Atatürk diyor ki “Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur”…
I.Dünya ve Kurtuluş Savaşı bitmiş ülkemiz yokluk içinde yeni Cumhuriyetini kurmuş. Gerek batıda Yunanlılar tarafından gerekse doğuda ayrılıkçı etnik çeteler tarafından köyler yakılmış. Tam 280.000 ev yakılıp, yıkılmış durumda. Nerede ise o dönem ülke nüfusunun yüzde 10’nundan fazlası evsiz barksız kalmış.
Demir yok, beton yok. Ev dediğin ağaçtan yapılmış yapılar. Nüfusun yüzde 80’ninden fazlasının köylerde yaşadığı dönemde köylünün evini yeniden yapmak için yapacağı tek şey ormanlardan ağaç kesip, evini yapmak.
Konu ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e intikal ettiğinde, o şöyle der:
“Bu ülkenin fedakar insanlarına evlerini yapmak için orman kesmelerini yasal olarak önlem almak yanlış olur. Onlara hangi ağacın kesilip, hangisinin kesilmemesi gerektiğini anlatmak lazım.”
Bunun üzerine Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), 26 Aralık 1924 tarihinde, Orman Yüksek Mühendisi ve Eczacı Abdulkadir Sorkun, Orman Yüksek Mühendisi Dr. Tevfik Ali Çınar ve Orman Yüksek Mühendisi Asaf Irmak tarafından “Orman Mekteb-i Alisi Mezunları Cemiyeti” adıyla İstanbul’da kurulur.
Osmanlı Devleti’nde ormancılığın bilimsel ve teknik yöntemlerle idare edilmesi amacıyla Fransız uzmanların öncülüğünde 1858’de Orman Mektebi kurulur. Mektep 1880 yılında müstakil yapısını kaybederek Orman ve Ma’âdin (Maden) Mektebi olarak yapılandırılır. 1893 yılına gelindiğinde ise bu mektep kapatılarak ormancılık eğitimi Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi’nin içerisinde birkaç ders ile geçiştirilir. II. Meşrutiyet ile ormancılık eğitimi Ali Rıza Efendi öncülüğünde yeniden yapılandırılarak 1909’da Orman Mekteb-i Âlisi kurulur.
Cumhuriyet’in ilanının ardından mektebin eğitim-öğretim ve fiziki şartlarının düzeltilmesi için yoğun çaba harcanır. Özellikle Fransız Paul Joseph Saby (Belgrad Ormanına odaklanmıştır) ve Alman Profesör Dr. Robert Bernhard’ın (Orman Mevzuatını oluşturan kişidir) raporları yeniliklerin öncüsü olur. Bu çalışmada orman fen memuru (orman mühendisi) yetiştirmek amacıyla kurulan Orman Mekteb-i Âlisi 1934’te Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne bağlı bir fakülteye dönüştürülür.
Ülkemizin ilk orman fakültesinden mezun olan öğrencilere hocaları tarafından şu öğütlenir ve bu bir gelenek haline dönüşür:
“Bir gün bölge şefi olduğunuzda elinizde bir damga olacak. Bu damga ile kesilecek ağaçları damgalayacaksınız. Bu damga sizin namusunuzdur.”
Türkiye Ormancılar Derneği, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en eski sivil toplum örgütlerinden birisidir ve Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) nin kurulmasında öncülük etmiş köklü kurumlardandır. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1951 tarihinde kamu yararına çalışan dernek statüsünü almıştır.
Türkiye Ormancılar Derneği, ABD’de bulunan TIES (Ekoturizm Derneği) üyesidir. Dernek bünyesindeki Ekoturizm Grubu, halka açık ekoturizm gezileri düzenler. Bu gezilerinde gidilen bölgenin vahşi yaşamı ve florası hakkında yetkin ve dernek üyesi en az iki ekip lideri bilgilerini ve deneyimlerini katılımcılara aktarır. Pek çok ulusal ve uluslararası projeyi yürüten dernek bu kapsamda endemik türlerin korunması, Avrupa Sıcak Noktaları ve doğa ile vahşi yaşama ilişkin diğer özellikler üzerinde çalışmalar gerçekleştirir. Dernek aynı zamanda Fransa’da bulunan Akdeniz Ormanları Uluslararası Derneği (AIFM) üyesidir.
