Salı günü Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ı ağırladı.
BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda, Karahan önce saat 12.00’de BTSO Yüksek İstişare Kurulu üyeleriyle buluştu. Onlara bir sunum yaptı ve ardından sorularını yanıtladı.
Bu toplantılar basına kapalı yapıldı.
O toplantı sonrasında da saat 14.00’de Bursa iş dünyası ile 2 saat süren bir toplantı gerçekleştirdi.
Toplantılara BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıya, Bursa Milletvekilleri Refik Özen ve Osman Mesten, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, BTSO Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, iş dünyası kuruluşlarının temsilcileri, BTSO yönetim kurulu ve meclis divanı üyeleri, BTSO meclis ve komite üyeleri ile sektör temsilcileri katıldı.
MB BAŞKANI NELER DEDİ?
Toplantıda MB Başkanı Karahan Para Politikası ve Ekonomik Görünüm başlıklı bir sunum gerçekleştirirken, son yıllarda uygulanan sıkı para politikalarının sonuçlarını paylaştı. Karahan, özetle şunları söyledi:
“Bursa bölgesinde son beş yılda bin 100’den fazla firma ile görüşme yapıldı. Bu görüşmelerden elde edilen bilgiler karar süreçlerimizde yol gösterici oldu.
Merkez Bankası yönetimi olarak fiyat istikrarına odaklandık. Merkez Bankası rezervleri iki yıl öncesine göre 115 milyar doların üzerinde artışla toplamda 178 milyar doları aştı. Yeni bir rekor düzeyine ulaştı.
Kur Korumalı Mevduat uygulaması da 2023 yılının ağustos ayında 143 milyar dolara kadar yükseldi, ancak ağustos 2025 itibarıyla söz konusu yükümlülük 10 milyar dolara geriledi. Swap harici net rezervler ise 56,7 milyar dolar seviyesine çıktı.
Mayıs 2024’te yüzde 75 ile zirve yapan enflasyon bugün yüzde 33 seviyelerine indi. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 29’un altına düşmesini bekliyoruz.
Temel mallar enflasyonu yüzde 20’ye, gıda enflasyonu yüzde 28’e geriledi. Hizmet enflasyonu yüzde 50’nin altına inse de kira ve eğitim kalemleri nedeniyle yüksek seyrediyor. Her kalemde dezenflasyon sürüyor. Beklentilerdeki iyileşme, piyasa faizlerinin düşmesini destekliyor.
Fiyat istikrarı, yatırım ve üretim ortamını iyileştirecek. Toplumsal refaha en büyük katkıyı, fiyat istikrarı sağlayarak sunacağız. Tüketim talebinin ılımlı seyretmesinin yanı sıra üreticinin maliyet artışları da geriledi. Konkordato talep eden firmaların ekonomideki payı görece düşük.
Faiz indirimleri ancak enflasyon kontrol altındayken etkili olabilecek. Önemli olan politika faizinin seviyesi değil, enflasyon beklentilerinin yönetilmesidir. Beklentiler iyileştikçe uzun vadeli faizler düşüyor, vadeler uzuyor.
Yüksek enflasyon yatırım iştahını zayıflatır, büyümeyi tüketime dayalı hale getirir. Fiyat istikrarı sağlandığında ise uzun vadeli yatırım ortamı güçlenir, faizler kalıcı olarak düşer ve büyüme sürdürülebilir olur.”
BTSO BAŞKANI BURKAY NELER DEDİ?
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Karahan’ın konuşmaıs öncesinde küresel dalgalanmaların ve enflasyonla mücadele sürecinin reel sektör üzerinde oluşturduğu baskıya dikkat çekerek, özetle şunları söyledi:
“Bizim üretimden ve ihracattan vazgeçme lüksümüz yok, ancak bu mücadeleyi sürdürebilmek için güçlü desteklere ihtiyacımız var.
Enflasyonla mücadelede uygulanan sıkı para politikaları, fiyat istikrarı açısından olumlu sonuçlar verdi. Ancak üretim ve ticaret için kritik önemde olan finansman koşullarını zorlaştırdı. Özellikle ekonominin bel kemiği olan KOBİ’ler finansmana ulaşmakta güçlük çekiyor.
