Erkurt Holding’in kurucusu ve Onursal Başkanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, 1940 yılında İstanbul’da doğar. 1961 yılında ODTÜ Makine Bölümü’nden yüksek şeref derecesiyle mezun olduktan sonra, 1962 yılında yüksek makine mühendisi olur. Bir süre Bayındırlık Bakanlığı’nda çalışıp Almanya’ya gider. 4 yıl Almanya’da; Demag Grubu’nda mühendis olarak çalışır.
Almanya’dan sonra Ankara’ya, Türk Traktör’e gelir ancak fazla kalmaz. O sırada, Türkiye’nin ilk asfalt esaslı çatı izolasyon örtüsü üretim hatlarından biri olacak “SUDUR” hattını devreye almak üzere, 1969 yılında, Taysan A.Ş’nın kurucu ortağı ve genel müdürü olarak Bursa’ya gelir. 1971 yılında Tofaş ve Renault’nun ses izolasyonu için asfalt esaslı kesilmiş plaka istemeleri üzerine ürün geliştirilir ve böylelikle otomotiv sektörüne girilmiş olur.
İlk başlarda ses yalıtımı için üretilen bitüm esaslı ürünlerin ardından, sektörün taleplerini karşılamak amacıyla keçe esaslı ses yalıtım malzemeleri üretmek için çalışmalara başlanır. Bu sayede keçe makineleri imal eden Recep Bekler ile kurulan dostluk, sonunda bir ortaklığa dönüşür ve 1978 yılında Erkurt Tekstil ve Yalıtım Ürünleri A.Ş. kurulur.
Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, ağırlıklı olarak otomotiv yan sanayisinde faaliyet gösteren Erkurt Holding’in onursal başkanıdır. Bilindiği gibi Turgut Özal döneminde Devlet, Maliye ve Dışişleri Bakanlığı yapmış bir siyasetçidir de aynı zamanda.
1978 yılından günümüze şirketler, ilk günden itibaren kazandığını daima işine, gelişime ve istihdama yatırır. Erkurt Holding iştiraklerinde, %24’ü kadın çalışan olmak üzere, 1100 civarında personel çalışmaktadır.
Birinci kuşağın misyonunu ikinci uşak devralır. 1978 yılında, ilk şirketi kuran Ahmet Kurtcebe Alptemoçin ve merhum Recep Bekler’in izinden, Kerem Alptemoçin liderliğinde Mert Bekler, Mesut Bekler ve üçüncü kuşak temsilcisi Ahmet Kuntberk Alptemoçin ve Sevim Beksaç’tan devam eder.

47. YIL KUTLAMASI
Erkurt Holding geçtiğimiz günlerde 47. Yaşını Merinos AKKM’de düzenlediği bir törenle kutladı. Etkinlik Ali Kerem Alptemoçin’in açılış konuşması ile başladı. Ardından vakıf öğrencilerinin ritim gösterisi vardı. Kıdem Ödülleri Töreni ve çalışanlardan oluşan koronun dinletisi gerçekleşti. Vakıf öğrencilerinin halk dansları gösterisi ardından tören sona erdi.
KEREM ALPTEMOÇİN’İN KONUŞMASI
Açılış konuşmasında Kerem Alptemoçin güzel bir konuşma yaptı. Konuşma uzun ama içerik doluydu. Ben burada paylaşmak istedim.
Kerem Alptemoçin’in açılış konuşması şöyleydi:
“Öncelikle, 47 yıl önce ERKURT’u kurmayı hayal eden ve hayallerini gerçekleştirecek özgüveni ve özveriyi ortaya koyan başta Onursal Başkanımız Ahmet Kurtcebe Alptemoçin ve merhum Recep Bekler ağabeyimiz olmak üzere, tüm hissedarlarımıza, emeği geçmiş ve geçen çalışanlarımıza, çözüm ortaklarımıza ve elbette değerli müşterilerimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Bu uzun beraberlik süresince yolu Erkurt’tan geçmiş ve ruhları Hakk’a yürümüş tüm Erkurt’lular için Allah’tan rahmetler diliyoruz. Biz, hepsinin emeklerinden razıyız, Allah da hepsinden Razı olsun. Kocaman bir 2025, yılını geride bıraktık ve yine kocaman bir 2026 yılına merhaba diyoruz. Aslında epeyce süredir kocaman yıllar yaşıyoruz. Zorlayıcı ama bir o kadar da geliştirici kocaman yıllar. Gelişim, zorlayıcı faktörler olmadan, konfor odalarında olmuyor. Mühim olan, zorlukları fırsatlara dönüştürmek. Gerçek şu ki, sağlam kökler ancak sert rüzgarlarda büyür.

