Cumartesi akşamı TRT 1’de Pelin Çift’in Gündemin Ötesi programının bir Bursalı konuğu vardı. Bursa’da arkeoloji dendiğinde aklımıza gelen, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şahin, Prof. Dr. Zafer Duygu ile birlikte programdaydı.
Programda I. Konsül, İznik, su altındaki bazilika, İnanç Turizmi ve daha birçok konu konuşuldu. Keyifli bir programdı.
Hıristiyan dünyası için büyük önem taşıyan ve finalinde İsa’nın Tanrı olduğuna karar verilen MS 325’de İznik’te yapılan I. Konsül’ü tasvir eden tablo Vatikan’da Sistina Chapel’de bulunur. Bilindiği gibi Sistina Şapeli, her şapel gibi ayinler yapılsa da, şapelin inşa edilmesinin asıl amacı mevcut Papa öldükten ve görevi sona erdikten sonra yeni Papa’nın seçimi için yapılan “Konklave” olarak adlandırılan kardinaller heyetinin toplantısıdır.
Ayrıca, Bursa BŞB’nin Bursa’nın tanıtımı için İznik’te yaptığı drone çekimleri sırasında ortaya su altında bir yapı çıkmış, konu Prof. Dr. Mustafa Şahin’e götürülmüş ve bu yapının İznik’te I. Konsül’ün yapıldığı yapı olduğu öngörülmüş ve bu keşif Amerika Arkeoloji Enstitüsü tarafından en önemli 10 keşiften biri olarak gösterilmişti.
NİKAİLALI HİPPARHUS
Önce size biraz Bursa’nın antik dönemdeki ilk astronumundan (gökbilimci) söz etmek istiyorum. İznikli Hipparkos (MÖ 190-120) veya Nikaialı Hipparhus bir Yunan astronom, coğrafyacı ve matematikçidir. Nikea’da yani İznik’te doğar. Yaşamının büyük bölümünü Rodos’ta geçiren ve orada ölen Hipparkos, daha çok yıldızlara ilişkin gözlemleriyle tanınır. Çıplak gözle görülebilen yıldızları parlaklıklarına göre sınıflandırır. Trigonometrinin de mucidi olarak bilinen Hipparkos, en çok “ekinoksların presesyonu” (Yer’in dönme ekseninin çok yavaş bir koni hareketi yapmasıyla oluşur ve bu hareketin sonucu olarak ılım noktaları (ekinoks) doğuya doğru hareket eder. Hareketin periyodu 25.868 yıldır.) fenomenini keşfi sayesinde tanınır.
İznik’te ilk yerleşimin MÖ 2500 yıllarına uzandığı sanılır. M.Ö 7. yüzyıl öncesinde burada kurulan yerleşime ‘Helikare’ denir. Makedonya İmparatoru III.Aleksandros’un generali I. Antigonos Monoftalmos tarafından MÖ 316 yılında kente Antigoneia adını verilir.
Aleksandros’un ölümünden sonra Antigonus ile general Lisimahos arasındaki savaşı kazanan Lisimahos kente, Antipatros’un kızı olan eşinin adını vererek şehir bu tarihten sonra Nikea adıyla anılmaya başlar. MÖ 293’te Bitinya Krallığı’na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenir. Bir süre Bitinya Krallığı’nın başkenti olan Nikea daha sonra Roma’nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.
Şehrin Yunan mitolojisinden adını alması şarap ve bereket tanrısı (bitkilere özünü veren) Dionisos, Nicea adında Askania gölünde yaşayan (Askania Tanrıçası) bir periye âşık olması ile başlar. Periyi baştan çıkarıp ondan Telete (kutsama) ve Satyros isimli çocukları olur. Dionysos, Nicea’ya ithafen Askania(İznik) gölünün yanına bir şehir kurup oraya çok bereketli üzüm bağları verir.
I.KONSÜL 1700. YAŞINDA
Dinlerin tarihinde her dinin, inanç, pratik ve sosyal hayatla ilgili problemlerini çözmek ve mensuplarını, karşılaştıkları güçlükler karşısında rahatlamak üzere giriştikleri birtakım faaliyetleri vardır. Girişilen bu faaliyetler, belli düzeydeki din sorumlularının müzakereleri ile gerçekleşir. Hristiyanlıkta bu çeşit müzakere meclislerine, Konsil adı verilir.
