Ocak 2012’de BUSİAD genel kurulu yapıldı. Dört yıldır BUSİAD Başkanlığı’nı yapan Mehmet Arif Özer, görevi Oya Coşkunöz’e devretti. Oya Hanım BUSİAD’ın ilk kadın başkanı olmuştu. İlk kadın yönetim kurulu üyesi de Beyhan Karabacak’tı. O dönem SİAD’larda trend kadın başkanlardan yanaydı. TÜSİAD Başkanlığını da Ümit Boyner yapıyordu.
Oya Coşkunöz’ün bazı şirketleri savunma sanayi üzerine çalışıyordu. Ve başkanlık yolculuğuna çıktığındaki hedeflerinden biri de Bursa’da bir savunma sanayi toplantısı gerçekleştirmekti.
Dönemin belediye başkanı Recep Altepe, valisi de 2016 15 Temmuz’undan sonra görevden alınan valiydi. O dönem ben BUSİAD’ın hem üyeliğini hem de danışmanlığını yapmaktaydım.
Oya Hanım, Tuncer Hatunoğlu ve BUSİAD dönemin genel sekreteri Basri Tüfekçioğlu süreci yönetiyorlardı. Şu anda ismini anımsamadığım birkaç yönetim kurulu üyesi de vardı. O dönem Savunma Sanayi Müşteşarlığı ile bağlantılar kuruldu. Müşteşar Murad Bayar’dı. Ve Bursa’nın ilk savunma sanayi buluşması hayata geçirilecekti. Yer olarak Altınceylan seçildi. Program oluşturuldu. Tarih yanlış anımsamıyorsam 12 Nisan 2012’ydi.
Etkinlik BUSİAD, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği’nin (SASAD) desteklediği bir buluşmaydı. O dönem savunma sanayisi ihtiyaçlarının yüzde 50’sinin yerli tedarik ile sağlanması hedefiyle bir yolculuk vardı.
Gerek müşteşarlık yetkilileri müşteşar Murad Bayar başta olmak üzere gerek SASAD yetkilileri ve Ankara’daki savunma sanayiinin ana aktörü şirket yetkilileri Bursa’ya geldi. Hem konuşmalar hem de B2B görüşmeler planlandı. Ayrıca, bazı şirket gezileri planlandı.
Yine yanlış anımsamıyorsam Celal Gökçen’in Bplas, Erol Özkayan’ın Ermaksan, Oya Coşkunöz’ün Coşkunöz ve Durmaz Ailesi’nin Durmazlar fabrikaları bir VİP minibüsle gezildi.
Orada hiç unutmadığım bir anım vardı. Bu etkinliğin daveti için dönemin sözünü ettiğim Bursa Valisi’ni BUSİAD Başkanı Oya Coşkunöz, BUSİAD YKÜ Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Genel Sekreteri Basri Tüfekçioğlu ve ben ziyaret etmiştik. Oya Hanım etkinliği anlatıp, daveti gerçekleştirdiğinde vali bey hemen “Buna BTSO’da dahil olmalı” deyip, birden bire o dönemin BTSO Başkanı Celal Sönmez’i aradı. Ve etkinliğe birdenbire ne fikir ne de diğer hiçbir hazırlık sürecinde olmayan BTSO dahil olmuştu. Şaşkınlık içinde dışarı çıkmıştık.
Bir yıl sonra 2013’de BTSO seçimleri oldu. İbrahim Burkay ve ekibi kazandı. O yolculuğuna farklı bir biçimde başladı. Alışık olunmadık biçimde kentteki firmaların yetenek matrislerini çıkararak analizler yapıldı.
O yıl wikileaks belgeleri yayınlandı. Orada Bursa firmaları da vardı. 2013 yılında göreve gelen İbrahim Burkay firmalarla yaptığı toplantılarla Uzay, Havacılık ve Savunma alanındaki ilk çalışmaları başlattı. Başkan o dönemde wikileaks belgelerinde adı geçen Bursa firmalarının dünyanın dikkatle takip ettiği firmalar olduğunu bizim de bu farkındalıkla çalışmamız gerektiğini her platformda anlatıyordu.
