Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ve beraberindeki heyet Bursa’nın makine sektöründeki önemli kuruluşlarından Ermeksan’ı ziyaret etti.
Ermaksan ziyaretinde Ermaksan A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür Ahmet Özkayan tarafından karşılanan Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü ve yöneticileri bir ara kurucu Erol Özkayan ile de görüştü.
Rektör Yılmaz ve beraberindeki heyet Ermaksan fabrikasını gezdi ve Ahmet Özkayan’dan fabrika hakkında bilgiler aldı.
Ziyaret sonrası Ahmet Özkayan şu paylaşımı yaptı:
“Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ve beraberindeki heyeti merkezimizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk.
Ziyaret kapsamında, üniversite-sanayi iş birliği ve geleceğin teknolojileri üzerine verimli bir görüşme gerçekleştirdik.
Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ederiz.”
Evet, Ermaksan Bursa’nın güzide kuruluşlarından biridir. Ermaksan’ın kuruluş ve büyüme öyküsü de bir ders kitabı niteliğindedir. Size biraz Erol Özkayan ve Ermaksan’ın öyküsünü anlatacağım.
EROL ÖZKAYAN VE ERMAKSAN
Erol Özkayan 1942 yılında Bursa’da doğar. Altı yaşındayken babası vefat eder. Altıparmak İlkokulu’nu ve Osmangazi Ortaokulu’nu bitirir.
O tarihlerde Altıparmak’ta, “Çifte Kahveler” yanında bulunan at arabası üretimi yapılan bir handa demir işlerinin yapıldığı, körüklerin çekildiği bir işyerinde körük çeker. Sonra Bat Pazarı’nda bir tornacı dükkanına girer. Çıraklık ve kaynak işleri ve ardından tornacılık yapar. İki yıl bu işyerinde çalıştıktan sonra askere gider.
Askerliğini bitirdiği gün, askeri cemse onu garaja bırakır ama Bursa’ya otobüs bileti alacak parası yoktur. ‘Ağabey, askerden terhis oldum ve param yok! Beni Bursa’ya götürür müsün?’ der ve ona bir tahta tabure verilerek otobüse alınır ve Bursa’ya gelir.
O zamanlar iş alanı sınırlıdır. Merinos veya Almanya’ya gitmek vardır. Almanya’ya gitmek üzere İşçi Bulma Kurumuna müracaat eder kabul edilir. Çok mutludur ama Anne Özkayan
‘Sen Almanya’ya gidersen, ben ölürüm.’ der. Almanya hayalleri sona erir. Yıllar sonra ne kadar doğru karar verdiğini anlar.
‘Ne iş yapayım’ diye düşünür bir zımpara taşı alır ve küçük bir dükkan kiralar. Dökümcü Sait ağabeyin kapısını çalar. ‘Ağabey, ben dükkan açtım. Bana ayakcık ver, (eski kara tezgahların ayakcıklarından) ben bu ayakcığı toplayıp satayım, sana da paralarını getireyim’ der.
Ayakcığı bir torbaya doldurur sırtlar ve dükkana getirir. Taşlayarak bir dokumacıya satar. Daha sonra da 2 ayakcık alır ve onları toplayıp yine satar.
Sonra bir torna sahibine, ‘Ağabey bana bu tornayı sat.’ der. 10 adet 100 TL’lik senetle o tornayı satın alır. Başlar, armürü (kumaş dokuma sırasında kullanılan bir tekniktir ve genellikle belirgin bir desen veya doku oluşturmak için kullanılır) tüm kafa kısmı ile yapmaya. Kısa bir süre sonra haftada bir adet armür yapar. Bir müddet böyle devam eder. Dört mekikle jakarlı tezgahlar yapmaya başlar. Özellikle Uşak’a çok tezgah satar. 1972 yıllarında dokuma tezgahlarının duraklayacağını hisseder ve marangoz makineleri üretimine girer. Prese varıncaya kadar hepsini üretir ve bu alandaki faaliyeti, 8 – 10 sene sürer.