Mesut Bey ile benim Erkurt’ta 28 senem doldu. Dolu dolu yaşanmış, tecrübeyle işlenmiş, Erkurt’un ruhunu oluşturan karakterler, hikayeler ve duruşlarla bezenmiş 28 yıl.
Hatırlıyorum da, işte şurda keçe preslerinin arasından Fevzi Usta selam veriyor, Asfalt’ın orada İsmail Aga derin derin düşüncelere dalmış, Yücel ve Güney Kont biraderler yanımızdan geçiyor, merhabalaşıyoruz. Kendini ben Nevzat Bey diye tanıtan Cemre’nin Genel Müdürü bayilere halı yetiştirme peşinde, Rıfat Lizör yine banka yollarında, Nazım Bey, Günay Bey ve ben öğlen kirişi kırıp ya çiğ börek ya da kebap yemeğe bir yere kaçıyoruz.
Mesut Bey bıkmadan kaç ton asfalt çektiniz diye soruyor Erkurt’ta, Gülçin Hanım FiFO peşinde ambarlardan el sallıyor, ancak hammadde ilk girse de son çıkan hep kendisi oluyor.
Gülser hanım, tüm anaçlığı ile elemanlarını gözetiyor arada ödül alıyor, Ahmet Ardıçlı, CNC tezgahlarında kalıp işliyor, Mustafa İdeal kimsenin anlayamadığı gizemli hesaplar peşinde, Feramuz Kaya her şeye yo- yo -yo diyor. Emin Bey ile 100. Yılda Beşiktaş şampiyon olur mu muhabbetleri yapıyoruz,
Fazla gevşeyince, tabii Babam, genzini temizleyip hafiften bir öksürdüğünde hepimiz şöyle bir hizalanıyoruz. İmdadımıza Recep abi yetişiyor, yediğimiz fırça sonrası kolumuza girip canım benim diyerek gönlümüzü alıyor….
Bugün de benzer sahneler yaşanmıyor mu? Hakan, Doğuş, Işıltan, Hamit, Op360 iyileştirmelerinin, Cihan faaliyet kârını bir öyle bir de böyle hesaplamanın, Cumhur yeni projelerin, Tamer tedarikçilerin peşinde. Mert Bekler’in aklında kırk tilki, Aman dikkat kuyrukları birbirine değmesin, bütçeler sapmasın. Tüm Gölcük, Ford’un peşinde. Tüm Holding de Formfleks’in…
İşte bu benim Erkurtum. 28 senenin bana yaşattığı Erkurt.. Herkesin, hepinizin de kendi Erkurt’u var biriktirdiği ve büyüttüğü. Herkesin kendi Selma’sı, Ahmet’i, Fatma’sı, Berk’i var. Gölcük’ün, Haluğu (bu arada geçmiş olsun) Şener Bey’in babası vefat etmiş, Burcu’su, Yücel’i, Ercan’ı, Cüneyt’i, Romanya’nın Arif’i, Evren’i, Petre’si, Andrea’sı var.
1978 yılından bu yana binlerce insan, burada ekmeğimizi kazandık…Bu sayede evimizi yaptık, araba aldık, çoluk çocuğumuzu okuttuk, meslek sahibi yaptık, evlendirdik… Kimi emekli olana kadar Erkurt’ta kaldı, kimi edindiği tecrübeyle, öğrendikleriyle güçlendi, başka yerlere gitti. Ama biliyorum ki, gitmiş dahi olsalar, buradaki günlerini hep bir hoşlukla hatırladılar. 50 yıla yaklaşan tarihimizde, her dönemin kendi hikayesi var.

