Yıl 1999 bankacılıktan bir yıl önce emekli olan Füsun Önen’e kanser tanısı konur. O ruh hali içinde oğlu lisede okuyan Füsun Hanım ilk hedefini koyar. “Oğluma liseyi bitirtmeliyim”…

Lise biter, yeni hedef üniversitedeki evini yerleştirmektir. O da gerçekleşir. Sonrasında askerlik gelir. Askerlik sonrası hedef oğlunun mürüvvetini görmektir. Ve sonrasında torunu yaşamak.

Hedefler böyle devam ederken bu yaz uzun bir seyahat dönüşü Füsun Hanımın torunu o seyahatten dönünce ona koşar ve eşyalarını koyduğu sarı bavula sarılır. “Babaanne bu bavul çok güzel bana hediye eder misin?” der.

Füsun Hanımın yanıtı şu olur:

“Sen üniversiteyi kazandığında eşyalarını buna koyarız. Beraber senin evini yerleştirmeye gideriz.”

(Bu arada bu hedeflerin bazıları hayata geçirilirken, Füsun Hanımın da zorlu tedavi süreçleri de devam eder.)

Yaşam bir armağandır. Bu armağanı son gününe kadar iyi ve verimli ve de üretken yaşamak gerekir. Hedefler hiç bitmemeli. Hedef bitince yaşam biter.

Kuşkusuz buradan bu satırları yazarken ahkam kesmek kolay. O süreçleri yaşamanın ne zor olduğunu bildiğimi söylemek ukalalık olur.

ONKODAY VE FÜSUN ÖNEN

Uludağ Üniversitesi UÜTF Hastanesi Radyoterapi Merkezinde Prof. Dr. Kayıhan Engin, arkadaşları ile birlikte 1997 yılı Nisan’ında Onkoday’i kurar. Onlar, “sosyal ve ruhsal dayanışmada çocuk, ergen, yetişkin, yaşlı her yaş gurubundan kanser tanısı almış insana ve yakınlarına hizmeti, onlara yol arkadaşı olmayı prensip edindik” derler.

Füsun Önen, 1999 yılında Onkoday ile tanışır. Prof. Dr. Kayıhan Engin hoca da Bursa’dan ayrılırken bu misyonu Füsun Önen’e devreder. O günden beri Füsun Önen bu hastalığı yaşayan ve bu yapıya gönüllü destek verenlerle birlikte Onkoday’i yaptıkları çeşitli etkinliklerle yaşatmaya çalışıyor.

DÜNYA KANSER GÜNÜ

Dünya Kanser Günü, kansere olan farkındalığı yükseltmek ve kanserin tanı, erken tedavi ve engellenmesine teşvik için her yıl 4 Şubat’ta düzenlenen uluslararası bir gündür. Gün, Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü tarafından 2000’den beri çeşitli etkinliklerle anılır. Asıl amaç, kanserin ne olduğunu anlatmak ve bu yolla kanser ölümlerinin önüne geçmektir.

Ülkemizde ilk olarak 2005 yılında yakın iş birliği içerisinde olduğu Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenen Dünya Kanser Günü etkinlikleri, izleyen yıllarda her yılın 4 Şubat günü UICC ve iş birliğindeki kuruluşlarla birlikte küresel düzeyde yürütülen kampanyalarla geleneksel hale getirilir.

4 Şubat Dünya Kanser Günü farkındalığını yaşamak için Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) Başkanı Füsun Önen‘in ev sahipliğinde, derneğin merkezinde B.U.Ü.T.F. Tıbbi Onkoloj Ana Bilim Dalı Başkanı Prof Dr. Türkkan Evrensel, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Lütfü Özkan ve Genel Cerrah Dr. Coşkun Özer‘in kanser hastalığı teşhis ve tedavi süreci hakkında bilgi ve deneyimlerini dinledik.

Öyle çarpıcı anılar dinledik ve öyle çarpıcı önerilere tanık olduk ki. Ne yazık ki hepsini buradan aktaramıyorum.

Günümüzde kanser, teşhis ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi ile tedavi edilebilir bir hastalık haline geldi. Burada önemli olan bunun farkındalığını yaşamak ve bunu yaymak. Kanserden korkmayalım geç kalmaktan korkalım.

DUYGULARIN YOLCULUĞU

Bursa Onkoday ve Ankara’daki Kanserle Dans Derneği ortak bir proje hayata geçirdiler. Kanser tanısı konmuş ve tedavi süreçlerini tamamlayıp, sağlığına kavuşmuş 20 hastanın “Tanı konulduğundaki ve tedavi sonrası süreçlerdeki duygularını yazması istendi.” Bu metinler yapay zekaya verildi ve yapay zeka bunları digital resime/tabloya dönüştürdü. Pazartesi günü Ankara’da bu sergi açıldı ve Bursa’da da Kent Meydanı – 2 ‘de sergileniyor. Serginin adı Duyguların Yolculuğu.

SON SÖZ

Ben başta Onkoday’in fikir babası Prof. Dr. Kayıhan Engin, sonrasındaki süreçte bu işi üstlenen Füsun Önen ve onu yalnız bırakmayan Onkoday gönüllülerine, bu konunun duyurulması, tanıtılması noktasında katkı koyan herkese, tabii ki B.U.Ü.T.F. Tıbbi Onkoloj Ana Bilim Dalı Başkanı Prof Dr. Türkkan Evrensel, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Lütfü Özkan ve Genel Cerrah Dr. Coşkun Özer hocalarıma ve de bu işe öncesinde ve bugün gönül veren tüm hocalarımıza, teknisyenlerimize ve hemşirelerimize teşekkür ediyorum.

Onlar iyi ki varlar. İyi ki böyle bir yolculuğa çıkmışlar. Bu kentte yaşayan ve bu kentte doyan herkesin bu değerli yapıyı desteklemesi insanlık görevidir.