AFAD Genel Merkezi koordinasyonunda, geçtiğimiz haftasonu deprem araştırmaları alanında akademisyenlerle, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin başkanlığında toplantı yapıldı.
Toplantıya TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar da katıldı.
Toplantıda yapılan görüşmelerde 11 tane alt çalışma grubu oluşturulma kararı alındı. Bu çalışma grupları şunlar:
“Mevzuat Geliştirme; Eğitim, Ar-Ge Bilgi Destek ve İletişim; Haritalama ve CBS; Diri Faylar ve Yüzey Faylanması Haritalama; Geoteknik ve Kütle Hareketleri; Yer Hareketleri, Sismik Tehlike ve Senaryo Depremleri; Üstyapı; Altyapı ve Kritik Yapılar; Lojistik Network Yönetimi; Mülkiyet ve Arazi Yönetimi; Planlama, Çevre ve Uygun Yer Seçimi”
Toplantıda bugüne kadar ulaşılmış veriler değerlendirildi, çözüm önerileri masaya yatırıldı. Konusunda uzman isimlerin durum tespitleri ve çözüm önerilerinin olası depremlere hazırlık konusunda da rehber olacağı kaydedildi.

MANDAL NE DEDİ?
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da toplantıdaki konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Deprem sonrasında açtığımız 1002-C Doğal Afetler Odaklı Saha Çalışması Acil Destek Programını başlattık. Şu an sahada 59 farklı kurumdan 510 araştırmacımızın yer aldığı 119 proje yürütülüyor.
Bilimsel verilerin toplanması, sismik, jeolojik, jeodezik, tektonik, geoteknik, yapı sağlığı ve hasar, ulaştırma yapıları, deniz seviyesi değişimi, zemin yapısı ve sıvılaşma, yüzey kırığı, deniz seviyesi değişimi, heyelan, radon gazı çıkışı, tarım, çevre, tarihi ve kültürel yapılar, sağlık hizmetleri, psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimler alanlarında, gıda güvenliği, afet yönetimi vb. konulardaki bu projelerden sahada durum tespiti, analiz ve öneri geliştirme şeklinde raporlar alınıyor.
Saha araştırmaları 2 hafta ile sınırlı. Sonrasında değerlendirme raporları 2 hafta içerisinde Kurumumuza sunulmuş olacak. Tüm veriler AFAD ile birlikte çalıştığımız ortak bir veri merkezinde değerlendirilecek.
Aynı zamanda bu program vasıtasıyla birçok genç araştırmacımız sahada ilk deneyimlerini de kazanıyor.”
Mandal, kendisinin de araştırmaları bizzat yerinde takip etmek için üç kere sahaya gittiğini ve araştırmacılardan bilgi aldığını kaydetti.

MANDAL İŞİN İÇİNDEYSE
Benim bugüne kadar yüz yüze üç TÜBİTAK Başkanı ile karşılaşma, onların söylemlerini dinleme, kısada olsa sohbet etme olanağım olmuştu. Hasan Mandal hocayla da Bursa’da Floteks’i ziyareti, BUTEKOM’u gezisi ve yemek sırasında bir arada olduk.
Çocukluğum ve gençliğim TÜBİTAK’ın Bilim Teknik dergileri ile geçti. Onlar ve o dönem okuduğum kitaplar benim bilimsel bakışıma, analitik düşünce yapımın oluşmasına gerçekten önemli katkılar koydu.
Prof.Dr.Hasan Mandal, beş yıldır TÜBİTAK Başkanlığı görevini sürdürüyor. Onun bu beş yıllık süreçte bana göre başardığı en önemli iş sanayici ile üniversitelerin buluşturulması noktasındaki katalizörlüğüdür. Burada Mandal Hoca, TÜBİTAK bünyesinde yarattığı iklim ile sanayi ve üniversitelerin işbirliğine yol açacak projelerin oluşmasına önemli katkılar koydu. Çünkü, TÜBİTAK Başkanları sırça köşklerinde otururken, teoriye boğulmuş ve pratikten uzak bilim dünyamızda ağırlıklı olarak akademik kariyer peşinde koşuyordu. Bu bir biçimde dönüşmeye başladı.
Bunu niye yazdım?
Şimdi deprem konusunda içinde Mandal Hoca’nın olduğu bazı çalışmalar başlatıldı. Burada ona önemli bir misyon düşüyor. Sanayici-üniversite buluşmasındaki (pratik-teorik) yıktığı paradigmaları burada da (düzenlemeler-bilim ve pratik) yıkıp, pratiği oluşturan başta akademik odalar ve ilgili kurum/kuruluşları da sürecin içine dahil edip, yıllardır yaptığımız “olmayacak duaya amin” demekten vazgeçmemizin yolunu açmak. Yani doğru yolun bulunmasında, süreçteki tüm kademe ve birimlerin oluşturduğu ortak aklın sonucunda ortaya çıkacak yol göstericilik, düzenlemelerin uygulanabilirliği önümüzü açacaktır.
SON SÖZ
Diğer tüm canlılar içgüdüleri ile hareket ederken, akıl sahibi insanoğlunun, akıl yoluyla doğayı analiz ederek ortaya çıkardığı bilim dalları ile doğayı anlamaya çalışırken, bilim/bilimdışı yöntemlerle doğaya hükmetmeye çalışma güdüsü ne yaman bir uzlaşmaz çelişkidir, anlamakta zorluk çekiyorum.
Unutmayın doğaya uyum saplayan türünü devam ettirir.