İhracatçılarımız ise döviz gelirlerinin bir bölümünü TL’ye çevirdikten sonra hammadde için yeniden döviz almak zorunda kalıyor. Bu döngü, kur farkından doğan kayıplara yol açıyor. Oysa ihracat pazarlarımız yılların emeğiyle kazanıldı. Bugün birçok firmamız pazar kaybetmemek için kârından vazgeçiyor.
Ancak bu mücadeleyi de rakiplerimizle eşit şartlarda sürdürmek istiyoruz. Kredilerin üretim odaklı firmalara açılması, reel sektörümüzün ihtiyaçlarına uygun selektif kredi politikalarının uygulanması ve finansman maliyetlerinin öngörülebilir şekilde düşürülmesi firmalarımız için ertelenemez bir ihtiyaçtır. Faizler yüksek oranda seyrettikçe özkaynak yetersizliği büyüyor, borç stoku artıyor, kârlılıklar eriyor ve şirketlerimizin dayanıklılığı azalıyor. Bu yükü firmalarımızın tek başına taşıması mümkün değil. Burada devletimizin, Merkez Bankamızın ve finans kurumlarımızın desteği hayati önem taşıyor.
Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine başlaması iş dünyası açısından olumlu bir gelişme. İş dünyasının en önemli beklentisi piyasanın geleceğini daha net görebilmek. Merkez Bankası’ndan önümüzdeki dönemde ne kadarlık reel pozitif faiz uygulanacağına ilişkin daha açık bir yönlendirme bekliyoruz. Çünkü iş dünyası, önünü görmek ve faizlerin hangi seviyelerde şekilleneceğini bilmek istiyor.
Politika faizi ile enflasyon arasındaki makas giderek açılıyor. Reel sektörün karşı karşıya kaldığı finansman maliyetleri politika faizinin çok daha üzerinde seyrediyor. Mevcut yüksek reel faizleri özellikle üretici ve sanayi kesimi üzerinde ağır yük oluşturuyor.
Reel faizin bu kadar yüksek seyretmemesi gerekiyor. Bunun yolu da politika faizlerinde güçlü bir indirime gitmekten geçiyor. Bu nedenle eylül ayında 10 puanlık faiz indirimi bekliyoruz.
TL ticari kredilerde aylık yüzde 1,5, KOBİ kredilerinde ise yüzde 2,5 oranında uygulanan büyüme sınırı işletmelerin finansmana erişimini kısıtlıyor. Bu sınırların yükseltilmesi kredi akışını artırarak üretim ve yatırım iştahını destekleyecek. Döviz–enflasyon–faiz üçgeninde sağlıklı bir denge kurulması hem fiyat istikrarını güçlendirecek hem de üretim ve yatırım ortamını daha öngörülebilir hale getirecek.
Temmuz ayında uygulamaya alınan ve kısa süre içinde kullanılan 30 milyar TL’lik Nefes Kredisi iş dünyası için “can simidi” oldu. Finansman ihtiyacının boyutu dikkate alındığında yeni destek paketleri kaçınılmazdır. En az 30–35 milyar liralık ek bir Nefes Kredisi paketinin hızlı bir şekilde KOBİ’lere sunulması üretim ve istihdam açısından kritik önem taşıyor. KOBİ’lerimizin üretim ve istihdamını sürdürebilmesi için oluşturulacak yeni kaynağın süratle kullanıma açılması büyük önem taşıyor.
Firmalarımız pazar kaybetmemek için kârından fedakârlık ediyor. Bu noktada döviz dönüşüm desteğinin devamı, reeskont kredilerinde günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması ve bu kredilerin maliyetlerinin aşağı çekilmesi iş dünyasının öncelikli talepleri arasında yer alıyor.”
SON SÖZ
Salı günü Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın söylemlerinin iş dünyası için nasıl bir öngörülülük sağladığını ve ne oranda bu öngörülerin güvenilir olacağını zaman içinde göreceğiz.
Yeterli doğal kaynaklara sahip olmayan ülkemizin çıkış yolu kaliteli ve yüksek katma değerli ürün ihracatıdır.
Bu noktada da özellikle döviz politikaları önem taşımaktadır.
Kentimiz ve ülkemiz için üretim yapıp katma değer yaratan herkese saygıyla.