Derneğin yayın organı olan Orman ve Av Dergisi 1928 yılından beri düzenli olarak yayınlanır. Çoğunlukla ormancılık ve çevre konularında kitap ve dergi gibi 15.000’den fazla yayını içeren Ali Kemal Yiğitoğlu Kütüphanesi bu konuda en büyük kütüphanelerden biridir.
Türkiye Ormancılar Derneği, 1924 yılından bu yana yaptıkları ile ülkemizde orman, çevre ve doğa sevgisinin yayılmasını, kökleşmesini, kamuoyunun bilinçlendirilmesini, ormancılık bilim ve tekniğinin ilerlemesini, ormancılık sorunlarının yurt, ulus gereksinimleri ve kamu yararı gözetilerek bilimsel ilkelere göre çözümünü amaçlar.
Türkiye Ormancılar Derneği, UNCCD (United Nations Convention to Combat Desertification/ Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi) akredite Sivil Toplum Örgütüdür.
Türkiye Ormancılar Derneği İstanbul ve Antalya’daki iki şubesi, 21 farklı bölgedeki temsilcilikleri ve Orman Fakültesi temsilcilikleri ile bütün Türkiye’de hizmet sunar. TOD, sahip olduğu ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistem Belgesi ile önemli ulusal ve uluslararası iş birliği ve projelere imza atar.
Ülkemizde 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiat koruma bölgesi, 136 sulak alan ve 85 yaban hayatı koruma alanı bulunur.
TOD BURSA TEMSİLCİLİĞİ
Türkiye Ormancılar Derneği Bursa Temsilciliği 1992 yılından beri faaliyettedir. İlk temsilci Kenan Alpacar’dır. Kemalettin Geldi, Abdullah Arslan ve Şerafettin Bayraktar gibi isimler süreçte bu görevi üstlenir.
Bursa temsilciliği Bursa-Yalova ve Bilecik illerini içine alır. 10 yıldır Bursa Temsilciliği görevini Bursa Uludağ Üniversitesi’nden emekli Orman Yüksek Mühendisi Cemal Türeyen üstlenir. Dernek 3 yıldır Şehreküstü’deki kendine ait ofiste çalışmalarını sürdürür.
Bursa temsilciği diğer temsilcilikler gibi Ormancılığı ilgilendiren özel günlerde ve bunun dışında ormancılık bilinci, ağaç sevgisi kazandırılması noktasında çeşitli etkinliklere, sempozyumlara, konferanslara ve basın toplantılarına imza atar. Bursa temsilciği bünyesinde 80 civarında orman mühendis üyesi bulunur.
Bu yıl Türkiye Ormancılar Derneği Bursa Temsilciği 21 Mart Dünya Ormancılık Haftası etkinliklerinde Harmancık’taydı. Orada Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği yapılarak 2 ayrı salonda 3 ayrı oturum hayata geçirildi.
SON SÖZ
Anadolu toprakları doğudan girildiğinde batıya kadar yüzde 80’i ormanlarla kaplı topraklardı. Yıllar içerisinde bu oranı yüzde 30’a düşürmeyi başardık(!). Alanın uzmanı değilim ama medyada geçenlerde 2025 yılındaki ağaç kesim yoğunluğunun gelecek 50 yıllık ağaç kesim miktarı kadar olduğu yazıldı, çizildi.
2000 sonrası verilen maden arama ruhsatlarının cumhuriyet tarihinin kat ve kat fazlası olduğu söyleniyor. Oturup size istatistiksel verileri paylaşmak istemiyorum.
Ama galiba ayağımıza sıkıyoruz ve sıkmaya da devam ediyoruz.
Ben bu köşeden Cemal Türeyen ve yaşamını ormana adamış 80 arkadaşına başarılar diliyorum. İşleri zor.
Unutmayın:
“Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur”
Atamız böyle diyor yüz küsür yıl önce.