Daha sonra 07 Haziran 2013’de Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi (BASDEC) kuruldu. Vizyonu Sivil Uzay-Havacılık ve Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu her türlü sistemin BASDEC üyesi firmaların kaynaklarıyla ortak çalışarak mümkün olan en yüksek yerlilik oranında üretilmesini sağlamaktı. 2015 yılında bir dernek statüsü kazandı. BASDEC kurulduğu günden bu yana yurt içi fuarlar, yurt dışı organizasyonlar saha ziyaretleri ile yoğun bir tempoda çalışıyor. Ankara, Eskişehir, Konya, Kayseri, İstanbul gibi şehirlerde savunma sanayinin buluşmalarını gerçekleştiriyor. Pakistan, Suudi Arabistan, Fransa ve Amerika’ya inceleme ve B2B gezilerinde bulunuyor.
BASDEC 3 Aralık 2014’de 27 firma ile UR-GE Projesini başlattı. 08 Ocak 2016’da BASDEC kümelenmesi gerçekleştirildi. 14 Mayıs 2018’de UR GE-1 projesi sona erdi.
14 Haziran 2018’de UR GE-2 64 firma ile başlatıldı. 30 Haziran 2024’de sona erdi. 1 Kasım 2024’te de UR GE-3 kuruldu.
Bu süreçte geçtiğimiz yıl Bursa Business School‘da çalıştay düzenlendi. Bu kasımda da düzenlenecek. Ön çalışları 15-17 Temmuz’da yapılacak. Ayrıca BTSO organizasyonuyla çok sayıda buluşma ve etkinliğe imza atıldı. IDEF Fuarı bir ayrıcalıktı.
HAZİRAN BTSO MECLİS TOPLANTISININ KONUĞU PROF.DR. HALUK GÖRGÜN
BTSO’nun haziran ayı meclis toplantısı rutinin bir gün ve 2 saat öncesinde Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün katılımıyla gerçekleşti. Bu toplantıya meclis üyeleri ve savunma sanayi ile ilgili şirket yetkilileri büyük ilgi gösterdi.
Konuşmasında savunma sanayi ve Bursa ile ilgili bir sunum da yapan Görgün Hoca, sonrasında soru ve yanıt bölümü planlanmamasına rağmen çok sayıda soru aldı ve yanıtladı.
Toplantı sonrası BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın odasına geçen Prof. Dr. Haluk Görgün orada yemek yedi ve sonrasında Sabiha Gökçen’e geçip, uçakla Ankara’ya döndü.
BTSO BAŞKANI NE DEDİ?
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay savunma sanayiini bağımsızlığın ve istikbalin teminatı olarak gördüklerini ifade ederek, güçlü bir savunma kabiliyetinin Türkiye için coğrafi konum nedeniyle tarihi bir sorumluluk olduğunu belirtip, “Tam bağımsızlık ancak güçlü bir ekonomiyle mümkündür.” değerlendirmesinde bulundu.
İbrahim Burkay, daha sonra şunları söyledi:
“Türkiye’nin son dönemde kendi İHA, SİHA, gemi, füze ve hava savunma sistemlerini geliştirerek güvenliğini başkalarının takdirine bırakmayan bir ülke haline geldi. Bu diplomatik ve askeri mukavemetin arkasındaki en büyük güçlerden biri de Bursa sanayisidir.
Bursa’nın otomotiv, makine, tekstil, kimya ve kompozit gibi alanlardaki güçlü altyapısı savunma sanayii için bir temel oluşturmaktadır.
2013 yılında göreve geldiğimizde stratejik çalışmalar yaptık. Kentteki firmaların yetenek matrislerini çıkararak analizler yapıldı. Bu iradeyi BTSO çatısı altında kurumsallaştırarak BASDEC’i hayata geçirdik. Bugün BASDEC 160’tan fazla üyesiyle Bursa’nın savunma sanayiindeki ortak aklını temsil ediyor. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, TEI ve MKE gibi öncü kuruluşlarla yapılan tedarikçi buluşmaları sayesinde Bursa firmalarının ekosistemdeki rolü her geçen gün artıyor.
Dünyanın en büyük savunma sanayii buluşmalarından biri olan IDEF’in organizasyonunu KFA Fuarcılık ile başarıyla gerçekleştirildik. Havacılık ve uzay vizyonunun en önemli sembolü olan GUHEM’de yıllık ziyaretçi sayısında 1 milyon barajına ulaştı. Bu yapıyı Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğinde açılacak havacılık lisesiyle destekleyerek yarının pilotlarını ve teknoloji liderlerini yetiştireceğiz.
Ülkemizin yerli ve milli hedeflerinde çok daha güçlü bir Bursa hedefliyoruz. Savunma sanayimize güçlü bir vizyon kazandırarak bu alandaki gelişime öncülük eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Milli Savunma Bakanlığımıza ve Savunma Sanayii Başkanımız Sayın Prof. Dr. Haluk Görgün’e şükranlarımızı sunuyorum.”
BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da dünyanın en büyük savunma sanayii fuarlarından biri olan IDEF’in BTSO iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonunda düzenlenmesi ve Bursa Business School‘da gerçekleştirilen çalıştayın bu vizyonun somut örnekleri olduğunu belirterek, BASDEC kümelenmesinin oluşturduğu sinerjiyle kentin savunma ve havacılık ihracatında önemli bir ivme yakaladığını kaydetti.
SaGeB’DEN SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI’NA
Milli Mücadele’nin başladığı 1919 yılından 1947 yılına kadar olan dönem Türkiye’de ulusal savunma sanayii kurma hedefinin konulduğu ve bu alandaki ilk girişimlerin yapıldığı dönemdir.
Farklı nedenlerle bu yatırımların başarısız olması ve II. Dünya Savaşı sonrası artan Sovyet tehdidi nedeniyle Türkiye’nin Batı Blokuna yanaşması, Türk savunma sanayii açısından gerileme döneminin başlangıcı olur. Truman Doktrini kapsamında 1947 tarihinde yapılan anlaşma ile başlayan askeri yardımlar ve bu yardımlarla beraber Türkiye’nin ihtiyacı olan silah ve cephaneye kısa sürede ulaşabilmesi sonucunda savunma sanayii yapılan girişimler akamete uğrar.
1947 yılından itibaren Türkiye hibe ve kredili alım yoluyla savunma sanayii ihtiyaçlarını tedarik eden bir ülke karakteri gösterir. Türkiye içinde bulunduğu bu dönemde 1964 yılında gelen Johnson Mektubu ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan ambargo ile ulusal savunma sanayiinin önemini tekrar kavrar. ABD’den gelen paraşütlerin kullanılmasına izin verilmez.
1974‘teki Kıbrıs çıkarmasından sonra Türkiye’ye ambargo uygulanması üzerine Türk ordusu Bursalı sanayici Adnan Ener‘den (Atilla Parlamış’ın kayınpederi, Bülent ve Haluk Parlamış’ın dedeleri) yardım ister. Araştırma yaptıktan sonra çalışmalarına başlayan Ener‘in imal ettiği ilk paraşüt kumaşları Bandırma Ana Jet Hava Üs Komutanlığı‘nda deneyerek başarı elde edilir. O zamanki şartlara göre bir paraşüt 16 kez kullanıldıktan sonra hala kullanılabilir haldeyse uluslararası standartlara uygun kabul edilir. Ener’in kumaşı, ikişer gün arayla denenerek 90 kez kullanılabildiği tespit edilir. Dünya rekoru kıran Ener’in kumaşı 1979 yılındaki bu denemenin ardından Nilüfer Tekstil‘de seri olarak üretilerek Türkiye, dışa bağımlılıktan kurtarılır. O gün rahmetli Adnan Amca’nın başlattığı yolculuk bugün Bursa’da bir çok firmanın uzay, havacılık ve savunma sanayiinde hayata geçirdiği değerli katkıların tetikleyicisi olur.
7 Kasım 1985 tarihinde 3238 sayılı Kanun ile “Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı” (SaGeB) adıyla kurulur. 1986 yılında kurucu başkan olarak Vahit Erdem 1993 yılına kadar görev yapar.
1985 yılında kurulan yapı Milli Savunma Bakanlığına bağlı olarak faaliyete geçer. 1989 yılında adı “Savunma Sanayii Müsteşarlığı” (SSM) olarak isim değiştirilir.
1985-2004 yılları arası dönem Türk savunma sanayii açısından endüstrinin kuruluş dönemidir. Bu dönemde altyapı yatırımlarının ardından yetişmiş insan gücü ve teknoloji açığını kapatmak amacıyla Türk savunma sanayii şirketleri alt yüklenici olarak montajla başlayıp, lisans altı üretim ve çok uluslu projelere ortaklık gibi yöntemlerle kısa sürede büyük gelişme kaydeder.
2000’li yıllara gelindiğinde ihracatçı devletlerin bu talepleri karşılamaktaki isteksizliği nedeniyle yürütülen tank, taarruz helikopteri tedariki projelerde çıkmaza girilmesine neden olur.
Türkiye gelişen savunma sanayiine güvenerek 2004 yılında Savunma Sanayii İcra Kurulunda yürütülen ulusal sanayiyi alt yüklenici olarak destekleyen dış tedarik projelerinin tamamını iptal ederek, ulusal savunmanın ana yüklenici olacağı dış tedarikin alt sistem seviyesinde alt yüklenici olacağı yeni bir stratejiye geçer.
