Osmanlı-Polonya(Lehistan) ilişkilerine göz attığımızda tarih boyunca birbirine saygılı ilişkilere tanık oluruz. 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması‘nda Lehistan ordusu çok önemli bir rol oynar ve Viyana düşmek üzereyken kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanmasını sağlar. Süreçte Lehistan’ın zayıflamasından yararlanan ve Lehistan sayesinde Osmanlı egemenliğinden kurtulan Avrupalı devletler bu zayıflıktan yararlanarak 1795 yılında Lehistan‘ı kendi aralarında bölüşür. 127 yıl boyunca Polonyalılar Rusya, Almanya ve Avusturya‘nın egemenliği altında yaşar. Osmanlılar bu sürecin tamamında 127 yıl boyunca saraydaki her diplomatik resepsiyonda Lehistan’ın yerini ayırır. Padişah veya Sadrazam ”Lehistan elçisi nerede?” diye sorduğunda verilen yüksek sesli yanıt ”Lehistan elçisi yolda. Müşkülatı var gecikecek.” olur.

Türkiye Cumhuriyeti‘nin resmi olarak tanıyan Lozan Anlaşması’nın Avrupa devletlerince imzalanmasından bir gün önce, Türkiye Cumhuriyeti‘ni ilk tanıyan Avrupa devleti, Polonya Cumhuriyeti’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından hemen sonra Türkiye ile Polonya arasında tekrar diplomatik ilişki kurulur.  Nisan 1924’te ilk Türkiye Cumhuriyeti Elçisi olarak Varşova’ya, İbrahim Tali (Öngören) gönderilir. Haziran 1924’te de ilk Polonya Büyükelçisi olarak Roman Knoll, Ankara’ya atanır.

Benzer bir olay da Türkiye Cumhuriyeti döneminde II. Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın Nazi Almanyası tarafından işgal edilmesinden sonra gerçekleşir. Nazi Almanyası‘nın Türkiye Büyükelçisi Franz Von Papen, Türkiye Hükümeti‘ne başvururarak Ankara‘daki eski Çekoslovakya Büyükelçiliği‘nin, Çekoslovakya‘nın II. Dünya Savaşı‘ndan bir yıl önce imzaladığı Anschluss Antlaşması gereğince Almanlara ait olması gerektiğini anlatır. Sonuçta bina Almanya’ya verilir ve von Papen de oraya yerleşir. Nazi orduları, 1939’da Polonya‘yı işgal edince, Von Papen yine sahneye çıkıp Polonya diplomatik misyonunun günümüzde de içinde bulunduğu binanın ve güzel bahçesinin (Polonya Büyükelçiliği binası, eski Çekoslovakya misyonu binasının 150 metre uzağında bulunuyordu) tıpkı Çekoslovakya örneğinde olduğu gibi kendisine verilmesini talep eder. Zamanın Cumhurbaşkanı İsmet Paşa, bu isteğe karşı çıkıp “Bizim, Polonya ile ananevi bir dostluğumuz var. Geçmişte, Polonya’nın taksimi zamanında, Türkiye Polonya Büyükelçisi’nin gelişi için 150 sene beklemiştir. Şimdi çok kısa bir müddet için Polonyalı dostlarımızı kıramam ve sizin bu talebinizi Türkiye katiyen yerine getirmez…” diye bir cevap verir. Böylece II. Dünya Savaşı boyunca von Papen, Polonya bayrağını, ikametgâhının penceresinden devamlı seyretmeye mecbur kalır.


NIKOLAS KOPERNIK: HAYATI VE ESERLERİ SERGİSİ

Tarih boyunca bilim ve dogma çatışır. Özellikle Ruhban sınıfı etkisini/gücünü kaybetmemek için önce kutsal kitapların başka dillere çevrilmesine karşı çıkar. Avrupa bunu Luther ile Reform döneminde yıkar. Bu yıkım milyonların ölümüne süreçte yol açar.

Bilim insanları da Avrupa’da ortaya attıkları savlar, bilimsel buluşlarıyla zaman zaman Kilise ile çatışır. Ve engizisyonda yargılanırlar.

