Bugün 24 Temmuz. Bugünün ülkemiz tarihinde önemli iki ayrı yeri var. 24 Temmuz 1908 sonrası kutlanan 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü ve de Kurtuluş Savaşı‘nın diplomatik tescilinin yapıldığı, 24 Temmuz 1923‘te İsviçre‘nin Lozan şehrinde imzalanan antlaşma.
Osmanlı II. Abdülhamit döneminde ilginç bir dönem yaşar. Özellikle 1908’in yaz ayları II. Abdülhamit için ve Osmanlı için zor geçmektedir. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını II. Abdülhamit’in görevlendirdiği ne Şemsi Paşa ne de Müşir Osman Paşa bastırır. Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardadır.
Bu süreçte ayaklanmanın 40. gününde Abdülhamit beklenmedik geri bir adım atar. Özünde bu bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdır. 24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edilir.
Bu süreci Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü sevinçle karşılar. Artık sansürün karşısına dikilebileceklerdir.1876’dan kalma sansür kararnamesi uygulanmayacaktır. Artık, sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol etmeyecektir.
Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını şu sözlerle geri çevirirler:
“Gazeteler hürdür, sansür yasaktır.”
Osmanlı’da 25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıdır. İlk kez sansür memurlarının değil, gazetecilerin tercihlerine göre basılmıştır, gazeteler. O dönem özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük olur.
Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden, 5 binler düzeyine çıkarır. Hatta fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya kadar alıcı bulur. Bir ay içinde 200 yeni gazete yayın hakkı alır.
Evet, 24 Temmuz, Cumhuriyet Dönemi’nde “Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı” olarak ilan edilir. Daha sonra kutlamalar “geleneksel gazeteciler günü” VEYA “Basın Dayanışma Günü” adı altında yapılmaya başlanır.
Türkiye’deki basın kuruluşları hiç tartışmasız, bazı dönemlerde 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan süreçlerden geçti. Ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.
LOZAN VE KURTULUŞ SAVAŞI TESCİLİ
Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra müttefik devletler İngiltere, Fransa ve İtalya, Mudanya Mütarekesi’nin ardından 27 Ekim 1922’de İstanbul ve Ankara hükümetlerine yaptıkları çağrıda barış görüşmelerinin Lozan’da başlayacağını bildirir.
Bunun üzerine Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa, Ankara’daki Büyük Millet Meclisi başkanlığına gönderdiği telgrafta devlet ve milletin başına daha büyük zararlar gelmemesi için birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirtir ve kendilerinin gönderecekleri temsilci dışında Ankara’nın da temsilci seçmesini ister.
Bu önerinin kabulü, müttefiklerin körüklemeye çalıştığı İstanbul-Ankara ikiliğini peşinen kabul etme anlamına geleceğinden Büyük Millet Meclisi’nin toplantısında Sağlık Bakanı Rıza Nur ve Hüseyin Avni Ulaş ile 77 arkadaşı verdikleri önerge ile Osmanlı Devleti’nin sona erdiğinin karar altına alınmasını teklif eder.
Böylece 1 Kasım 1922’de kabul edilen kanunla saltanatla halifelik birbirinden ayrılır ve saltanatın kaldırıldığı duyurulur.
Ardından İsmet Paşa’nın barış görüşmelerinde baş delege olması uygun görülür. Bunun üzerine Yusuf Kemal (Tengirşenk) Hariciye vekilliğinden istifa eder ve yerine İsmet İnönü getirilir.
Müzakere heyeti mecliste şöyle belirlenir:
“Baş delege İsmet İnönü, ikinci delege Rıza Nur, delege Hasan Saka (eski İktisat vekili). Delegasyona yardım edecek çok geniş bir danışmanlar grubu oluşturulur. Milletvekillerinden M. Celâl Bayar, Zekâi Apaydın, Lemi Saltık ve Zülfü Tiğrel, Hariciye Vekâleti’nden Münir Ertegün ile Yusuf Hikmet Bayur, ayrıca Tevfik Bıyıklıoğlu, Tahir Taner, Şükrü Kaya ve Fuat Ağralı gibi uzmanlar bunlar arasındadır.”
20 Kasım 1922 tarihinde Lozan’da Mont Benon Gazinosu’nda yapılan Lozan Konferansı’nın açılış toplantısıyla başlayan görüşmeler aralıklarla yaklaşık 8 ay sürer ve 24 Temmuz 1923’de sona erer.
Taraf ülkelerin temsilcileri arasında imzalanan anlaşma, uluslararası anlaşmaların ülke meclislerince onaylanmasını gerektiren yasalar gereğince taraf ülkelerin meclislerinde görüşülür ve Türkiye tarafından 23 Ağustos 1923’te, Yunanistan tarafından 25 Ağustos 1923’te, İtalya tarafından 12 Mart 1924’te, Japonya tarafından 15 Mayıs 1924’te imzalanır. Birleşik Krallığın anlaşmayı onaylaması ise 16 Temmuz 1924 tarihinde olur. Anlaşma, tüm tarafların onayladığına dair belgeler resmi olarak Paris’e iletildikten sonra, 6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girer. Türkiye, antlaşmayı onayladığına dair belgeyi 31 Mart 1924’te teslim eder.
SON SÖZ
Bugün bu önemli anlaşmanın 103. yıldönümü. Osmanlı’nın Sevr anlaşması ile kaybedilen Anadolu’yu yeniden kazandıran Lozan Antlaşması, ülkemizin Kurtuluş Savaşı’ndaki zaferinin devamı niteliği taşır.
Ayrıca bugün 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü’nün de 118. yıldönümü.
Lozan ile derdi olanlara, İstiklal Savaşımızla derdi olanlara selam olsun.
İstiklalimizi bize yeniden kazandıran Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ile isimsiz kahramanlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.


