kilisesi‘nin 266. papasıydı. 13 Mart 2013 tarihinde seçilmiş ve 21 Nisan 2025 tarihindeki ölümüne dek görev yapmıştı. O vefat edince bu ziyaret askıda kaldı.
Daha sonra 9 Mayıs’ta Kardinal Robert Prevost‘un yeni Papa olduğu açıklandı ve Papa XIV. Leo ismini seçti. Papaların isimleri için yazılı kurallar veya resmi kriterler bulunmuyor, ancak Katolik geleneğinde anlam ifade eden isimler seçiliyor.
Leo ismi, papalığın öğretici ve rehberlik eden yönünü simgeliyor. Aynı zamanda Katolik Kilisesi’nin geleneklerine ve otoritesine olan bağlılığı ifade ediyor. Latince’de “Leo” kelimesi “aslan” anlamına gelir; bu da cesaret, liderlik ve ruhani güç gibi kavramları çağrıştırır.
***
Önce size biraz Bursa’nın antik dönemdeki ilk astronumundan (gökbilimci) söz etmek istiyorum. İznikli Hipparkos (MÖ 190-120) veya Nikaialı Hipparhus bir Yunan astronom, coğrafyacı ve matematikçidir. Nikea’da yani İznik’te doğar. Yaşamının büyük bölümünü Rodos‘ta geçiren ve orada ölen Hipparkos, daha çok yıldızlara ilişkin gözlemleriyle tanınır. Çıplak gözle görülebilen yıldızları parlaklıklarına göre sınıflandırır. Trigonometrinin de mucidi olarak bilinen Hipparkos, en çok “ekinoksların presesyonu” (Yer’in dönme ekseninin çok yavaş bir koni hareketi yapmasıyla oluşur ve bu hareketin sonucu olarak ılım noktaları (ekinoks) doğuya doğru hareket eder. Hareketin periyodu 25.868 yıldır.) fenomenini keşfi sayesinde tanınır.
İznik‘te ilk yerleşimin MÖ 2500 yıllarına uzandığı sanılır. M.Ö 7. yüzyıl öncesinde burada kurulan yerleşime ‘Helikare’ denir. Makedonya İmparatoru III.Aleksandros‘un generali I. Antigonos Monoftalmos tarafından MÖ 316 yılında kent Antigoneia adını verilir.
Aleksandros‘un ölümünden sonra Antigonus ile general Lisimahos arasındaki savaşı kazanan Lisimahos kente, Antipatros‘un kızı olan eşinin adını verir, şehir bu tarihten sonra Nikea adıyla anılmaya başlar.
MÖ 293‘te Bitinya Krallığı’na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenir. Bir süre Bitinya Krallığı‘nın başkenti olan Nikea daha sonra Roma‘nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.
Şehrin Yunan mitolojisinden adını alması şarap ve bereket tanrısı (bitkilere özünü veren) Dionisos, Nicea adında Askania gölünde yaşayan (Askania Tanrıçası) bir periye âşık olması ile başlar. Periyi baştan çıkarıp ondan Telete (kutsama) ve Satyros isimli çocukları olur. Dionysos, Nicea‘ya ithafen Askania(İznik) gölünün yanına bir şehir kurup oraya çok bereketli üzüm bağları verir.
İznik Bitinya Krallığı’nın bir süre başkentliğini yaptıktan sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075 tarihinde Nicaea’yı alır ve 1080 yılında Selçuklu devletinin başkenti yapar. Adını da Nicaea’nın izi anlamında “İznik” olarak değiştirir.
1204’de 4. Haçlı Seferinde, Haçlıların İstanbul’u işgal etmesi üzerine Bizans İmparatoru İznik’e taşınır ve İznik Bizans’ın başkenti olur.
Osmanlı Beyliği 1331’de İznik’i ele geçirdiğinde, başkentlerini de buraya taşır.