80’li yıllarda önemli olan üretmekti. 90’lı yıllarda kaliteli üretme algısı gelişti. 2000’li yıllarda ise globalleşme ile tanıştık. Dünya arabası, ortak platform araçlar gibi kavramlar çıktı karşımıza. 2010’lı yıllarda Türk firmaları olarak yurtdışına açılmaya başladık; ihracat ile büyüdük, yurt dışında şirketler kurduk. 2020’ler ise her anlamda ZOR. İlk 5 yılı, covid, chip krizi, küresel enflasyon, fiziki ve ticari savaşlar ile geçti. İkinci 5 yıl pozitife dönecek, öyle umuyorum, öyle istiyorum. Dünya için öyle olmalı.
Her dönem, zor olsun kolay olsun, şartlar neyi gerektiriyorsa biz onu yaptık, böylece her badireden güçlenerek çıkmayı başardık. Sektördeki saygın konumumuzu her dönem koruduk.
Çünkü, “Doğru, dürüst ve iyi niyetli olduk, kaliteli ürettik. Yasalara daima saygılı olduk, üretim ve yönetim anlayışımızı sürekli geliştirdik ve hiç şüphesiz ülke ekonomisine ve toplumun gelişimine artan bir katma değer sağladık.”
Günümüzde yani 2020’li yıllarda, çok dinamik, hızla dönüşen, heyecan verici ve bir o kadar da ürkütücü bir değişim dönemini idrak ediyoruz.
1990’dan sonra doğan gençlerimiz eskiyi bilmezler çünkü bu süreç yaşanırken doğdular ve içinde büyüdüler. 80’ler ve öncesinde doğanlar olarak biz, bu değişime birebir şahidiz. 90’lı yılların sonları, 2000’li yılların başları, internet ve cep telefonu ile tanıştık. Fakstan, e-maile, telefon santrallerinden, cep telefonuna geçişe şahit olduk. Kemerlerimizdeki telefon kılıflarında Ericson, Nokia taşıdık. Bilgisayar oyunları oynadık. Bilgisayar bizi satrançta yenerken üzüldük, tavlada ise biz yenince sevindik. Yahoo’da aramalar yaptık, ilk e-mail adresimizi oluştururken heyecanlandık.
Değişime direnmemek lazım, değişimi yönetmek lazım dedik. Dünya artık kocaman bir köy, küreselleşmenin nimetlerinden faydalanmak lazım dedik. Gerçekten de bunun için elimizden ne geliyorsa onu yaptık. 25 yıl öncesinin internet ile başlayan dönemini, bugünün Yapay Zekâsı ile başlayan yeni dönem ile benzer görüyorum. Evet, yine, yeni bir şeyler oluyor, birçok şey değişecek, görüyoruz. Günümüzde teknoloji, artık sadece bir araç değil, bir hayat biçimi. Fabrikalarda, ofislerde, toplantı masalarında, evlerde ve hatta karar alma mekanizmalarımızda, 7 gün 24 saat kullanıma hazır bir değer olarak elimizin altında.
Hal böyle olunca, değişim ve dönüşümler müthiş bir hızla yaşanıyor. 100 senede olabilecek şeylerin dönüşümü bir bakıyoruz 10 senede, 20 senede oluvermiş.

İşte kanıtı; 1900 yılında dünyanın en büyük ekonomileri, Britanya İmparatorluğu, ABD, Alman İmparatorluğu, Fransa, Japonya imiş. 100 sene sonra, 2000 yılında sıralama ise neredeyse aynı; ABD, Japonya, Almanya, Fransa ve İngiltere ilk beşteler. Bakın 23 senede ne olmuş? 2023 yıl sonu itibariyle dünyanın en büyük 5 ekonomisi; ABD-Çin-Almanya-Japonya-Hindistan olmuş. 2030 tahminlerinde, yani 5 sene sonra ilk beş sıralamasında Hindistan’ın; Almanya’nın yerini alacağı modelleniyor.
Bir de otomotiv sektöründen örnek vereyim. Ford Motor Company, 1903 yılında kurulmuş. Birçok alanda öncü olan bir kurum. Model T, Mustang gibi efsane modelleri var. Seri imalat yaklaşımının mucidi. 120 yaşındaki Ford’un 2024 yılı toplam araç üretimi 4.500.000 adet, cirosu 185 milyar USD. 1995 yılında batarya üretmek için kurulmuş ve 2003 yılında araç üretmeye başlamış BYD, 2024 yılında 4.300.000 adet araç üretmiş ve 107 milyar USD ciro elde etmiş. Ne kadar çarpıcı değil mi? İnanılmaz…
Teknolojiler değiştikçe ve geliştikçe, piyasalar, küresel politikalar ve dengeler değişiyor, Microsoft, Apple, Tesla, Amazon, BYD, Kripto para markaları gibi yeni küresel aktörler ortaya çıkıyor. Yaşam tarzları ve alışkanlıklar değişiyor, yeniden şekilleniyor. Zaman alan, yorucu, bürokratik pek çok iş, artık sanal ortamlarda, bir cep telefonu kadar yakın ve neredeyse telefon etmek kadar kolay.
