Yaşam genelde hareket ile tanımlanır. Tarih boyunca uygarlık, gün geçtikçe büyük gelişmeler gösterir. Artık otomasyon ve mekanizasyon insan yaşantısında büyük bir yer tutar. Her gün insanın rahatlığı için yeni bir alet geliştirilir. Gerek genel üretimde, gerekse günlük yaşantıda insan her dakika daha az aktif olmaktadır.
Örneklemek gerekirse; genel üretimdeki insanın fiziksel aktivitesi 19. Yüzyılda %92 oranındaydı. 1990’lı yıllarda ise bu oran gelişmiş ülkelerde %28 in altına düştü. Günümüzde ise çok daha düşük.
Açıkça bilinmektedir ki, insan organizması uygarlık geliştikçe daha az hareket etmek zorunda kalır. Hareket azlığının organizma üzerindeki olumsuz etkileri düşünülmeden, her geçen gün yeni bir alet geliştirilir. İnsanlar, rahatlığımız için deyip, bu aletleri kapışır.
İnsan vücudu evrimini ilk çağların güç doğa koşulları içinde tamamladı. O çağlarda insan, yaşamını sürdürebilmek, vahşi hayvanlara karşı savaşabilmek, güç doğa koşullarına göğüs gerebilmek ve beslenebilmek için güçlü olmak zorundaydı. Sürekli bir savaşın içindeydi, insanlar. O zamanın insanı çok güçlü bir fiziksel yapıya sahipti. Tüm kasları büyük bir gelişim göstermişti. Daha güçlü, daha süratli, daha dayanıklıydı. Sürekli bir hareketler dizisi içerisindeydi, insanlar.
Bugün insan yaşamını sürdürmek için çok daha az hareket etmektedir. Günümüzde bu az hareket, yeni bir hastalık grubunun doğmasına neden oldu. Bu hastalık grubuna Hypokinetic Disease (hareket azlığı hastalıkları) adı veriliyor. Artık bu hastalıklar günümüzde en çok can alan bir hastalıklar grubudur. Kalp-Damar hastalıkları bu grubun başını çekiyor.
İşte, bu hareket azlığı ile başa çıkmak, insanın yaşam kalitesini yükseltmek, insanı fiziksel anlamda günlük yaşamdaki etkinlikleri daha kolay yapar hale getirebilmek amacıyla 1970’li yıllarda “yaşam boyu spor” olgusu doğdu. Bu olgu çeşitli dönemlerde, çeşitli ülkelerde değişik isimlerle anıldı. Kimi zaman “herkes için spor”, kimi zaman “sağlık için spor”, kimi zaman “kitle sporu” gibi. Günümüzde ise spor endüstrisinin gelişimi ile çeşitli isimlerle anılıyor.
HAREKETSİZLİĞİN ZARARLARINI İLK FARKEDİŞ
Kuzey Amerika’nın Wisconsin Üniversitesi Biyodinamik Laboratuvarlarında 1967 yılında bir araştırma yapıldı. Araştırmanın konusu “Koroner damar hastalıklarından koruyucu egzersizler”di. Bu projeyi üniversitenin hastanesi kalp uzmanları, biyodinamik laboratuvarlarının doktorları, beden eğitimi bilim doktorları ve uzmanlar yürüttüler. Projenin başında ise spor fizyolojisi bilgini Prof. Dr. Bruno Balke vardı. İşte, dünyadaki sağlık için spor konusunda yapılan ilk geniş kapsamlı bilimsel bu çalışmada bir de Türk bilim adamı vardı. 1964 yılında kazandığı burs ile ABD’ye giden ve bilim uzmanlığı çalışmasını orada yapan ve daha sonra doktora çalışması için 1965 yılında Wisconsin Üniversitesine geçen Dr. Necmettin Erkan bu önemli çalışmada bulunan bilim insanlarından birisiydi. Erkan doktora çalışmasını orada “Koroner Damar Hastalıklarının erken teşhisinde hipoksik egzersizler” araştırması ile tamamladı. Futbol ile uğraşanlar Balke testini bilirler. Bu test Dr. Balke tarafından geliştirilmiştir. (Sonrasında Cooper testi) Balke “Maksimal egzersiz testleri” ile tanınmış beden eğitimi ve hekim diplomalarına sahip bir kişidir. Koroner damar hastalıklarının erken tanımı konusunda testler geliştirmiştir.
