Hipokrat yıllar önce çevresel faktörlerin insan sağlığına etkilerine yazdığı “Havada, suda ve yerde” adlı metinlerde dikkat çeker.
Bilim adamları 1800’lerden bu yana hayvanlar ve insanlar arasındaki hastalık süreçlerinde benzerlik olduğunu belirtir. Ama 20. yüzyıla kadar insan ve hayvan tıbbı ayrı ayrı uygulama alanlarına sahip biçimde bir davranış sergilemeye devam eder.
On dokuzuncu yüzyılda ilk olarak Alman Dr. Rudolf Ludwig Carl Virchow(1821-1902) insan ve hayvanlar arasında geçen bulaşıcı bir hastalığı belirtmek için “zoonoz” terimini kullanır. Virchow, “Modern patolojinin babası”, sosyal tıbbın kurucusu ve meslektaşları tarafından “tıbbın Papa’sı” olarak bilinir. Almanca, Latince, Yunanca, İbranice, İngilizce, Arapça, Fransızca, İtalyanca ve Hollandaca dillerini akıcı bir şekilde konuşabiliyordu.
Bu değerli tıp insanı birçok hastalığı ilk tanımlayan, birçok biyolojik terimi icat eden, adıyla anılan tıbbi terimler olan, sistematik otopsi yöntemini geliştiren bir kişidir.
Günümüzde yapılan araştırmalarda Dünya üzerinde her yıl 2,5 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilir. İnsanlarda görülen hastalıkların % 61’i hayvansal kökenlidir. Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşır.
2003‘te Doktor Veteriner Hekim William Karesh, Washington Post‘ta şöyle der:
“İnsan, evcil hayvanlar ya da yaban hayatı tek başına ele alınamaz. Sadece bir sağlık var. Ve hastalıkların çözümleri herkesin farklı düzeylerde birlikte çalışmalarını gerektirir.”

2004‘de ise Karesh ve arkadaşları Veteriner Hekim Robert Cookand, Doktor Veteriner Hekim Steve Osofsky, Tek Dünya- Tek Sağlık temalı dünya çapında bir dizi konferanslar başlatır.
2004 yılında Yaban Hayatı Koruma Derneği, New York’ta bir araya gelir. “Küreselleşmiş Bir Dünyada Sağlığa Disiplinler arası Köprüler Kurmak” başlıklı bir sempozyum düzenler. Sempozyumda insanlar, evcil hayvanlar ve vahşi yaşam arasındaki hastalıkların durumu tartışılır. İnsan ve hayvan sağlığına yönelik sağlık tehditleriyle mücadele için öncelikler belirlenir. Bu sempozyum ‘‘Tek Sağlık’’ kavramının temelini oluşturur. Son yıllarda da ‘‘Tek Sağlık’’ kavramı, halk sağlığı ve hayvan sağlığı ile ilgilenen topluluklarda daha fazla tanınmaya başlanmıştır.
‘‘Tek Sağlık’’ birden fazla sektörün iş birliği içinde yürüttüğü programları, politikaları, mevzuatları ve araştırmaları kapsayan, toplum sağlığının iyileştirilmesini temel alan bir yaklaşım biçimidir. Burada “Tek sağlık” insan sağlığının, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşünü gündeme taşır.
Ve 3 Kasım günü “Tek Sağlık Günü” olarak kutlanır.
TEK SAĞLIK SEMPOZYUMU
3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü dolayısıyla Nilüfer Belediyesi, Bursa Diş Hekimleri Odası, Bursa Eczacı Odası, Bursa Tabip Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi işbirliğinde Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu yapıldı. Alanında uzman kişilerin konuşma yaptığı program 3 oturumda gerçekleşti.
Bursa Akademik Odalar Birliği’nde (BAOB) yapılan sempozyuma Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in yanısıra, akademisyenler, akademik oda temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, sağlık kavramına bakışın pandemiden sonra farklılık kazandığını belirterek “İnsan sağlığının çevre sağlığından, çevredeki diğer canlıların sağlığından, hatta yaşadığımız gezegenin sağlığından bağımsız bir kavram değildir. Ve konuya bütüncül bir yaklaşım göstermek gerekir. Yani pandemi deneyiminden sonra ‘Tek Sağlık’ kavramının önemi daha iyi anlaşılmış oldu.” dedi.

‘‘Tek Sağlık’’ kavramının farklı disiplinlerin işbirliği içinde çalışması olduğunu anlatan Bursa Eczacı Odası Başkanı Adnan Erakın ise, farkındalık oluşturmak için 2016 yılında 3 Kasım tarihinin belirlendiğini hatırlattı. Erakın, böyle bir programın gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Levent Tufan Kumaş, açılış konuşmalarının ardından “Çerçeve Sunuş” oturumunu gerçekleştirdi. İnsanın doğaya çok fazla müdahalede bulunduğunu ifade eden Kumaş, pandemi sürecinde yaşanan zorluklara da dikkat çekti.
Programın 2. oturumu Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Alpaslan Türkkan moderatörlüğünde “Sağlıklı, Eşit ve Ulaşılabilir Gıda” başlığında gerçekleşti. Kent Yoksulluğu ve Gıdaya Erişim Başlığı’nda konuşma yapan İnsan Hakları Savunucusu Hacer Foggo, son OECD rakamlarına göre Türkiye’nin gıda enflasyonunda neredeyse 1. sırada geldiğini aktardı.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr Pınar Okyay ise Gıda Güvencesi ile ilgili konuşma yaptı. Pandemi ile birlikte yoksulluk ve erişebilirliğin çok ciddi sorun haline geldiğini belirten Okyay, dünya genelinde 43 ülkede ciddi açlık sorunu olduğuna dikkat çekti.
Programın son oturumunda ise Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden Prof. Dr. Ebru Yalçın moderatörlüğünde “Tarım, Gıda ve Hayvansal Gıda Güvenliği” ele alındı. Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Fevzi Çakmak, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Serkan Durmuş ve Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal alanları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
SON SÖZ
Burada Tek Sağlık bakışının önemi açık bir biçimde ortaya çıkıyor. Artık sağlık dendiğinde aklımıza Tek Sağlık bakışı gelmeli. Fosil yakıt kullanımından, ozon tabakasının deliğine; iklim değişikliğinden, hava kirliliğine; atık yönetiminden, karbon ayak izimize; sağlıklı beslenmeden, GDO’lara; insan sağlığından, hayvan ve doğa sağlığına kadar geniş bir yelpaze herkesin sağlığını etkiliyor.
Sağlıkla kalın ama Tek Sağlıkla kalın!


