Koleksiyon kelimesinin tanımı karşımıza “boş zamanlarını değerlendirme, zevk alma, öğrenme ya da yarar sağlama amacıyla toplanmış, biriktirilmiş ve özelliklerine göre bölümlendirilmiş türdeş ya da benzer şeylerin tümü” olarak çıkar.
Dolayısıyla bunları toplayan kişiye de koleksiyoner adı verilir.
***
Bakın size Osmanlı’nın ilk koleksiyonerini anlatayım:
Hüseyin adında Bursalı bir çocuk. 1918’de daha 9 yaşında. Okuldan artan zamanlarda babasının Bat Pazarı’ndaki mefruşat mağazasında çalışır. Haftalığı o günkü parayla 1 lira.
Bir gün mefruşat mağazasından içeriye bir köylü girer. Heybesinden bir sürü eski eşya çıkarır. Aralarında gözyaşı şişeleri, sikkeler gibi antika değeri taşıyan eserler vardır.
Dedik ya, 1918’in Osmanlısı. O yıllarda bunlar değerli şeyler değil. Mefruşatçı babası İsmail Bey, köylünün gösterdikleriyle hiç ilgilenmez. Fakat küçük Hüseyin, tam köylü dükkândan çıkarken babasından bunları almasını rica eder. O parçalar arasındaki bir Bizans sikkesi, bugün Hüseyin Kocabaş Koleksiyonu’nun ilk eseri olarak şu anda Sadberk Hanım Müzesi’nde sergilenir.
***

Küçük Hüseyin okurken Bursa işgal edilir. İlkokulu bırakmak zorunda kalır. Tarihi eser peşinde yıllar içinde Osmanlıca, Arapça, Farsça, Yunanca, Fransızca, İngilizce, Eski Yunanca, Latince gibi dilleri öğrenir. Bu dillerde makaleler yazar. Uluslararası konferanslarda sunumlar yapar. Eski Mısır tabletlerini bile okur.
Koyu bir CHP’lidir. Bursa’da seçimleri Demokrat Parti kazanınca “CHP’ye oy vermeyen şehirde yaşamam” diyerek ailesiyle birlikte yıllarca Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanlığı yaptığı Bursa’dan İstanbul’a taşınır.
24 kitap yazar, hakkında çeşitli dillerde 14 kitap yazılır ve koleksiyonlarının devletin ve özel müzelerin çoğunda yer aldığı bir Bursalıdır. Dünyanın ikinci büyük İznik Çini koleksiyonu onundur. British Museum ondan bir Brütüs başı almak için yıllarca uğraşır, o “Paranız yetmez” der.
Rahmi Koç, onun için şunları söyler:
“O, tam bir dâhiydi. Hüseyin Bey, tanıdığım müstesna insanlardan birisidir. Yabancı üniversiteler ve bilim çevreleri de dahil, herkesin gerektiğinde kendisine başvurduğu bir uzman, uygarlık tarihi konusunda bir dâhi ve bir medeniyet bilgini idi. Türkiye’de Hüseyin Bey bu işin borsası ve en büyük otoritesidir.”
Şu anda bu ailenin dördüncü kuşağı Arthill Müzecilik olarak devraldıkları kültür mirasını sürdürür.

PROF.DR.MUSTAFA KARA VE “OSMANLICA DERGİ VE GAZETE SERGİSİ”
Uludağ Üniversitesi’nin yıllar boyunca bu kentte yüzleri vardır. Prof. Dr. Zeyyat Sabuncuoğlu, Prof. Dr. Necmi Gürsakal, Prof. Dr. Ali Ceylan vb isimler. Bu isimler akademik görev ve çalışmalarının dışında kente kendi alanlarında ve/veya farklı alanlarda katma değerler yaratır. Bu isimlerden biri de Prof. Dr. Mustafa Kara hocadır. Gerek yazmış olduğu kitaplarla gerek açtığı sergiler ve gerekse oluşturduğu kütüphanesiyle.
Son olarak Mustafa Kara hoca, Bursa’nın fethinin 700. yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bursa Valiliği destekleriyle Heykel’deki Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde bir sergi açtı.
“Osmanlıca Dergi ve Gazete Sergisi” 140 dergi ve gazeteden oluşuyor. Bunların 41 adeti 1. sayılardan oluşmakta. Sergi 16 Şubat’ta açıldı ve bugün sona erecek.
Serginin açılışında Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Prof. Dr. Mustafa Kara’ya bir plaket takdim etti.

PROF. DR. MUSTAFA KARA KİMDİR?
1951 yılında Rize’de doğdu. 1970’de İstanbul İmam Hatip Okulu’ndan, Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu. Şebinkarahisar ve İspir Liselerinde öğretmenlik yaptı. 1977 yılında Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü’ne Tasavvuf Tarihi asistanı olarak atandı. “İbn Teymiye’ye göre İbn Arabi” konulu doktora tezini 1983’te tamamladı. 1989’da doçent, 1994’te profesör oldu. Daha sonra Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden emekli oldu.
Deneme türündeki ilk yazısı “Onlar ve Biz”, Mayıs 1971 tarihli Hareket dergisinde yer aldı. Mustafa Kara’nın çeşitli dergi ve gazetelerde çok sayıda makaleleri, yayınlamış olduğu çok sayıda kitap ve aldığı ödüller bulunmakta.

SON SÖZ
Ucundan köşesinden ilkokul günlerimden beri koleksiyon merakım vardır. Zaman zaman alevlenen zaman zaman hafifleyen bir merakla bir şeyler toplarım. Bu nedenle koleksiyonlar, koleksiyonerler benim için değerlidir.
Ben buradan Mustafa Kara hocamı kutluyorum.