2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi‘ne geçilmesiyle birlikte yapı doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlanır ve adı “Savunma Sanayii Başkanlığı” (SSB) olur. Savunma Sanayii Başkanlığı‘nın ilk başkanı Prof. Dr. İsmail Demir olur. 2023’e kadar görev yapar.
İkinci başkan olarak 6 Haziran 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 3 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Savunma Sanayii Başkanlığına Prof. Dr. Haluk Görgün atanır. Görgün, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanıdır.
PROF. DR. HALUK GÖRGÜN’ÜN SÖYLEMLERİ
Bursa’yı bir sanayi devi olarak takdim eden TC Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Bursa’da 17 OSB, 96 bin aktif firma, 822 bin istihdam, 135 Ar Ge merkezi, 31 tasarım merkezi, 2 teknopark ve 3 üniversite olduğuna dikkat çektikten sonra şunları söyledi:
“Türkiye ortalamasının 1.62 dolar olduğu kg başı ihracatta, Bursa 3.96 dolarda. 5 bin 500 firmadan 200’den fazla ihracat noktasına 20 Milyar Dolarlık ihracat yapılıyor.
Savunma sanayinde caydırıcılık bir zorunluluktur. Bunun alt yapısı da ‘üretim kapasitesi, finansal sürdürülebilirlik, tedarik derinliği, mühendislik kabiliyeti, kritik bileşene erişim, stok hızı, test ve sertifikasyon alt yapısı’ ile sağlanabilir.
Savunma sanayinin tam bağımsız bir savunma sanayine dönüşmesi çok önemlidir. Bugün yüzde 80 üzeri yerli üretim gücünü kullanmaktayız. Dünyanın en büyük 11. savunma sanayi ihracatçısı konumuna geldik.
Bursa’nın daha güçlü bir katılımla burada yer alması gerekiyor. Şu anda Bursalı firma sayısı yüzde 2, brüt katma değerin yüzde 16.6’sı, istihdamın yüzde 10.5’u ve ihracatın yüzde 8.6’sı Bursa’ya ait.
2013’ten bu yana Bursa BTSO BASDEC ile 160 firmayı bünyesine kattı. Bunlar CNC parçadan komponente, oradan yarı mamule ve sonuçta bitmiş ürüne ulaşabiliyor.
Savunma sanayinde yıllık ortalama büyüme yüzde 50 civarında. TUSAŞ 150’den fazla firma ile iş birliği içinde ve 6 ayda 35.5 milyon dolarlık sipariş veriyor. ASELSAN 2021’den bu yana 215 firma iş birliğinde, 135 milyon dolarlık sipariş veriyor. Roketsan 30 kritik tedarikçi ile iş birliğinde.
Bursa’nın yetkinlik karnesine göz attığımızda 242 firmanın YETEN’e (Savunma Sanayii Başkanlığı’na bağlı firmaların kapasite ve yetkinliklerini listelediği digital platform) kayıtlı olduğunu, 127 firmanın EYDEP’te (Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı) değerlendirildiğini, 7 firmanın A seviyesinde, 44 firmanın B seviyesinde ve 50 firmanın da C seviyesinde olduğunu görüyoruz.
Ayrıca otomotiv tesislerinin Hibrit Savunma fabrikalarına dönüşebileceğini göz ardı etmeyin. Bursa’nın kalite kültürünün ve hassas üretiminin yeni bir stratejik fırsat penceresi açabileceğini anımsatıyorum.
Savunma sanayine dönük şirketlerin YETEN’e kayıt olup, EYDEP’e katılıp, ana yüklenicilerle temasını arttırıp, BASDEC/BTSO gücünü etkin kullanarak, üniversitelerle ortak projeler geliştirip, genç yetenekleri firmalarına kazandırmaları temel beklentilerimiz.”
SON SÖZ
Osmanlı savunma sanayiinin son yüzyılda Osmanlı Devleti’nin neredeyse hiçbir ihtiyacını karşılayamaz durumdadır. Devlet bu nedenle sürekli borçlanarak dış tedarike yönelir. 1914 yılında ücreti ödenmesine rağmen İngiliz İmparatorluğu’nun teslim etmediği Sultan Osman ve Reşadiye gemileri görülür. Laf aramızda uzun yıllar sonra benzerini de geçtiğimiz yıllarda (F35 ve diğerleri) yaşadık.