Araştırma önce üniversitenin 359 profesörü arasında yapıldı. Ve koroner damar hastalıklarına yakalanma olasılığı fazla olan, iki ya da daha fazla risk gösteren 101 profesör seçtiler. Bu seçilenler 45-59 yaşları arasında, yavaş yaşantıları olan, ağır bilimsel çalışma ve araştırma yapmak zorunda kalan kişilerdi. Koroner damar hastalıklarında risk faktörleri olarak aşağıdaki faktörler göz önüne alındı:
“Yavaş yaşantı fiziksel güçsüzlük; Yüksek düzeyde kolesterol bulgusu; Hipertansiyon; Yüksek kan-yağ düzeyi; Aşırı şişmanlık; Ağır sigara alışkanlığı; Zorlu sorumluluk dolu bir iş yaşantısı; EKG de şüpheli bulgular.”
Bu 101 profesör iki deney, bir de kontrol grubuna ayrıldılar. Daha sonra çeşitli egzersiz programlarına alındılar. İlk grup yürü-koş grubuydu. İkinci gruba sportif oyunlar oynatıldı. Son grup ise kontrol grubuydu.
Her 3 grup da her 3ayda bir muayeneden geçiriliyorlardı. Sonuçta bu orta yaşların oluşturduğu gruplarda şaşırtıcı bulgulara rastlandı. İlk iki deneysel gruptaki profesörler kilo kaybetmeye ve 2-2.5 ayda normal fiziksel görünüm almaya başladılar. Altı ay sonunda fazla kilolu kimse kalmamıştı. Kalp ve damar hastalıklarında önemli bir tehlike nedeni olan hipertansiyonları kalmamıştı. EKG’lerinde önemsiz bazı anormallikler olan profesörlerin bu anormalliklerinin tamamen ortadan kalktığı gözlendi. Kan, kolesterol ve yağ düzenlerinde kişiden kişiye değişen değişiklikler görülmekle beraber bunların normale doğru yavaş yavaş indiği görüldü.
Yaklaşık 60 yıl öncesine dayanan bir çalışmayı anlattım. Günümüzde ise çok daha az hareket ettiğimiz ortada. Ve günümüzde sağlık için sporu günlük yaşantımızın bir parçası haline getirmeye çalışıyoruz.
BİR ANI VE HİKMET ŞAHİN
Kuşkusuz bu noktada yerel yönetimlere ve ailelere büyük görevler düşmekte. Türkiye, rahmetli Hikmet Şahin’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’ni kurup, Dünya Sağlık Örgütü’nün Sağlıklı Kentler Birliği ağına dahil olmuştu. Ve Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Sağlıklı Kentler Birliği toplantısı 20-23 Eylül 2005 Tayyare Kültür Merkezi’nde yapılmıştı. O toplantıdaki ana temalardan biri de “Fiziksel Aktivite” konusuydu.
Toplantı sonrasında Hikmet Şahin ile bir araya geldiğimizde kendisine bu konuyu- bu alanda eğitim görmüş, doktora yapmış ve milli takımlarla çalışmış bir kişi sıfatıyla- detaylandırarak anlatmıştım. O da ilk Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Toplantısındaki bir günü bu konuya ayırmış ve benden destek istemişti. Ben de gönüllü olarak -yabancı konuşmacılar da dahil- o günü dönemin alandaki bilim insanlarının – o gün ricalarımı kırmayıp gelen tüm bilim insanı dostlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum- katılımı ile organize etmiştim.
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği toplantısı “Fiziksel Aktivite, Sağlıklı Yaşam ve Yerel Yönetimler” ana temasıyla 27-28 Nisan 2006‘da Eskişehir’de Anemon Otel’de Tepebaşı Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmişti.
Toplantıyı o dönem BBŞB Sağlıklı Kentler Koordinatörü Nalan Fidan hanımla beraber organize etmiştik. Daha doğrusu konuşmacı bölümüne katkılarım olmuştu. Toplantıda şu konu ve konuşmacılar vardı.
