Geçmiş üzerine algılar yaratmaya çalışmak, onu farklı göstermeye çalışmak veya ondan yokmuş/olmamış gibi söz etmek bir şeyi değiştirmez. Geçmişe baktığınız açı/açılar ne olursa olsun geçmiş değişmez. O öyledir. O değişmez.

Her zaman hakikat/gerçek/realite yerinde durur.

Hakikatin olduğu her yerde de unutuluşun içine terk edilmiş bir şey daha gün yüzüne çıkar ve böylece üstü açılmış olur. Bu da bütün gizlenmemişliği içinde insanı Var-olma’ya ve böylece düşünmeye çağırır.

Varoluşcu ünlü Alman filozof MartinHeidegger’in(1889/1976) dil için dediği gibi “Dil, varlığın sözcüklere gelmesidir. Var-olan (eon), var-olanlara (ta onta/on ti) dağılarak ve onlara yerleşerek, onları adlandırarak var kılar.”

Scott Plous, 1993’de yazdığı “Yargılama ve Karar Verme Psikolojisi” adlı eserinde şöyle der:

“Doğrulama yanlılığı ya da teyit yanlılığı, kişilerin kendi inançlarını, düşüncelerini ve varsayımlarını destekleyen ya da teyit eden bilgileri kayırma, dikkate alma ve öne çıkarma eğilimidir. Bu yanlılığa sahip kişiler inançlarına, düşüncelerine ve varsayımlarına ters düşen, karşı duran, onlarla çelişen bilgileri ihmal etme, yok sayma eğilimi gösterir.”

YOK SAYMAK VE GERÇEK/HAKİKAT/REALİTE

Bir kurtarıcı düşünün onun adını yok etmeye çalışıyorsunuz. Onu yok saymaya çalışıyorsunuz. Sizin söylemleriniz, sizin eylemleriniz ile “O yok olur mu?”.  O kurtarıcıdır. Belki size inananlar onun yok olduğuna, olmadığına, kurtarıcı olmadığına inanırlar. Ama O her zaman o kurtarılan halk/millet için kurtarıcıdır.

Bir kurucu düşünün onun adını yok etmeye çalışıyorsunuz. Onu yok saymaya çalışıyorsunuz. Sizin söylemleriniz, sizin eylemleriniz ile “O yok olur mu?”.  O kurucudur. Belki size inananlar onun yok olduğuna, olmadığına, kurucu olmadığına inanırlar. Ama O her zaman o kurulan ülke için kurucudur.

Bir devrimci/inkilapçı düşünün onun adını yok etmeye çalışıyorsunuz. Onu yok saymaya çalışıyorsunuz. Sizin söylemleriniz, sizin eylemleriniz ile “O yok olur mu?”.  O kurtarıcıdır. Belki size inananlar onun yok olduğuna, olmadığına, o inkılap ve devrimleri yapmadığına inanırlar. Ama O her zaman devrimleri içselleştirmiş halk/millet için devrimcidir.

Elbette kurtarıcıyı, kurucuyu ve devrimciyi sevmeyebilirsiniz. Hatta ondan nefret bile edebilirsiniz.

Ben size neden? diye sormam.

Ben size niye hala buradasınız? diye sormam.

Ben size ne yapmak istiyorsunuz? diye de sormam.

Çünkü bu onun olmadığını, onun kurtarmadığını, onun kurmadığını ve onun devrimleri yapmadığını getirmez.

Benim siz karşı çıkanlardan, yok sayanlardan, yokmuş gibi davrananlardan beklediğim tek şey var.

Ben size sormuyorum.

Siz de bana saygı duyun.

Benim hassasiyetlerime saygı gösterin.

Görmekle kavramanın, söylemekle düşünmenin, var olmakla konuşmanın, işitmekle görmenin, iç içeliğinde insan kendisi konuşmadığında da işitmeyi öğrenir. İşittiği bu ses kendi var-olmasının sesidir.

SON SÖZ

Latince divide et impera/böl ve yönet anlamına gelir. Bu kavram literatüre Niccolò Machiavelli’nin 1532 yılında yayınlanan “Prens” adlı kitabında geçer.  Medici Prensine iktidarını nasıl kullanacağını anlatır.

Bir çok söylentiye göre Roma İmparatorluğunun yayılma politikasının bir parçasıdır. Bu söz İngiltere İmparatorluğu’na da atfedilir. Günümüzde ise yayılmacı politikaların genelde kullandığı bir yöntemdir.

Son sözdeki girişimdeki konu bizim yayılmacı politikamız ile ilgili. Biz bunu yanlış anlamışız. Bir zamanlar bir politikacının “Ülkeye komünizm gelecekse biz getiririz.” dediği gibi bizim düşmana ihtiyacımız yoktur. Fıkrada olduğu gibi “Biz kendimizi kendi ayağımızdan çekeriz.”

Birbirimizi şeriatçılıkla, Atatürkçülükle; mezhep farklılıklarıyla; etnik farklılıklarla; Osmanlılık ve Cumhuriyetçilikle bölerek/kutuplaştırarak kendimizi vurmaya, doğru yaptığımızı zannederek devam ediyoruz.

Yazının finali ise Benim hassasiyetlerime saygı gösterin.”

“Kurtarıcıma, kurucuma, devrimleri/inkilapları yapana, özetle ‘Atama ve Cumhuriyetime’ saygı gösterin.”

(Sözüm gerek sosyal medyadan, gerek medyadan, gerek siyasi kimlikle, gerekse din adamı kisvesi altında Atama ve Cumhuriyetime saldıranlara!)

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Atam iyi ki vardın…