Bana göre yeni teknolojilerle daha bireyselci bir toplum gelişiyor. Diğer yandan bu ortam kişilere ciddi manada özgürlükler sağlıyor. Bilgisayar başında, sosyal medyada herkes kendi krallığının hükümdarı.
Bu durum bireyleri, şirketleri, toplumu ve devlet yapılarını dahi, etkiliyor ve değiştiriyor.
Kaygılarımız bile değişiyor. Hayatımızda sosyal medya diye bir gerçek var ve bu ortam beğeni adedi artırma gibi yeni bir kaygı türü eklemiş kullanıcılarına.

Çünkü, Pazar yeri değişmiş, çeşitlenmiş. Pek çok birey bu mecralardan para kazanıyor artık.
Bu da doğal olarak, yeni mesleklerin, , yeni iş kollarının çıkmasına sebep oluyor.
Ben doktor, mühendis olmak isteyen bir kuşağın temsilcisiyim. Benim torunumun ne meslek sahibi olmak isteyeceğini tahmin edemiyorum.
15 sene sonra 2040 yılında insanlar, ne tip araçlara binecekler, bilemiyorum. 15 sene sonra bugün ürettiğimiz ürünleri hala ve aynı müşterilere üretiyor olacak mıyız? Bu ölçekte ve dağılımda olacağını sanmıyorum.
Ama bildiğim bir şey var. O da biz, vizyonumuza ve misyonumuza sahip çıkarak,
Doğru, dürüst ve iyi niyetli olarak, kaliteli üretmeye, yasalara saygılı, üretim ve yönetim anlayışımızı sürekli geliştirerek ülke ekonomisine ve toplumun gelişimine artan bir katma değer sağlamaya devam edeceğiz. Aynen Cumhuriyet’imiz 100. Yılını kutlarken söz verdiğimiz gibi. Ne demiştik, Cumhuriyet’imiz var oldukça üretmeye devam edeceğiz.
Hatırlarsanız, geçen sene yine burada yaptığım konuşmada,
%100 Türk Türk sermayeli bir şirket olarak dünya liginde oynamaya başlayan Formfleks’in, çağdaş, üretken, verimli, disiplinli, tercih edilen ve süreçlerle yönetilen bir şirket olma hayalini Mert Bey’e, Mert Bey’i Formfleks’e, Formfleks’i de Mert Bey’e emanet etmiştim.
Her şeyden önce emanete sahip çıktığınız için teşekkür ederim. 2025, bu hayale doğru yol almak anlamında, 2024’ten daha olumlu yaşandı. Özellikle standart üretim ve sapma yönetimi konularında hizalandık. İnanıyorum ki, gelecek sene daha da iyi olacak.
Fakat, gelecek sene de, sonraki sene de, bir sonraki sene de biz, elimizdeki kısıtlı kaynakları en etkin şekilde kullanarak maksimum verim elde etmeye devam edeceğiz.
Çünkü arkadaşlar, iktidarımızda olan tek şey, kendi operasyonel verimliliğimizdir. Biz, zorluklarla ancak, uçtan uca verimli çalışırsak ve başarıya inanırsak, birlik ve beraberlik içinde mücadele edebiliriz.
Bildiğiniz üzere bizim Sürdürülebilir Erkurt Yönetim ve İmalat Sistemimiz, yani SEYİS’imiz var. Ve bunu her yıl, üzerine koyarak daha da geliştiriyoruz. 2026 yılında SEYİS V.3 gelecek. Bunu da hep beraber geliştireceğiz.
Nihayetinde V3, sadece bir kılavuz değil, uçtan uca bir bakış açısı, her yerde standartlaşma, her alanda gelişim ve iyileşmeyi koruyan bir anlayış olarak “Optimizasyon 360 ve alarm setleri” ile yaşayarak komple bir sisteme dönüşecek.