II. Dünya Savaşı’nın arifesinde 1937 yılı Meclis açılış konuşmasının farklı yerlerinde Atatürk, bu duruma şöyle dikkat çeker:
“Harp endüstrisi kuruluşlarını, daha fazla geliştirmek ve genişletmek için alınan önlemler sürdürülmeli ve endüstrileşme çalışmalarımızda ordu ihtiyaçları ayrıca göz önünde tutulmalıdır. Bundan sonrası için bütün uçaklarımızın ve motorlarının ülkemizde yapılması ve harp hava endüstrimizin de bu temele göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin aldığı önemi göz önünde tutarak, bu çalışmaları planlamak ve bu konuyu layık olduğu önemle ulusun gözleri önünde canlı tutmak gerekir. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve zengin Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir zorunluluktur.”
Yeni Türkiye Cumhuriyeti 1923’ten itibaren devletin yetişmiş insan kaynağı olmaması ve maddi bakımdan tüm imkânsızlıklarına rağmen bağımsızlık hedefinin bir parçası olarak büyük savunma sanayii yatırımları yapar.
Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü’ne bağlı olarak kurulan bu fabrikalar şunlardır:
“Ankara Marangoz Fabrikası (1921), Ankara Silah Fabrikası (1923), Kayseri Uçak Fabrikası (1925) (TOMTAŞ’tan devir), Eskişehir Uçak Tamir Fabrikası (1925) (TOMTAŞ’tan devir), Gölcük Tersanesi (1926), Ankara Fişek Fabrikası (1928), Kırıkkale Topçu Mühimmat Fabrikası (1929), Kırıkkale Pirinç ve Döküm Haddehanesi (1929, Kayaş Kapsül Fabrikası (1930), Mamak Gaz Maskesi Fabrikası (1933), Kırıkkale Çelik Döküm ve Haddehanesi (1933), Silahtarağa Fişek Fabrikası (1934), Elmadağ Barut ve Patlayıcı Maddeler Fabrikası (1934, Kırıkkale Nitroselülozlu Barut Fabrikası (1938), Kırıkkale Tüfek Fabrikası (1939), Kırıkkale Top Fabrikası (1939), Orman Çiftliği (Gazi) Motor Fabrikası (1948).”
Bu arada o dönemler devletin dışında özel sektörde de 1925 yılında Şakir Zümre tarafından İstanbul Haliç’te silah ve mühimmat üretim fabrikası, 1930’lu yıllarda Nuri Killigil tarafından tabanca, patlayıcı ve mühimmat üretim tesisleri, 1925 yılında anonim şirket olarak Türkiye ile Alman Junkers firması ortaklığıyla Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ), 1935 yılında Nuri Demirağ tarafından uçak fabrikası, 1925 yılında kurulan Türk Hava Kurumu (THK) tarafından 1941 yılında Ankara’da yine uçak fabrikası kurulur.
Türkiye, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 1,6 trilyon dolar (yaklaşık 1,597 trilyon dolar) Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüklüğü ile dünyanın 16. büyük ekonomisi konumundadır.
Türkiye, 2025 yılı sonu verilerine göre Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine kıyaslandığında; mal ihracatında küresel çapta 29. sırada yer alır.
Son 25 yılda Türkiye savunma sanayi konusunu öncelikleri arasına alır ve bu alandaki destek ve yatırımlarla savunma sanayimizi dünyanın 11. savunma sanayi ihracatçısı ülke yapar. Bu bir önceki satırlar değerlendirildiğinde ülkemizin küresel alandaki en başarılı ve baskın olduğu alandır.
Bu nedenle BTSO’nun 2013’te analizler ve ardından BASDEC ile başladığı yolculuk değerlidir. Bu başarıda nokta kadar da olsa Bursa’nın payı değerlidir. Bursalı firma sayısının yüzde 2, brüt katma değerin yüzde 16.6’sı, istihdamın yüzde 10.5’u ve ihracatın yüzde 8.6’sı Bursa’ya ait olması önemlidir.
Evet, ben buradan değerli bilgileri bizlerle paylaştığı, dünyanın ve de ülkemizin bu sıkıntılı dönemlerinde gurur duyacağımız bize moral verecek şeylerin de ülkemizde olduğunu anımsattığı için Prof. Dr. Haluk Görgün’e teşekkür ediyorum.
Ayrıca bu noktada 2013 yılında çıktığı yolculukta vizyonlarının içinde bu alanın da olduğu ve bu alandaki değerli çalışmaları için BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve çalışma arkadaşlarına teşekkürlerimi iletiyorum.