İmparator Constantin, 316 yılındaki Donatist İhtilafı (Kuzey Afrika’daki Hıristiyanlara yönelik sosyo-ekonomik ve dini baskılar, zulümler sonucu 300’lü yıllarda ortaya çıkan ayrılıkçı bir hareketti ) da dahil birçok ekümenik konuyu kişisel ilgi alanına alır. Bu arada Doğu’da patlak veren Arien ihtilafı, İznik’te birinci genel (ekümenik) konsilin toplanmasına yol açar. Bu ihtilaf dördüncü yüzyılın başlarında Hristiyan dünyasını sarsan ve kilisenin ilk ekümenik konsilin toplanmasına neden olan büyük teolojik ihtilaf. Tanrı Baba ile Nasıralı İsa’nın “aynı mahiyetten” eş-tözlü(eş-köklü) ve eş-ebedi/ezeli olduklarını söyleyen denklik üzerine kurulu Teslis İnancını savunanlara karşı Nasıralı İsa’nın Tanrı Baba’dan zaman ve töz olarak sonra geldiğini savunanların ihtilafıdır.
İmparator Konstantin bu ihtilafları sona erdirmek için Cordoba Kardinali Hosius’u araştırması ve mümkünse ihtilafı çözmesi için gönderdi. Hosius, İmparator’dan açık bir mektup ile donatılır:
“Binaenaleyh sizlerin her biri diğerine nezaket gösterecek, sizin sadık kulunuzun tarafsız nasihatlarını dinleyeceksiniz.”
Fakat Hosius’un çabalarına rağmen tartışma hiddetlenerek devam eder, Konstantin 325 yılında eşi benzeri görülmemiş bir adım atar. Muhtemelen Hosius’un tavsiyesi ile imparatorluğun dört bir tarafındaki kilise piskoposluk bölgelerinden bu sorunu çözmesi için bir konsil çağırır.
Bu vesile ile 325’de iki yüzden fazla piskopos İznik’te (Nicea) bir araya gelir. Bu konsile bütün kilise piskoposları davet edilir. Bundan dolayı bu konsil ilk genel konsil (ekümenik/ökümenik) olarak kabul edilir. Bu konsilde, Hıristiyan olarak imparatorun, dışardan yönetimi ve bunun kararları imparatorluk kanunları olarak ilân edilir.
Uzun tartışmalardan sonra, konsey, İsa’nın Tanrı’yla aynı öze sahip olduğu görüşünü benimser. Konseyin sonunda İsa’nın Tanrı olduğu ortak bir bildirgeyle kabul edilir. MS 325’te İznik’teki konseyde hazırlanan ve Hristiyanlığın mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen inanç bildirgesi özetle şöyledir:
“Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Yaradanı olan bir tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz; bir tek Rab İsâ Mesih’e inanıyoruz: Tanrı’nın Oğlu, Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın özvarlığından oluşan Tanrı’dan Tanrı, Nurdan Nur, gerçek Tanrı’dan gelen gerçek Tanrı, yaratılmış değil, doğurulmuş, Baba’nın aynı öz varlığına sahip olan, kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur; ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.”
SON SÖZ
Evet, 2025 yılı I. Konsilin toplamasının 1700. Yılı. Hristiyan dünyası için bu derecede önemli olan bu olayı ülkemizin ve Bursa’nın özellikle de İnanç Turizmi noktasında bir destinasyon haline getirmeliyiz.
İstanbul’da Ayasofya ile başlayacak, İznik’le devam edecek; Meryam Ana ve Yedi Uyuyanlar’a geçilen, ardından da Demre’deki Noel Baba ya da Aziz (St.) Nikolaos Anıt Müzesiyle devam edip, Hatay’da Haç Dağı’ndaki Aziz (Saint) Pierre mağara kilisesi ile sonlanan bir muhteşem İnanç Turizmi rotası düzenlenebilir.
Bir de unutmayalım Ortodoks Hristiyanların ruhani lideri Fener Rum Patriği Bartolomeus, Katolik’lerin lideri Papa Francis’in bu yıl Birinci İznik Konsil’in yıldönümü dolayısıyla 24-25 Mayıs 2025 tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret etmeyi planladığını açıklamıştı.
Ayrıca İkinci İznik Konsili, 787 yılında toplanan yedinci ve son ekümenik konsildir.