Daha evvelki versiyonlardan farklı olarak SEYİS V.3’ te, üretimi merkeze aldık. Çünkü biz, üretimciyiz. Bizim var olma sebebimiz üretmektir. Dolayısı ile en güçlü olması gereken kasımız üretim olmalıdır.
Sapma olmadan üretmeli ve sapma yoksa dahi iyileştirme yapmalıyız. Bu kârlılığımızın ve rekabetçiliğimizin temelidir. Bu sene standartlaşma konusunda epey yol kat ettik. 2026, üretim süreçlerinin gelişimine odaklanacağımız bir yıl olacak.
Burada, inovatif olmamız gerekiyor. İnovasyon kelimesinin dilimizde tam olarak karşılığı “yenilikçi” olmaktır. Yeni, daha evvel denenmemiş, yaratıcı yaklaşımların analitik yöntemlerle geliştirilmesi ve tatbik edilmesi, böylelikle şirketin kârlılığının artırması ana hedefimiz olacaktır.

Bu nedenle, SEYİS V.3’ün temel 4 konusundan biri İNOVASYON ile dönüşüm olacak. TGM, OGM, Ar&Ge ve Dijital Dönüşüm beraber, inovatif yaklaşım ve çözümler ile hammadde seçiminden üretim teknolojilerine, EBİTDA’ya katkı sağlayacak, dönüşüm projeleri üretecekler. Yani sadece iyi üretmeye odaklanmayacağız. Daha akıllı üretmeye odaklanacağız. Bu şekilde fark yaratacağız. Bu sene başında kurduğumuz PU Görev Gücü, bu yaklaşımın için çok güzel ve canlı bir örnektir.
Yeni nesil çalışanın, işe alıştırılması, adapte sürecinin hızlandırılması, standart nedir, sapma nedir, sapma olunca ne yapmalıyım senaryolarına göre şekillenecek eğitim setleriyle gelişecek İK yönetimi, SEYİS V.3’ün, 4 temel konusundan diğeri olacak.
Yaklaşım farkı ile ele aldığımız diğer temel konumuz ise, Stratejik Pazar Geliştirme.
Konuşmamın başında, “2040 yılında insanlar, ne tip araçlara binecekler, bilemiyorum. 15 sene sonra bugün ürettiğimiz ürünleri hala ve aynı müşterilere üretiyor olacak mıyız? Sanmıyorum” demiştim.
Ama biz üretmeye devam edeceğiz. Belki başka ülkelerde, belki farklı pazarlarda, mutlaka farklı ve yeni ürünler üretmeye devam edeceğiz. Geliştirdiğimiz güçlü üretim kası ile, sahip olduğumuz malzeme ve üretim bilgimizi, ihtiyaç olan pazarlarda, uzun vadeli değerlere dönüştüreceğiz.
Son olarak, bugün dahi kurumsal itibarımız olan Profesyonel Fonksiyonlar, süreçlerinde daha da mükemmelleşecek, güvenilir ve danışılan olan konumlarını pekiştirecekler.
Kısaca ve ana başlıklarıyla bahsettiğim SEYİS V.3’ü beraber geliştirecek ve hayata geçireceğiz. Bunlar ana başlıklar. Kurulacak Çalışma Grupları ile V.3, genele yayılacak, herkesin öneri ile son halini alacak. Hepimizin fikri olan ve herkesin sahip çıkacağı bir kimliğe bürünecek.
Değerli Mert Bey ve tüm liderlerim. Bu sene de sizlere SEYİS V.3’ü emanet ediyorum.
Uçtan uca, organize, inovatif, çalışma disiplinini süreçlerinden alan ve her şeyden evvel bizim olan bir imalat ve yönetim sistemimiz olsun istiyorum. Biz geliştikçe büyüsün, model olsun hatta başka kurumlara ilham olsun. Çünkü biz, yeni bir faza geçiyoruz. Biz artık sadece ürün üretmeyeceğiz. Model de üreteceğiz ve geleceğimizi üreteceğiz. Allah yardımcımız olsun ki azmedene daima olur. Birlikte ve Daima.”
SON SÖZ
Erkurt Holding’e nice başarı dolu yıllar diliyorum.