“Yerel yönetimlerin halkın rekreasyon ve park ihtiyaç ve hizmetlerini karşılamadaki rolü” konusunu Amerika’dan davet ettiğimiz rekreasyon alanının dünyadaki önemli ismi konuşmacı Tony A. Mobley, “Halkın spor kültürünün gelişiminde yerel yönetimlerin avantajları” nı Prof. Dr. Hasan Kasap, “Sporun sosyal ve ekonomik faydaları” ile ilgili konuyu Gençlik ve Spor eski Genel Müdürü ve Türk Güreşinin büyük ismi rahmetli Yaşar Doğu’nun oğlu Prof. Dr. Gazanfer Doğu, “Çağın hareketsizlik sorunu ve aktif yaşamın kazandırdıkları” konusunu Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Erdal Zorba ve bendeniz, “Yerel yönetimlerde rekreasyon program ve hizmetleri”ni Dr. Ümit Kesim hocamız, “Yerel yönetimlerde spor kulüplerinin işlevi” konusunu da eşim Prof.Dr.Füsun Öztürk Kuter anlatmıştı.
AVRUPA HAREKETLİLİK HAFTASI
Avrupa Hareketlilik Haftası, Avrupa Komisyonu tarafından 2002 yılından bu yana 16-22 Eylül tarihleri arasında kutlanan markalaşmış bir projedir. Haftanın ana amacı; öncelikle ilgili tüm karar vericilerin sürdürülebilir kentsel hareketlilik konusuna daha fazla destek vermesini teşvik etmek, yanı sıra, tüm belediyeleri ve belediyeler üzerinden tüm vatandaşları, sürdürülebilir ulaşım ile ilgili önlemler almaya davet ederek, bu konuda farkındalığın artırılmasını sağlamaktır.
Hafta boyunca, ilgili otoritelerin, belediyeleri, ulaşım planlaması ve toplu taşıma sistemlerini geliştirmeleri, bisiklet ve yaya yollarını artırmaları, vatandaşları ise, bireysel araçlar yerine alternatif ulaşım yöntemlerini tercih etmeleri konusunda teşvik etmeleri hedeflenir.
23 yıldır düzenlenen Avrupa Hareketlilik Haftası’nın etkisi Avrupa ve dünya genelinde giderek artmaktadır. Bu hafta kapsamında, belediyeler hareketlilik yönetimi, erişilebilirlik ve yeni veya iyileştirilmiş bisiklet altyapısına odaklanan projeler gerçekleştirir ve son gün, 22 Eylül’de ”Arabasız Gün” etkinliği düzenler.
Avrupa Hareketlilik Haftası boyunca, sürdürülebilir kentsel hareketlilik konusunda farkındalığı artırmak amacı ile, her yıl, belediyelerimizin bu adreste (Avrupa Hareketlilik Haftası Kayıtları) kayıt yenilemeleri yaparak, gerçekleştirecekleri iyi uygulama faaliyetlerini sisteme yüklemeleri teşvik edilmektedir. Hafta boyunca etkinlikler düzenleyen, sürdürülebilir önlemler alan ve 22 Eylül’deki Arabasız Gün’e katılmayı taahhüt eden belediyeler “Altın Katılımcı” unvanını elde etmektedir. Bugün Bursa’da 21 Eylül‘de yapıldı.
Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında yapılan etkinliklerin yanı sıra, yaya ve bisikletli ulaşımı teşvik etmek ve farkındalık yaratmak amacıyla 16-22 Eylül arasında gerçekleştirilen faaliyetlerin sosyal medyada #AvrupaHareketlilikHaftası, #MobilityWeek ve bu yılın temasının etiketleriyle paylaşılması da görünürlüğü artıracaktır.
Ayrıca Avrupa Hareketlilik Haftası sosyal medya hesapları takip edilerek, bu hesaplarla etkileşim halinde davranılması, bu hesapları tekrar post, sayfayı etiketleme gibi yöntemlerle kullanmak da görünürlüğü artıracak bir başka unsur olacaktır.
AVRUPA HAREKETLİLİK HAFTASI FAALİYETLERİ VE KALICI ÖNLEMLER NELERDİR?
‘Kalıcı Önlemler’, sürdürülebilir kentsel hareketlilik perspektifi çerçevesinde gerçekleşen kalıcı hale gelmiş tüm çalışmaları kapsar. Bisiklet- park alanları yapımı ve bakımı, bisiklet yolları yapımı ve var olan bisiklet yollarının genişletilmesi, yeşil alanlarının geliştirilmesi ve bakımı, özel gereksinimli bireylerin trafikte rahat hareket etmeleri için alınmış önlemler, toplu taşıma ağlarının iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması gibi çalışmalar göz önünde bulundurulur.