Avrupa’da bilim ve dinin çatıştığı temel noktalardan biri de kilisenin gezegenlerin ve güneşin dünya çevresinde döndüğü söylemine karşı bilimin dünyanın ve gezegenlerin güneşin etrafında döndüğü iddiasıdır.

İşte bu bilimin temel iddiasını ortaya atan Kopernik, 1473 yılında Lehistan Krallığı’nda bir bölge olan Royal Prussia‘da doğar. Kilise hukuku üzerine doktora yapar.  Aynı zamanda diplomasız olarak bir doktor, poliglot (çok dil bilen insan), klasik âlim, vali, diplomat ve ekonomide günümüze kadar temel bir kavram olan Miktar Teorisi’ni(paranın değeri, ekonomideki para miktarına bağlıdır)  yazıya döken ve Gresham Yasasının(Gresham yasası, “kötü paranın iyi parayı kovması” yasasıdır.) bir versiyonunu Gresham’dan önce 1519 yılında(Gresham’ın doğduğu yıl) formülleştiren bir ekonomistti.

2023 yılı, Polonyalı gökbilimci Nikolas Kopernik‘in doğumunun 550. ölümünün ise 480. yıldönümü. Bu kapsamda GUHEM‘de “Nikolas Kopernik: Hayatı ve Eserleri” adlı özel bir sergi açıldı. Polonya Dışişleri Bakanlığı ve Polonya Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan sergi bir ay boyunca bilimseverler ile buluşacak.

Sergi, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve Polonya Cumhuriyeti Bursa Fahri Konsolosluğu işbirliği ile Bursa Gökmen ve Uzay Havacılık Merkezi’nde, Cuma günü açıldı. Güneşin, Dünya etrafında döndüğü fikrine son verip Dünya ve diğer gezegenlerin Güneşin etrafında döndüğünü kanıtlayan Kopernik’in sergisi açılışını Bursa Büyükşehir Belediye Başkan’ı Alinur Aktaş, Polonya İstanbul Başkonsolosu Witold Leśniak, BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve Bursa Polonya Fahri Konsolosu Fatma Durmaz Yılbirlik yaparken açılışta bir çok bilimsever yer aldı.

Sergiye katılanlar arasında Bursa’da çeşitli ülkelerin fahri konsolosları, iş dünyasının tanınmış isimleri vardı.

Serginin en önemli özelliği Nikolas Kopernik‘in bilimin gelişimine ne kadar büyük bir etkisi olduğunu göstermesidir. Sergide, Kopernik‘in yaşamı ve çalışmalarıyla ilgili çeşitli yönleri vurgulayan bir dizi benzersiz eserin röprodüksiyonları panolar şeklinde sunuluyor. Bunlar arasında Kopernik‘in portresiyle damgalar ve madalyalar, çeşitli dönemlerden sanatçı portreleri, el yazmaları ve çalışmalarıyla ilgili belgelerden alıntılar, bilim adamını anma anıtlarının fotoğrafları ve ayrıca onun keşiflerinin çağdaşları tarafından nasıl algılandığını gösteren birçok materyal bulunuyor. 15 panodan oluşan sergi, Polonya ve Türkiye dışında bir çok ülkede de sergileniyor.

Nikolas Kopernik‘in yaşadığı dönemlerde Güneşin, Dünyanın etrafında döndüğüne inanılır. Nikolas Kopernik “Güneşi durdurdu, Dünyayı harekete geçirdi” sloganıyla anılır. En büyük başarısı, Güneşin merkezde olduğu, Dünyanın bir gezegen olduğu ve diğer gezegenler gibi Güneşin etrafında dairesel bir yörüngede döndüğü heliyosentrik bir Güneş Sistemi modelini geliştirmesidir. Bunu “De Revolutionibus Orbium Coelestium/ Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine” adlı eserinde belgeledi ve bu 1543‘te Nürnberg‘de yayınlandı. Yayınlandığı zaman hayatını kaybettiği için yıllar sonra onun izini takip eden Kopernikçi olarak da tanımlanan Galile gibi başı kilise ve engizisyonla derde girmedi.

Teşekkürler Fatma Durmaz Yılbirlik, Witold Leśniak, İbrahim Burkay. Bilim sizinle olsun.