Bizim kuşağımız okullardaki “Yerli Malı Haftaları” ve de “Yerli malı Türkün malı, herkes onu kullanmalı” sloganıyla büyüdü.

Günümüzde iki kavram birbirine çok karıştırılıyor. Bunlar yerli ve milli kavramlar. Siyasilerimizden, devlet kurumlarının yöneticilerine; sanayicilerimizden/ticaret erbabımızdan, köşe yazarlarına; akademi dünyamızdan, hukukumuza kadar bu kavram kargaşası devam ediyor.

Kavramlar önemli ve değerlidir. Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini içine alan ve onları bir ortak ad altında toplayan genel bir tasarımdır. Bunlarla oynanmaya veya karıştırılmaya başlandığında öncelikle genel anlamda kişinin nesne ile ilişkisinden doğan nitelikle, yani değerlerle oynamaya başlarsınız. Kavramların içi boşaldıkça, değerlerin de içi boşalır. Bunu belki bilinçli, belki de bilinçsizce yaparsınız. Bu noktada kavramların doğru kullanılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Birbirine çok karıştırılan yerli ve milli kavramları özünde basit kavramlardır. Yerli dediğimiz “Fikri sinai hakları yurtdışı menşeli bile olsa ülke sınırları içinde üretilen” herşey demektir. Bu ülke sınırları içinde bu ülkenin işçisi, teknikeri, mühendisi ile üretilen her şey yerli üretimdir. Yani biz 50 seneyi aşkın bir süredir yerli otomobili zaten üretiyoruz.

Milli dediğimiz ise “Fikri ve sinai hakları milletimize ait olan” demektir. Rusya’da bile üretilse fikri ve sinai hakları bize aitse, milli bir üretimdir. Örneğin Çin‘de üretilen bir Nike ayakkabı, Çin‘in yerli üretimidir, Çin malıdır. Ama aynı zamanda tüm hakları Amerika‘da olduğu için Amerika‘nın milli üretimidir.
Yerli ve milli dediğimiz ise hem üretimi ülkemizde yapılmış(yerli), hem de tasarımı ve hakları ülkemize ait olan(milli) ürünlerdir. Bursa’dan örneklemek gerekirse gıda alanında dünya devleri ile aynı pazarda yarışan ülkemizde üretilen ve haklarının ülkemize ait olduğu Sütaş ve Uludağ İçecek markaları, “hem milli, hem yerli” ürünlerdir.

BTSO’DA YERLİ MALI HAFTASI SEMİNERİ

1923 yılında daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce İzmir İktisat Kongresi toplandı. Bu kongrede yurdun bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde TBMM’de bir konuşma yaptı. Konuşmasında ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumlu olma konularını anlattı. 1946 yılından itibaren Yerli Malı Haftası kutlanmaya başladı. 1983 yılında adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirildi.

12-18 Aralık Haftası kutlanan bu haftada tutum, yatırım ve Türk malları hakkında bilgi verilir.

BTSO ev sahipliğinde, Milli Eğitim İl Müdürlüğü işbirliği ile Yerli Malı Bilinci ve Gelecek Nesiller Semineri düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan, Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Bülent Altıntaş ile BTSO Meclis ve Komite Üyelerinin yanı sıra meslek ve teknik Anadolu liselerinden öğrenciler bu programa katıldı. Programda savunma sanayiinden otomotive, tekstilden perakendeye, bilişimden sağlığa kadar birçok sektörde önemli başarılara imza atan Bursa iş dünyası temsilcileri deneyimlerini ve yerli üretimin önemini anlattı.

Açılışta daha iyi bir gelecek için her alanda yerli ve milli üretimin artırılması gerektiğini söyleyen Koçaslan, “Kendi kendine yetebilmek, kendi kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanabilmek aslında sürdürülebilir kalkınma için de oldukça önemli bir konudur” dedi.

Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Bülent Altıntaş, ise Türkiye’nin tüm sektörlerde yerli ve milli üretime yönelmek zorunda olduğunu, Bursa’nın bu anlamda Türkiye’nin örnek şehirleri arasında yer aldığını ifade ederek şöyle devam etti:

“Bursa’nın tarihine baktığınızda gerçekten müthiş başarı hikayeleri çıktığını göreceksiniz. Bursa’dan çıkıp sektöründe lider konumunda olan birçok firmamız var. Bugün bu başarı hikâyelerinin mimarlarını gençlerimizle buluşturmak üzere bu etkinliği gerçekleştiriyoruz. BTSO’ya ev sahipliği için teşekkür ediyorum. Sektörün beklentilerini doğru anlamak, sektörle senkronize hareket etmek istiyoruz.

Beceri haritası çalışmamız var. Eğer bunu başarı ile hayata geçirebilirsek sektörün bizden beklediği becerileri ve okullarda verdiğimiz eğitimi daha uyumlu hale getirmiş olacağız. Bu projelerimiz Bursa’ya olan inancımızdan kaynaklanıyor. Biz Bursa’da eğitimi istediğimiz noktaya taşırsak, Türkiye ekonomisinin de büyümesine katkı sağlayacağımızı düşünüyorum.”

Programın ilk oturumunda BTSO Meclis Üyesi Münür Özgen moderatörlüğünde, Makina Freze Kalıp (MFK) Genel Müdürü Muhsin Mardin, ILESBUS Genel Müdürü Esra Yıldırım, Anılteks Genel Müdürü Burak Anıl, Beka-Mak Yönetim Kurulu Başkanı Engin Çetiner öğrencilere tecrübelerini aktardı.

İkinci oturumda ise BTSO E-Ticaret Dijitalleşme Konseyi Başkanı İlker Özgüven moderatörlüğünde Özdemirsim İletişim Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Özdemir, Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Fatih Özkul, Şener Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Sayılgan ve BKM Kitabevi Kurucusu Kutbettin Bingölbali başarı hikayelerini paylaştı. Yaklaşık 400 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen seminer, soru cevap bölümünün ardından son buldu.

SON SÖZ

Toplum karşısında konuşan, kamuoyunu bilgilendiren ve bir biçimde rol model olan insanların kavramları doğru ve yerinde kullanması önemlidir. Bilinçli veya bilinçsiz söylemlerle kavram kargaşası yaratırsak bu sadece düşmanlarımızın veya bizi bölmek isteyenlerin işine yarar.

Evet, çocukluğumuzda okulda unutmadığımız beynimize yerleşmiş deyiş netti:

“Yerli malı Türkün malı herkes onu kullanmalı.”

Bu ülkede, bu ülkenin mühendisinin, işçicisinin, teknikerinin, üretmiş olduğu her türlü ürün bizimdir. Yerli malıdır. Öncelikle tüketmemiz gereken onlardır.

Eğer bu ürünlerin telif hakları ve geleceği ile ilgili karar verme yetkisi ülkemize ait ise o zaman o ürün aynı zamanda milli üründür. Milli ürün ülkemiz dışında da üretilse yine bizim ürünümüzdür.

Hele hele bir ürün hem milli hem de yerli ise bu kadayıfın katmerlisidir.

Ülkemize ve ülkemizde üretilenlere sahip çıkmak her Türkün görevidir. Burada Türk kavramını bu ülkede yaşayan herkes için kullanıyorum. Etnik bir kavram olarak kullanmıyorum.

Ülkemizde üretilen her şeyi sahiplenelim ve onunla gurur duyalım.