Her yıl, küresel ölçekte 22 Eylül’de kutlanan “Arabasız Gün” kapsamında, belirlenen alanlar motorlu araç trafiğine kapatılarak yalnızca toplu taşıma araçlarına, bisikletlilere ve yayalara açılmaktadır. Bu uygulama sayesinde gün boyunca kent yaşamında meydana gelen değişimler gözlemlenmekte ve çevresel, sosyal ve ekonomik etkiler değerlendirilmektedir.
AVRUPA HAREKETLİLİK HAFTASI VE BURSA
Bu yıl Avrupa Hareketlilik Haftası’nın teması “Herkes için Hareketlilik”ti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Avrupa Hareketlilik Haftası etkinlikleri kapsamında sağlıklı yaşama vurgu yapmak amacıyla 21 Eylül Pazar günü Heykel Atatürk Caddesi trafiğe kapatarak çocuklara bıraktı. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kent Konseyi iş birliğinde hazırlanan birbirinden renkli etkinliklerle, çocuklar araba seslerinden uzak, eğlenceli bir gün geçirdi.
Kentleri ve belediyeleri sürdürülebilir ulaşım tedbirleri alma konusunda desteklemek, herkesin güvenli ve rahat bir şekilde hareket edebilmesini teşvik etmek amacıyla 16-21 Eylül tarihleri arasında kutlanan Avrupa Hareketlilik Haftası, tüm dünya kentleriyle eş zamanlı olarak Bursa’da da dolu dolu etkinliklerle kutlandı.
Sabah yürüyüşlerinden güvenli bisiklet sürüş eğitimlerine, spor etkinliklerinden sanatsal programlara kadar birçok aktivite hayata geçirildi.
Tophane’den start verilerek ‘Pedallar dönüyor, İyilik büyüyor’ bisiklet etkinliğiyle başlayan program, çocuklara ve yetişkinlere doyasıya eğlenebilecekleri bir gün geçirme fırsatı sundu. Heykel Atatürk Caddesi’nde yapılacak programda, bisiklet ve e-skuter sürüş eğitimlerinin yanı sıra 4 farklı alanda gazoz kapağı, cilli, ip atlama, yakar top, istop, körebe gibi sokak oyunları oynandı. Unutamayacakları bir pazar günü yaşayan çocuklar, mini golf, okçuluk ve denge oyunlarıyla doyasıya gülümsedi. Araba sesleri ile değil, çocuk gülüşleri ile dolan Heykel’de Bursalılar eğlence dolu bir gün geçirdi.
BAŞKAN BOZBEY NE DEDİ?
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’yı yaya öncelikli bir kent haline getirmek istediklerini söyledi. 21 Eylül Pazar günü ‘Çocukların Heykeli’ etkinliğiyle Atatürk Caddesi’ni çocuklara bıraktıklarını belirten Başkan Bozbey, “Araç trafiğine kapatılan Heykel’de çocuklarımız hem eski oyunları oynama fırsatı buldu hem de televizyon veya telefon başında geçirdikleri zamanı aza indirmiş oldu. Çocuklarımızın gülümsemesi bizim en büyük arzumuzdu. Önce çocukları gülümseteceğiz.” dedi.
SON SÖZ
Bana göre yerel yönetimlerin asli görevlerinden bir tanesi kentlerinde yaşayan insanlara sağlıklı yaşam alanları, sağlıklı ulaşım olanakları yaratmak kadar gerek tüm kentliler gerekse çocuklar için spor alanları, spor okulları, sportif etkinlikler organize etmek ve küçük yaşta sporun insanın bir vazgeçilmezi olduğunu çocuklarda içselleştirmektir.
Bir İngiliz özdeyişi şöyle diyor:
“Siz istediğiniz kadar atıştırmaya devam edin. Tanrı adildir bu yükü size fazla taşıtmaz.”
Darwin de “Kullanılan gelişir, kullanılmayan yok olur gider.” demekte.
Herkese sağlıklı bir yaşam diliyorum.


