Google odaklı yeni jenerasyonumuza kütüphaneden söz etmek biraz komik oluyor. Ama Google içindeki bilgi noktasındaki enformasyon ve dezenformasyonu da unutmamak gerekir. Benim ve benim öncemdeki jenerasyonlar kütüphanelerle büyüdü. Kütüphane kartları ve ödünç alınan kitaplarla.

Bana ya ‘Google var’ diyen dostlara yukarıdaki uyarıma ‘Amerika’da yeraltında içinde arabayla gidebileceğin neden dev kütüphaneler kuruluyor?’ sorusunu yöneltirim.

Aşağıda Prof.Dr. Süleyman Uludağ ve Prof.Dr.Mustafa Kara Hoca’nın kurmuş olduğu ve Aralık ayında açılan “Bursa Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Kütüphanesi”nin öyküsünü Kara Hoca’nın ağızından anlatacağım.

***

Önce bu konuda eşimle başımıza gelen bir anıyı paylaşmak isterim. Eşim Prof.Dr.Füsun Öztürk Kuter ile birlikte hep bir Spor Kütüphanesi kurma hayalimiz vardı. Spor Lisesi kurulmuştu başında da eşimin öğrencisi vardı. Bizi okulu gezmeye davet etti. Okulu gezdiğimizde önce boş bir oda ile karşılaştık, sonra ‘Hocam burasını kütüphane yapar mısınız?’ önerisiyle. Bir düşünelim dedikten sonra çıkışta okulun ismine bir baktım:

Celal Sönmez Spor Lisesi” yazıyor. Eşimle konuştuk, haddimiz mi değil mi, diye düşündük. Sonra ben Celal Ağabey’in kapısını çaldım. Konuyu anlattım. O mütevaziliği ile bana şöyle dedi:

Murat herkes bir şey istemeye geliyor. Siz bir şey vereceğinizi söyleyip, izin istiyorsunuz. Kütüphanenin dolapları da benden olsun, Mithat Kırayoğlu ağabeyini ara.” dedi. Böylece okulun içinde adımızı taşıyan kütüphanemiz dönemin valisi Nihat Canpolat’ın yaptığı açılış ile hayata geçti.

BURSA TASAVVUF KÜLTÜRÜ VE EDEBİYATI KÜTÜPHANESİ

Şimdi gelelim Bursa Prof.Dr.Süleyman Uludağ ve Prof.Dr.Mustafa Kara  Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Kütüphanesi’nin kuruluş öyküsüne. O öyküyü Prof.Dr.Mustafa Kara hocam şöyle anlatıyor:

1963 yılında başlayan ortaöğrenim hayatımla yaşıt olan kütüphanemi kamuya bağışlama fikri, muazzez hocam Süleyman Uludağ’ın emekli olduğu 2007 yılına kadar gidiyor. O sene belediye başkanına şöyle bir teklifte bulundum:

Hocamla birlikte kitaplarımızı bağışlıyoruz. Üç konuda iddialı bir ihtisas kütüphanesi kuralım. Tasavvuf tarihi, Osmanlı tarihi, Bursa tarihi. Bu üç konu ile ilgili yerli yabancı bütün kitapları toplayalım, toplumun hizmetine sunalım.’

Dikkatle dinledikten sonra şu soruyu sordu:

Bu kütüphaneye günde kaç kişi gelir? Bu soru üzerine o defteri kapattım. İki yıl sonra belediyeden gelen ‘kütüphane kuralım’ teklifini de geri çevirdim.  Kitaplarımın bir kısmını yeni kurulmakta olan Kütahya, Afyon, Çanakkale, Bolu ve İzmir Katip Çelebi üniversitelerinin ilâhiyat fakültelerine bağışladım.

On sene sonra, bu maceradan haberi olan il kültür müdürü Abdullah Damar bir kütüphane kurma teklifiyle Fakülte’deki odama geldi. Eski talebeme hayır diyemedim. Bir müddet sonra Ankara’dan Kütüphaneler genel müdürü ve daire başkanı geldi. Görüştük, anlaştık.  Genel Müdür şöyle bir cümle kurdu:

Hocam, yakında İstanbul/Gülhane’de Fuat Sezgin kütüphanesini açtık. Burası Türkiye’de ikincisi olacak’ deyince İnşaallah dedik. Tek şartım vardı: 

Emeklilik tarihim olan 02.05.2018’den önce kütüphanenin açılması. 2018 yılının kütüphaneler haftasında Vali İzzettin Küçük ile İl Halk Kütüphanesinde imzaladığımız sözleşmede adımız ‘Bursa Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Kütüphanesi’ olarak tespit edildi. Balibey Hanı’n karşısında bulunan ve Kültür Bakanlığı’na ait olan eski Merkez Bankası’nın 750 metrekarelik yeri kütüphaneye verildi.  Daha sonra bu binanın yıkılmasına karar verilince ortada kaldık. Osmangazi Belediye’sinden,  Pınarbaşı’nda onardığı ve ‘Gazzeli Ahmed Efendi Kültür Merkezi’ adını verdiği bu tarihî binanın Bakanlığa tahsisi istendi. Böylece mekan meselesi –maalesef genişlik olarak yeterli değilse de- çözüldü.

10 Aralık 2021 tarihinde Vali Yakup Canbolat,  Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Genel Müdür Ali Odabaş, Safiyyuddin Erhan ve diğer kitap dostlarının teşrifiyle kütüphanemiz hizmete açıldı. ‘Gazzeli Ahmed Efendi ve Gazzizâde Abdüllatif Efendi’ adıyla hazırladığım kitapçık o gün gelenlere hediye edildi. Yaklaşık on bin kitabın kayıt- kuyut işleri şu an itibariyle devam ediyor.”  

SON SÖZ

Görüldüğü gibi her kütüphanenin de bir öyküsü var galiba. Ben Prof.Dr.Süleyman Uludağ ve Prof.Dr.Mustafa Kara hocamın kentimize kazandırdığı değerli kütüphane için ‘Değerli hocalarım emeğinize, yüreğinize ve cebinize sağlık’ diyorum.

Sayfaları çevirenleriniz bol olsun.