I.KONSÜL 1700. YAŞINDA
Dinlerin tarihinde her dinin, inanç, pratik ve sosyal hayatla ilgili problemlerini çözmek ve mensuplarını, karşılaştıkları güçlükler karşısında rahatlamak üzere giriştikleri birtakım faaliyetleri vardır. Girişilen bu faaliyetler, belli düzeydeki din sorumlularının müzakereleri ile gerçekleşir. Hristiyanlıkta bu çeşit müzakere meclislerine, Konsil adı verilir.
İmparator Constantin, 316 yılındaki Donatist İhtilafı (Kuzey Afrika’daki Hıristiyanlara yönelik sosyo-ekonomik ve dini baskılar, zulümler sonucu 300’lü yıllarda ortaya çıkan ayrılıkçı bir hareketti ) da dahil birçok ekümenik konuyu kişisel ilgi alanına alır. Bu arada Doğu’da patlak veren Arien ihtilafı, İznik’te birinci genel (ekümenik) konsilin toplanmasına yol açar. Bu ihtilaf dördüncü yüzyılın başlarında Hristiyan dünyasını sarsan ve kilisenin ilk ekümenik konsilin toplanmasına neden olan büyük teolojik ihtilaf. Tanrı Baba ile Nasıralı İsa‘nın “aynı mahiyetten” eş-tözlü(eş-köklü) ve eş-ebedi/ezeli olduklarını söyleyen denklik üzerine kurulu Teslis İnancını savunanlara karşı Nasıralı İsa‘nın Tanrı Baba‘dan zaman ve töz (kök) olarak sonra geldiğini savunanların ihtilafıdır.
İmparator Konstantin bu ihtilafları sona erdirmek için Cordoba Kardinali Hosius’u araştırması ve mümkünse ihtilafı çözmesi için gönderdi. Hosius, İmparator’dan açık bir mektup ile donatılır:
“Binaenaleyh sizlerin her biri diğerine nezaket gösterecek, sizin sadık kulunuzun tarafsız nasihatlarını dinleyeceksiniz.”
Fakat Hosius‘un çabalarına rağmen tartışma hiddetlenerek devam eder, Konstantin 325 yılında eşi benzeri görülmemiş bir adım atar. Muhtemelen Hosiusun tavsiyesi ile imparatorluğun dört bir tarafındaki kilise piskoposluk bölgelerinden bu sorunu çözmesi için bir konsil çağrısı yapılır.
Bu vesile ile 325’de iki yüzden fazla piskopos İznik’te (Nicea) bir araya gelir. Bu konsile bütün kilise piskoposları davet edilir. Bundan dolayı bu konsil ilk genel konsil (ekümenik/ökümenik) olarak kabul edilir. Bu konsilde, Hıristiyan olarak imparatorun, dışardan yönetimi ve bunun kararları imparatorluk kanunları olarak ilân edilir.
Uzun tartışmalardan sonra, konsey, İsa’nın Tanrı’yla aynı öze sahip olduğu görüşünü benimser. Konseyin sonunda İsa’nın Tanrı olduğu ortak bir bildirgeyle kabul edilir. MS 325’te İznik’teki konseyde hazırlanan ve Hristiyanlığın mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen inanç bildirgesi özetle şöyledir:
“Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Yaradanı olan bir tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz; bir tek Rab İsâ Mesih’e inanıyoruz: Tanrı’nın Oğlu, Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın özvarlığından oluşan Tanrı’dan Tanrı, Nurdan Nur, gerçek Tanrı’dan gelen gerçek Tanrı, yaratılmış değil, doğurulmuş, Baba’nın aynı öz varlığına sahip olan, kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur; ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.”

PAPA’NIN ZİYARETİ
Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo‘nun Türkiye’ye yapacağı ziyaret öncesinde aralarında Papa‘nın Genel Vekili Kardinal Baldassare Reina‘nın da yer aldığı heyeti, Bursa‘da çeşitli ziyaretlerde bulundu.
Türkiye Turizm Tanıtma Ajansı organizasyonu ile gerçekleşen bu ziyaret Bursa dışında başka illere de ziyaretler yapıldı.
Programları kapsamında Vatikan‘dan gelen papaz ve rahibelerden oluşan 38 kişilik heyet, ilk olarak İznik Bazilikası ve Ayasofya Camisi’ni gezdi.
Daha sonra kent merkezine gelen heyet, tarihi Bursa Büyükşehir Belediye Binası’nı ziyaret ederek Koza Han‘a geçti. Kardinal Baldassare Reina, handaki esnafla selamlaştı.
Roma Piskoposluğu Vekili Renato Tarantelli Baccari, Rahibe Rebecca, Roma Vikaryası Hac Pastoral Ofisi Direktörü Antonia Romana Nazzaro ve diğer yetkililerin de aralarında bulunduğu heyet, Kapalı Çarşı ve Protestan Kilisesi’ni de ziyaret etti.
Gerek İznik’te gerekse Bursa’daki ziyaretlerinde heyete Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız eşlik etti. Heyet Çelik Palas’ta kaldı.
Ayrıca BUÜ Öğretim Üyesi ve İznik’te su altında kalan Bazilaka’nın keşfi sırasında ekibin başında olan Prof. Dr. Mustafa Şahin de heyete İznik’te bilgiler verdi.
Vatikan Basın Ofisi‘nin paylaştığı programa göre, Papa 14. Leo‘nun 28 Kasım‘da İznik‘e gelerek, Hristiyanlık tarihinde önemli bir yeri olan Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümü törenlerine katılması bekleniyor.
Papa ile birlikte gelecek ekipte 80 basın mensubunun da olacağı ve İznik’te yapılacak ayin aynı anda TRT aracılığıyla 150 TV kanalından tüm dünyada yayınlanacak.

SON SÖZ
Hristiyan dünyası için bu derecede önemli olan bu olayı ülkemizin ve Bursa’nın özellikle de İnanç Turizmi noktasında bir destinasyon haline getirmeliyiz.
İstanbul’da Ayasofya ile başlayacak, İznik’le devam edecek; Efes’te Meryem Ana ve Yedi Uyuyanlar’a geçilen, ardından da Demre’deki Noel Baba ya da Aziz (St.) Nikolaos Anıt Müzesiyle devam edip, Hatay’da Haç Dağı’ndaki Aziz (Saint) Pierre mağara kilisesi ile sonlanan bir muhteşem İnanç Turizmi rotası düzenlenebilir.
Bunun ülkemizde Hıristiyan dünyası için önemli bir İnanç Turizm’i rotası olacağına inanıyorum.