Geçtiğimiz haftalarda Bursa Yeniceabat’ta bir çağdaş sanat sergisi açıldı. Bu sergi bir hurdalıkta açıldı ve sergi sadece gece 3 saat açık kaldı. Bizim geleneksel sergi anlayışımızın ötesinde bir popart yaklaşımıyla açılan bir sergiydi.
Sergi sanatçı ressam Tolga Burak Filiz’in sergisi ve serginin küratörü Çağrı Dalgıç.
Daha önce bu köşede sözünü etmiştim, serginin adı “Alethetik”ti. Felsefede alethetik (alethic) terimi, doğrudan “doğruluk” veya “hakikat” ile ilgili olan anlamına gelir. Yunanca antik dönemde “hakikat, gizlenmemiş olan, gerçeklik” anlamına gelen aletheia kelimesinden türetilmiş bir kelime.
Bizim ve bizden önceki kuşak ile bir sonraki kuşağımız sanat dendiğinde klasik sanatlar aklımıza gelir. Genelde  1.Mimari (Mekânsal sanat), 2.Heykel (Plastik sanat), 3. Resim (Plastik sanat), 4. Müzik / Musiki (Fonetik / İşitsel sanat), 5. Edebiyat / Şiir (Dil / Zihinsel sanat), 6. Tiyatro, 7. Dans (Ritmik / Sahne sanatı), 8. Sinema (Dramatik ve bütünleşik sanat), 9. Fotoğraf gibi sanat dalları kuşağımızın izlediği sanat alanlarıdır.
Eğer sanat eğitimi almamış bir kişi iseniz, sanatçı değilseniz, sanat uzmanı değil iseniz veya bu alanlara meraklı değilseniz doğal olarak kuşağımız bazı sanatsal etkinlikleri anlamak ve algılamakta zorluk çekiyor. Zaman zaman bu da mı sanat, benim torunum daha güzelini yapıyor, yaklaşımı ortaya çıkıyor.
Sizlerle sanat ve çağdaş sanat kavramı ile ilgili bazı kaynaklardan derlediğim bilgileri paylaşacağım.

DÖNEMSEL OLARAK SANATA BAKIŞ
Dönemsel olarak sanatı irdelediğimizde ise  “Ortaçağ sanatı, Rönesans (1300–1600), Barok (1600–1730), Rokoko (1720-1780), Romantizm (1780–1880), İzlenimcilik/Empresyonizm(1860-1890), Post-empresyonizm (1886–1905), Ekspresyonizm (1905–1930), Kübizm (1907–1914), Fütürizm (1910–1930), Art Deco (1909–1939), Soyut Dışavurumculuk (1940’lar), Çağdaş sanat (1946 – günümüz)” dönemlerini görürüz.
NEYDİ BUNLAR?
Burada Rönesans döneminde dinî ve laik sanatın öne çıkan özellikleri; gerçekçilik, ayrıntı, drama ve derin anlamdır. Barok döneminde ise düzenli sanata karşı bir tavır olarak dinamik, abartılı, süslemeli, canlı ve derin bir sanat karşımıza çıkar. Rokoko dönemi ayrıntılı detayları, sıcak pastel renkleri, eğlenceli sahneleri ve pastoral ortamlarıyla tanınır. Romantizm sanayi devrimi sonrası doğan aristokratik sosyal ve siyasi düzenine, doğanın bilimsel rasyonalizasyonuna ve klasisizme tepki olarak doğan, doğaya ve duygulara verdiği önemle bilinen bir akımdır. İzlenimcilik/Empresyonizm doğadaki unsurların kişinin kendisinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtmayı hedefler. Post-Empresyonizm, Fransa’da, izlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğan akım. Ekspresyonizm/Dışa vurumculuk, doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımıdır. Kübizm, 20. yüzyıl başındaki temsile dayalı sanat anlayışından saparak devrim yapan Fransız sanat akımıdır. Fütürizm, İtalya’da ortaya çıkmış, modern sanat ve toplumsal hareketlerin akımıdır. Art Deco‘nun dekoratif estetiği, çağdaş yaşamdaki mücevher ve cam eşyalardan gökdelenlere ve okyanus gemilerine kadar birçok nesne ve malzemenin görünümünü etkiler. Soyut dışavurumculuk veya resimsel soyutlama, 1940’ların ortalarında New York’ta ortaya çıkan, ressamların gerçek nesnelerin temsiline yer vermeden kendilerini sadece renk ve şekillerle ifade ettikleri bir tür soyut sanattır.

