Bursa Seramik Sanat Kolektifi’nin DURMA SANAT ana sponsorluğunda gerçekleşen Seramik Heykel Sergisi ulusal sanatçıların seramik eserlerine ev sahipliği yapıyor.
Proje Küratörlüğünü Huri Aykut Ülker’in, Sergi Küratörlüğünü Dilek Erkoç Yıldız’ın, Proje Koordinatörlüğünü Canan Temizelli’nin yaptığı “Yüzler” Avucundaki Toprak Seramik Heykel Sergisi, Bursa‘da gerçekleşmesi planlanan 2. Uluslararası Seramik Bienali‘nin tanıtımını ve seramik sanatının bilinirliğini artırmak amacıyla düzenlenen etkinliklerin bir parçası olarak hayata geçirildi.

Özlüce’deki Karya 29 Yaşam Merkezi’ndeki Galeri N Nilüfer Belediyesi Sanat Galerisi’nde açılan sergi 30 Haziran’a kadar açık olacak.
***
Güneş Sistemi‘nin ilk olarak İsveçli Emanuel Swedenborg tarafından 1734 yılında öne sürülen, daha sonra Alman Immanuel Kant tarafından 1755 yılında genişletilen bulutsu hipotezine uygun olarak oluştuğu düşünülür. Benzer bir teori Fransız Pierre-Simon Laplace tarafından bağımsız olarak 1796‘da üretilir. Bu teoriye göre Güneş Sistemi 4.6 milyar yıl önce dev bir moleküler bulutun çökmesi sonucu oluşur.
4.5 milyar yıldır dünya güneş etrafında dönerken önce Theia, gezegeni ile çarpışır. Çarpışma sonucu Theia gezegeni paramparça olur. Bir kısmı Dünya‘nın üzerine saçılır, geri kalan kısmı ise Ay’ı oluşturur.
Boşlukta dönerken zamanla soğuyan bu kütlenin üzeri sert bir kabuk halini alır. Bu sert kabuğu oluşturan kayaların milyonlarca yıl boyunca çeşitli etkiler ile ayrışması sonradan içerisine organik maddelerin karışmasından toprak oluşur.
Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur. Yaklaşık 1 cm toprak ortalama olarak 1000 yılda oluşur.

Dünya oluştuktan yüz milyonlarca yıl sonra su yabancı bir madde olarak, donmuş parçalar halinde (buz) uzaydan gelir. O sırada gezegenimiz yanardağların sürekli patladığı kupkuru bir yerdir.
Süreçte canlılık yaklaşık 500 milyon yıl önce yeşil alglerle başlar. Uzun yıllar içinde günümüz çeşitliliği içinde ilk modern insan olan Homo sapiensler, yaklaşık 200.000- 300.000 yıl önce evrilmeye başlarlar. Konuşma yani dil yeteneği ise yaklaşık 50.000 yıl önce kazanılır. Yaklaşık 70.000-100.000 yıl önce insanoğlu Afrika‘yı terk etmeye başlarlar.
İşte o zamandan sonra insanoğlu 4 milyar küsür yıl önce oluşmaya başlayan ve sonra su ile buluşunca milyarca yıldır doğada çeşitliliği yayan toprağı tarımın dışında işlemeye başlar. Yine su ile buluşturulan kil ve toprak (terra) çeşitli karışımlarla işlenir. Porselen, çini, seramik ve diğer ürünler oluşturulurken önce ihtiyaçlardan (kullanma, süsleme) doğan bu alan süreçte beraberinde bir sanat dalını oluşturur.
Üzerinde yaşadığımız topraklarda Anadolu’da Seramik sanatının oluşumu dokuz bin yıllık bir geçmişe sahiptir. İnsanoğlu kili ilk şekillendirmeye başladığında önce suyu kullanır, sonra toprağı, sonra da ateşi.
Bulgulara göre Anadolu’da Çatalhöyük’te, kil ilk şekillendirildiğinde tarih MÖ 6000’i gösterir. Çatalhöyük kazılarında evlerde pişmiş toprak figürler, ana tanrıça heykelcikleri bulunur.
Anadolu’da Türk El Sanatlarından olan seramik ve çinicilik sanatı Selçukluların 1071’de Anadolu’ya girmesiyle başlar. Osmanlı seramik ve çini sanatında, Selçuklu mozaik çini ve renkli sır tekniği bir başlangıç teşkil etse de uzmanlarca “15. yüzyıl Osmanlı eserlerinde çini mozaik tekniğinin çok kısıtlı yer aldığı” söylenir. Osmanlı dönemi seramik ve çinilerinde figüratif dekorlara karodan çok tabak ve vazolarda rastlanır. Selçuklularda ise figüratif dekorlara daha çok karolarda rastlanır.

YÜZLER SERGİSİ ÜZERİNE
İnsanoğlunun ruh halinin, davranış şeklinin, duygularının yansıdığı yer yüzlerdir. Yüzler adeta bir aynadır. YÜZLER Sergisinde sanatın evrensel dilini kullanarak, toprağın insanlık tarihindeki merkezi rolünü anlamak ve toprağın heykele dönüşümünde farklı teknikler ve stillerle oluşturulmuş bir dizi seramik heykel yer alır. Burada her bir eser toprağın yaşam döngüsünü ve insanın doğayla olan ilişkisinin sembolik anlamlarını yansıtır.

Topraktan heykellere dönüşen yüzler, insanın doğayla olan bağını, toplumsal kimliğini yansıtan birer araç haline gelir ve insanlığın köklerine, kimliğine ve ilişkilerine derinlemesine bir bakış sunar. 23 ulusal sanatçı, 30 eseri ile sergiye katılır.
Sergide Canan Temizelli, Çiğdem Karayel, Derya Deniz, Ece Özertan, Ece Şenol Koca, Elif Çavuş, Eser Kasapoğlu Gesoğlu, Esra Nurten Gül, Esra Özden, Fatih Aslan, Fatma Palta, Hülya Aras, Huri Aykut Ülker, Kübra Tetik, Leyla Uyar, Nilay Sayrav, Nihal Sarıoğlu, Pınar Özgen, Rana Helvacı, Şule Küçük Yılmaz, Tuba Kopal, Yeliz Keskin’in eserleri bulunuyor
SON SÖZ
Sanata destek veren herkesi, sanatçıları, organizatörleri ve izleyenleri kutluyorum.
Ömer Hayyam bir rubaisinde şöyle der:
“Testici dükkânından geçtim, eski zamandı,
Ve o toprak ustası becerikli adamdı.
Gözü bağlılar görmez, baktım gönül gözümle;
Avucunda tuttuğu toprak, gördüm, babamdı!”
Sanatsız kalmayın.