Bakar ki, bu ülkede jeneratör yapılmıyor. Dizel motoru alıp, jeneratör üretmeye başlar. Alternatörün tamamını kendi üretir. Hastanesinden tutun da, benzin istasyonu ve fırıncılara kadar, çok sayıdaki muhtelif iş yerlerine jeneratör satar. Sonra jeneratör üretimini bırakır, bu defa da elektrik motoru imalatına girer. O tarihlerde devam eden Gamak grevleri nedeniyle çok motor satar.
Onun iş anlayışı şöyledir:
“Motor üretimi olur, bir başka üretim olur, şayet rekabet edemeyeceğini anlarsa o işi hemen bırakır, geriye hiç bakmaz.”
Yüksek devirli, deri ve traş makineleri üretmeye başlar. Ancak, deri sanayinde umduğunu bulamaz. Öylesine sıkıntılar çeker ki, sattığı makinelerin parasını alamaz. Üç veya dört yıl yaptıktan sonra o işi de bırakır. Sadece bir işe yoğunlaşmak tarzı değildir.
Oto servislerine ürettiği lift makinelerini satmaya başlar. Bir başka firma imalata girince hemen o işi de bırakır. Hep arayış içerisindedir. Gözü hep ihracattadır.
1989 yılında bugünkü işine girer. Onda alt yapının olması sac işleme makineleri üretiminde bir avantajdır. Bugün geldiği nokta ise gerçek anlamda teknolojinin zirvesidir.
Bir ara kurduğu tekstil fabrikasının 24 tezgahını kendi yapar. 10 adet de Avrupa’dan alır. Dört yıla yakın da bu işi yaparken, gece gündüz çalıştığı halde, paralarını alamadığını görür. Canının burnuna geldiği bir günde, usta başına ‘İndir şarteli’ der. Ustabaşı şarteli indirmez. Bunalır, şarteli kendi indirir. Makasla lüvertleri keser. Gazetelere verdiği ilan ile bir haftada tezgahların hepsini satar. Böylece, tekstilden kurtulur. Sonra da, saç işleme tezgahları işine tüm ağırlığını verir.
SON SÖZ
Erol Özkayan’ın bu yoğun çalışma temposuna 1989 yılında oğlu Ahmet Özkayan katılır. Yıllar geçer ve Erol Bey’in yarattığı bu amiral gemisini oğlu Ahmet Özkayan devralır.
Bugün Ermaksan 1965 yılından beri, endüstriyel hayata yenilikçi çözümler sunan küresel bir teknoloji şirketidir.
Sürdürülebilir büyüme yolunda yatırımlarına hız kesmeden devam eden Ermaksan; ABD’de ERMAKUSA, Almanya’da ERMAK Deutschland GmbH ve dünya çapındaki seçkin bayileri aracılığıyla 120’yi aşkın ülkede verimli üretime katkı sağlar. Şirket geleceğin imalat teknolojilerini bugünden sunmak amacıyla ERMAKSAN ADDITIVE markasıyla Türkiye’nin ilk metal 3D yazıcısını üretir.
Türkiye’nin ilk özel sektör yarı iletken Optoelektronik Ar-Ge merkezine sahip olan EON PHOTONICS markasıyla lazer teknolojileri, FBG sensör, CNC kontrolör ve Endüstri 4.0 uygulamaları gibi yüksek teknoloji ürünlerinin üretim ve geliştirme çalışmalarını sürdürür.
Ülkemiz için katma değer yaratan herkese saygıyla.
Erol Ağabey, sağlıklı yılların bol olsun. Ahmet kardeşime de kolaylıklar diliyorum.
Bu arada unutmayın kader içinde bulunduğunuz iklimde karşınıza çıkan yol ayırımlarında yaptığınız seçimlerdir.