Çağdaş sanat kavramı 20. yüzyılın ikinci yarısında veya 21. yüzyılda üretilen sanattır. Üretim yöntemlerine ve akımlara göre incelenmesi güç; çevre ve toplum bilincinin ağır bastığı; ağırlıklı olarak feminizm, küreselleşme, çevre, biyomühendislik, teknoloji-insan ilişkisi, AIDS ve çok kültürlülük gibi konularla ilgilenir.
1960’lı veya 1970’li yıllardan (başka bir deyişle modern sanatın yani izlenimcilikle başlayıp, soyut dışavurumculukla sona eren dönemlerin bittiği kabul edilen zamandan sonra) günümüze kadar süregelen ve bir akım veya üslup benzeri birleştirici özellikleri olmadığından genel bir deyişle ‘çağdaş’ olarak adlandırılan sanat biçimleridir.
Bazen modernizm sonrası sanat için postmodernsanat dense de postmodernizm tarihsel bir dönemle ve estetik bir yaklaşımla ilgili olduğundan çağdaş olarak nitelendirilen tüm eserleri kapsamaz.
Ülkemizde İngilizce‘deki “contemporary art” teriminin karşılığı olarak çağdaş sanat terimine alternatif olarak, özellikle 1990’larda akademik eğitimle kendi bakışını koparan bir çağdaş sanat akımının ortaya çıkmasıyla “güncel sanat” terimi de kullanılmaya başlandı.

SERGİ KÜRATÖRÜ ÇAĞRI DALGIÇ NE DEDİ?
Alethetik sergisi ile ilgili serginin küratörü Çağrı Dalgıç ile konuştuğumda özetle şunları söyledi:
“Çağdaş sanatın sınırlarına değil; sınır fikrinin kendisine tavizsiz bir balyoz iniyor. Tolga Burak Filiz’in üretimini belirleyen temel hareket, sanatın ne olması gerektiğine ilişkin hazır kabulleri yeniden üretmekten çok, bu kabullerin kendisini sorgulamaktır. Felsefe, mitoloji, sanat tarihi, edebiyat, beden, görüntü ve gündelik hayat onun pratiğinde birbirinden ayrılmış alanlar olarak değil, sürekli birbirine karışan ve birbirini dönüştüren malzemeler olarak ortaya çıkar.
Bu nedenle Filiz’in sanatını tek bir estetik kategori içerisinde tanımlamak kolay değildir. Resim, çizim, metin, video, beden ve nesne arasında hareket eden üretimi, disiplinler arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu sürekli olarak hatırlatır.
Onun sanatında teori, sanat eserinin üzerine sonradan eklenen açıklayıcı bir katman değildir. Felsefe, mitoloji ve sanat tarihi; görüntünün, bedenin ve malzemenin içerisinde çalışan bir düşünme biçimine dönüşür. Kavramlar resme hizmet etmekten çok, resim tarafından yeniden sınanır. Bu nedenle Filiz’in üretiminde entelektüel referans ile maddi deneyim arasında sürekli bir gerilim vardır. Bu gerilimin merkezinde ise insan bulunur. Fakat burada söz konusu olan, kendisini dünyanın ölçüsü olarak kabul eden, rasyonel ve bütünlüklü insan değildir. Filiz’in figürleri çoğu zaman bedenin sınırlarını belirsizleştirir; yüzleri siler, uzuvları birbirine karıştırır, anatomiyi bozar ve insan formunu tanınabilirliğin sınırlarına kadar taşır.”

SON SÖZ
Gerek teknolojik gelişim gerek iletişim araçlarının çoğalması gerek çok kültürlülük gerekse dijital bağımlılık genç kuşakları ve dönemin sanata bakışını ve sanatsal üretim biçimlerini de son 70 yıldır etkilemekte ve değiştirmekte.
Buna üretim süreç ve üretim modellerinin değişmesi, endüstriyel robotların, karanlık fabrikaların gündeme gelmesi; dünyadaki güç dengelerinin yeniden tanımlanması eklendiğinde alışık olduğumuzun dışında bir dünya karşımıza çıkıyor.
Bizim kuşak acayip bir değişim süreçlerinin içinde büyüdü ve yaşadı. Kuşkusuz yeni dönemi, yeni kuşağı ve yenilikleri anlamakta zorlanıyoruz.
Buradan ressam Tolga Burak Filiz ve küratör Çağrı Dalgıç’ı kutluyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum.